21 Haziran 2016 Salı

Bahar Okuma Şenliği 2016 Neslihan’ın (Şah-Rû) 2. Yarı Raporu

Her güzel şeyin bir sonu vardır illa ki. Sevgili Pınar'ın büyük emeklerle her birimizin hayatına dokunduğu bu güzel etkinliğin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. Üzüldüm mü? Doğrusu evet, kategori beklemenin heyecanı özlenmeyecek gibi değil. Etkinliğin bize kattıkları çok önemli. Buradan hayatımıza alışkanlık olarak geçecek güzellikler edinmiş olmak da bir o kadar değerli. Kendi adıma benim için en büyük artısı "çeşitliliği" artırmak, ihmal ettiğim bir çok edebi türe yer vermek oldu. Birlikte okumanın keyfi de inkar edilemez tabi. Keşfedilen onlarca kitap ise paha biçilemez. :)

En başta bizlere köprü olan Pınar olmak üzere, her zaman desteğiyle yanımda olan Eral Ablam'a, her etkinlikte gerek kütüphaneleri gerekse fikirleriyle destek olan can arkadaşlarıma, etkinliği paylaştığım kimi zaman kategorilerinden kopya çekmek suretiyle saksıyı çalıştırdığım tüm katılımcılara teşekkürler. Pınar'ın çok güzel bir şekilde dediği gibi "okudukça çoğaldık".


Bahar Okuma Şenliği 2016 Neslihan’ın (Şah-Rû) 2. Yarı Raporu

9. Kategori (10 puan): Gilmore Girls listesinden bir kitap.
Gilmergiller de az okumazdı hani.:) Özellikle bayadır okumak istediğim bir kitap seçtim listeden.

Hermann Hesse – Siddhartha
Can Yayınları, 158 Sayfa

Okunan Tarih: 8/11 Mayıs 2016
Yorum: Siddhartha Gautama’nın (Gotama Buda) hayatını biyografik olarak değil de yazarın kendi hayatından yansımalar eşliğinde ve kendi yorumuyla ele alan bir eser. Yine günümüzün imkan ve çeşitliliği ile değil, yazıldığı dönem itibariyle değerlendirilmesi gereken kitaplardan. Yoksa üzerine ne Simyacı’lar ne Ferrarisini Satan Bilge’ler geldikten, maneviden ticarisine her türlü bakış açısına rahatlıkla ulaşabildikten sonra aynı etkiyi yaratmasını beklemek haksızlık olur.

Bir arayış hikayesi. Aslında aranan hiç de öyle uzaklarda değil fakat yüzleşilmesi en güç olan insanın kendi benliği ile yüzleşmesi olduğundan ulaşması en zor hedeflerden biri olsa gerek. İyisiyle kötüsüyle hayat, her bireyin öncelikle kendini keşfetmesiyle keşfedilen bir şey. Ya da kitapta çok güzel özetlendiği gibi;
“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.“

16. Kategori (10 puan): Olayların Güney Yarımkürede geçtiği bir kitap.
Aslında kategorilerden birine uyuyor mu diye bakmadan okumuştum. Öncelik vermek istediğim bir eserdi. Merak ettiğime fazlasıyla değdiği gibi güzel şehir Rio’da geçmesi sebebiyle bu kategoriye de cuk oturdu.

Fabio Moon & Gabrel Ba – Güngezgini
Çizgi Düşler, 256 Sayfa

Okunan Tarih: 12/15 Mayıs 2016
Yorum: Edebiyat sanatı böyle bir şey işte. İlk başta çizimler hikayenin önüne geçmeyecek sadelikteymiş gibi gelse de tam da favorim olan keskin çizimleriyle çok kaliteli bir iş. İçerik ise aşmış zaten. Müthiş bir konu. Diğer yandan gerek aile bağları ve ilişkileri, gerekse kalabalık içinde yalnızlık gibi temalarıyla Latin Amerika Edebiyatı’nı da bolca hissettiriyor. Daha ilk bölüm ölümle başlayınca acaba geri dönüşlerle mi anlatılıyor diye merakla okumaya devam ederken bir süre sonra asıl olayı kavrayıp kaptırıp gidiyor insan.

Her seferin sonunda ölüm olduğunu bile bile okumak garip gelse de sonunda ölüm olduğunu bile bile yaşamaktan garip olamaz herhalde. Anlatması güç, ancak okuyarak deneyimlenebilecek müthiş bir eser.

“Hayat bir kitap gibidir oğlum.
Ve her kitabın bir sonu vardır.
O kitabı ne kadar seversen sev…
…son sayfaya gelirsin…
…ve kitap biter.

Sonu olmayan bir kitap eksiktir.
Ve kitabın sonuna vardığında…
…yalnızca o son kelimeleri okuduğunda…
…kitabın ne kadar iyi olduğunu anlarsın.
Gerçek gibi."(S.218)

10. Kategori (10 puan): Normalde okumayacağınız veya uzak duracağınız türde bir kitap.
Şampiyon belli. Mümkün olduğu kadar objektif olup her türden okumaya çalışsam da aşk romanı kisvesi altında satılan, kurgudan bi haber, kişisel cinsel tatmin kitaplarıyla hiç işim olmaz.

Sandra Brown – Aşk Daima Kazanır
Epsilon Yayıncılık, 221 Sayfa

Okunan Tarih: 16/20 Mayıs 2016
Yorum: Bu kadar basit kurguları hatta neredeyse kurgusuz yazılmış kitapları gördükçe bir zamanların meşhur reklamındaki “ağzı olan konuşuyor” sözü gibi, bir yayınevini kafaladığı sürece önüne gelen yazar olabiliyor demek ki diye düşünüyorum. Gerçi asıl sorun New York Times’ın En Çok Satanlar listesinde bence. Yeni sözde aşk kitabı görünümündeki Feriştah’ın “fentezilerine” taş çıkartacak ucuz kağıt parçalarına göre en azından edepli olan bu kitabı ele alırsak baya da satan bir yazarın eseri. Fakat bir yığın mantık hatasını bir kenara bıraksak bile en azından bir roman çatısı oluşturmanın gerekliliğini içeren temel değerlerden de yoksun. Bir klasik ciddiyeti zaten beklemiyorum da en azından hikayenin bir alt yapısı, karakterlerin birazcık olsun boyutu olsaydı fena mı olurdu? Bu kadar basit olunca insanı pembe düşlerle oyalayamıyor bile.

15. Kategori (10 puan): Genç yetişkin türünde bir kitap.
Arkadaşın şaka maka neredeyse elimize büyümüş delikanlısının tavsiyesine uydum.

Christopher Paolini – Eragon
Altın Kitaplar, 507 Sayfa

Okunan Tarih: 21/31 Mayıs 2016
Yorum: Bu kadar genç bir yazarın eseri olduğu düşünülürse oldukça derli toplu bir kitap. Basit kurgusu, temposu ve yalın diliyle akıcı. Genç kuşak için dostluğa, yargılara ve bilginin önemine dair güzel alt metinler de içeriyor. Karakterleri kendini okutturacak renklilikte. Eragon’dan ziyade sırf Brom ve Saphira için bile okunabilir.

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap.
Bu aralar klasiklere ağırlık vermek istediğim için seçimim de en büyük klasiklerden biri oldu.

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski – Karamazov Kardeşler
İletişim Yayınları, 936 Sayfa

Okunan Tarih: 1/20 Haziran 2016
Yorum: Tarihin en büyük eserlerinden biri olmasına hak vermemek mümkün değil. Etiksel yanıyla çetrefilli olmasına karşın, bizim zamanımız için görece basit bir vakanın bu kadar derin bir kurguyla işlenebilmesi müthiş gerçekten. Karamazovlardan her biri Rusya’nın ayrı bir dönemini temsil ediyor adeta. Gelenekselcilik, batı özentiliği, kölelik, din... Özetle dönemin Rusya’sının günlük yaşamı tamamiyle romana yedirilmiş.  Psikolojik tahliller eserin en dikkat çekici yanı. Hem karakterlerin sunuluşundaki psikolojik derinlik hem de karakterlerin birbirleri hakkındaki psikolojik tahlilleri muazzam. Özellikle mahkeme bölümünde savunma ve iddia makamlarının söylevleri en çarpıcı bölümlerden. Kitabın ayrıca çok zekice bir arimetiği var. Hemen her şeyin karşılığını yine kendi içinde barındırıyor.

Beni en etkileyen bölümlerden biri; kendi şeytanı ile boğuşan İvan’ın kitabın adeta meleği Alyoşa’ya ilahi adalet (ve belki de suç ve cezanın temeli) söylevi oldu.

“Suçlular yokmuş, her şey zincirleme birbirinden doğuyormuş, ben biliyormuşum bunları… bana ne bütün bunlardan? Suçlunun cezasını bulması gerekli benim için, yoksa mahvederim kendimi. Hem başka bir dünyada, sonsuzlukta bulmasını istemiyorum suçlunun cezasını. Burada, yeryüzünde olmalı bu, görmeliyim! Ben de inandım, ben de istiyorum görmeyi, o saate kadar ölürsem diriltsinler beni, çünkü ben yokken olursa bütün bunlar, çok ayıp kaçar… Gelecekte başlayacak sonsuz mutluluğun gübresi olayım diye çekmedim bunca acıyı! “ (S.322-323)

2. Yarı Okunan Kitap Sayısı 5 = 50 Puan
2. Yarı Okunan Sayfa Sayısı 2078 = 20 Puan
İlk Yarı Toplam  = 93 Puan
Genel Toplam = 163 Puan

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Bahar Okuma Şenliği 2016 Neslihan’ın (Şah-Rû) İlk Yarı Raporu

13. Kategori (10 puan): Basılı tek bir kitabı olan bir yazardan bir kitap.
Kendimce küçük bir geleneğim var. İş arkadaşlarıma -ve tabi kendime- noel hediyesi olarak kitap almak. Bu sene özellikle sosyal sorumluluk projesi destekçisi bir eser olmasını istemiştim. Bu yüzden tercihim doğasever yayınevi Yitik Ülke Yayınları’ndan, geliri ile tekerlekli sandalye alma projesi olan bu kitap oldu. Fakat o zamandan beri bir türlü okuyamamıştım. Bahar etkinliğine uydurabilir miyim diye bakarken yazarın ilk ve tek eseri olduğunu görünce hemen değerlendireyim dedim.:)

Erdinç Mutlu – İsmilazımdeğil
Yitik Ülke Yayınları, 143 Sayfa

Okunan Tarih: 21/23 Mart 2016
Yorum: Büyüklere masallar tadında bir roman. Eğlenceli, keyifli bir o kadar da buruk. Hayalgücünün genişliği kadar tanıdıklığı şaşırtıcı. Bu ülkede benzer yıllarda çocuk olmuşsanız, mahalle kültürüne biraz vakıfsanız ve masalların sadece çocuklar için olmadığını düşünüyor hatta bazı masalları kendinizi de katarak baştan yazmaktan vazgeçmiyorsanız bu kitap size de tanıdık gelecektir. Ayrıca sosyal sorumluluk destekçisi bir eser olarak telif geliriyle her baskıda tekerlekli sandalye bağışlanması da çok anlamlı.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bu önemli kategoride fuardan almış olduğum oldukça şirin bir baskısıyla ironik bir tercih yaptım.

Samed Behrengi – Küçük Kara Balık
Yakamoz Kitap, 47 Sayfa
İran’da halen yasaktır. Türkiye’de de 12 Eylül döneminde yasaklanmıştır.

Okunan Tarih: 24 Mart 2016
Yorum: Bugün bakıldığında çok sade ve basit bir çocuk masalı gibi görünebilir. Hatta Küçük Kara Balık da gayet küstah bir masal kahramanı diyebiliriz. Fakat yazıldığı dönemi ve ülkeyi düşününce bu küçük balığın mücadelesi anlam kazanıyor. Çevresindeki tüm baskıya, tehdide ve “meraksızlığa” rağmen daha ilerisini görebilmeyi göze alan bu balık on iki binden bir tanesini bile uykusundan etmişse ne mutlu. Yoluna çıkan zorluklardan yılmaması, birlik olma mücadelesi, kendi iradesini vurgulamasındaki bireyselcilik gibi bir çok alt metniyle büyüklerin daha çok anlam çıkartacağı bir eser.

2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya manga veya foto roman.
Tercihim belli.:)

Hajime İsayama - Titana Saldırı 2 (Shingeki No Kyojin)
Gerekli Şeyler Yayıncılık, 192 Sayfa

Okunan Tarih: 25 Mart 2016
Yorum: Ne kadar önce animesini izlemiş olsam da bitmesinden korkarak, tadına vara vara, zamana yayarak tek tek okumaya çalışıyorum. Çok tempolu bir manga. Özellikle Merkez Binası sahnesi müthişti. Çizimlerle o aksiyonu yansıtabilmek büyük başarı. Cilt finali ise tam bir bomba.

Titanların gizemi kolay kolay çözülecek gibi değil. Bu cildin kamuya açık bilgilerindeki fiziksel farklılık şemasında görünce ürpermeden edemedim. Ayrıca Mikasa'nın hikayesinde kökeninden bahsedilirken "eskiden insanların da çeşit çeşit ırkları varmış" şeklinde bir ifade geçiyor. Yani bu hikayenin geçmişinde bizim şimdiki dünya düzenimiz var. Peki ne oldu da titanlar türedi? Neden insanlık dünyanın çok küçük bir bölümüne çekildi? Kafada deli sorular türettiren bir seri. Ama çok da güzel bir düstur veriyor;
Savaşmazsan kazanamazsın!

4. Kategori (10 puan): Anti-kahraman bir karaktere sahip bir kitap.
Anti-kahraman denilince genelde akla kanunlarla arası iyi olmayan karakterler geliyor. Ben kapsamı biraz daha genişletip hiçbir şeyle arası iyi olmayan bir karakter, esaslı bir nihilist seçtim.

Ivan Sergenyeviç Turgenyev – Babalar ve Oğullar
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 259 Sayfa

Okunan Tarih: 26/31 Mart 2016
Yorum: Rus Edebiyatı’nın ilk modern romanı olarak kabul edilen bu kült eserin kendisinden sonra gelenleri nasıl etkilediği çok net anlaşılıyor. Birçok klasik eser yazıldığı dönemle anlam kazanır. Zira o havayı solumadan hiçbir eser birebir özümsenemez. Fakat Rus Edebiyatı’nın başarısı tam da burada yatıyor; özümsemeye yakın derecede hissedilir olması. Babalar ve Oğullar da son derece sade bir dille Rus tarihini ve bunun getirdiği kuşak çatışmasını kolaylıkla anlaşılır hale getiriyor. Çatışan kuşaklar sadece görüş farkı olan kuşaklar değil. Aristokrasi dünyasından serfliğin kaldırıldığı üstüne bilim ve mantığın konuştuğu bir dünyaya geçiş. Yani aslında romanda iki değil üç kuşağın/görüşün çatışması söz konusu. Zira Bazarov bir nihilist, babası Nikolay bir liberalken, amca Pavel karakteri de ne kadar reform yanlısı olsa da su katılmamış bir burjuvadır. Ve birbiri arasında yer yer uyuşan ama çoğunlukla ters düşen bu görüşler bir araya geldiklerinde topluca din etkisindeki geleneksel feodal yapıya karşıdır. Bir nevi Bolşevizmin de ayak sesleri sayılabilecek eser siyaset aradan çıkarttığımızda dahi duygusal yapıda aile içi kuşak çatışmasına da güzel bir örnek.

Bazarov karakteri nihilizmin edebiyatta vücut bulmuş ilk örneği olarak zamanında sağlam ses getirmiş. Tabi bugünün şartları ile bu görüşü çürütülebilecek argümanlar rahatlıkla bulunabilir. Ama kabul edelim ki kendi döneminde her şeye bu şekilde karşı çıkabilmek de cesaret işi. Sırf bu açıdan bile sıkıcı bir roman karakteri olmasına karşın önemi büyük. Ayrıca kitabın epilog bölümü de benzer şekilde biten kitaplara ciddi şekilde fark atacak kadar başarılı.  

8. Kategori (10 puan): İşlenen suçun cinayet olmadığı polisiye/gerilim türünde bir kitap.
Bir polisiyesever olarak ayrı bir beğendim bu kategoriyi. İnce bir fikir daha.

Ridley Pearson – Beşikteki Flüt
Epsilon Yayıncılık, 468 Sayfa

Okunan Tarih: 1/12 Nisan 2016
Yorum: Çocuk hırsızlığı gibi bir anda akla gelmeyecek konusuyla cinai polisiyelerden ayrılan bir polisiye. Fakat gerek temposu gerekse bazı karakterlerin özellikleriyle biraz dizi senaryosuna yatkın yazılmış havası veriyor. Birbirine kırdırma usulü gibi parlak bir fikre sahip olmasına karşın çok heyecanlı diyemem. Teknolojinin yeni yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda geçtiği için biraz daha araştırmaya dayalı, orta karar polisiyelerden.

5. Kategori (10 puan): Evde okunmayı bekleyen veya elinizde olmasa da okumak isteyeceğin 10 kitaptan kurayla belirleyeceğin bir kitap.
Reel ve sanal fuarlar sağolsun yine bir kitap yığılması sözkonusu olunca seçmek de zorlaşıyor. Kuranın sonucu ise seriye başlamaya bir türlü elim gitmediği için çok daha önceden beri sırasını bekleyen bir kitap oldu. Eh bir yerden başlamak lazımdı. J

Stieg Larsson – Ejderha Dövmeli Kız
Pegasus Yayıncılık, 646 Sayfa

Okunan Tarih: 13/30 Nisan 2016
Yorum: Olay kurgusu başarılı ve dili akıcı olmakla birlikte olağanüstü bir polisiye denilemez. Olay kendini merak ettiriyor ama gizem unsuru yeterince korunamamış. Bunda kahve suyu koyma tiryakisi karakterlerinin ruhsuzluğunun da etkisi var. En olmadık gelişmeye bile öyle soğuk tepki veriyorlar ki okuyucu da şaşıramıyor. Ayrıca birbirine bağlanan bu karakterler ve onların yaşam detayları Çehov'un "duvarda silah asılıysa piyesin sonunda patlar" sözünü akla getiriyor. Yani bu karakterin hayatından böyle bir detay verildiyse bunun ana hikayedeki sırrın ayrıntılarıyla bir benzerliği olmalı fikrini sürekli besliyor.

Kitabın en büyük artısı temposu. Okuyucunun olaydan kopmasına fırsat verilmemiş. Betimlemenin azlığına rağmen İsveç'in soğukluğunu da hissettirebiliyor. Kitabın bana kalırsa en önemli noktası ise başkarakterin ve hemen hemen kitaptaki tüm kadın karakterlerin yaşadıklarının da alt yapısını hazırlayan 1. kısım açılışındaki tespit.

"İsveç'te kadınların yüzde 18'i hayatında bir kez bir erkek tarafından tehdit edilmiştir."

Bu hem vakayı hem de Salander karakterini anlamamızı sağlayacak acılıkta bir cümle aslında. Serinin ses getirmesindeki bir sebep de gittikçe çaresiz hale gelen bu sorun ve karakterlerin bununla baş etme yöntemlerinin farklılığı olabilir.

11. Kategori (10 puan): Mektup veya anı veya biyografi veya otobiyografi türünde bir kitap.
Okunmayı beleyenler arasında hem otobiyografik hem anı derleme kitabı olarak bu kategoriye cuk oturan bir eser yakaladım.

Orhan Pamuk – Manzaradan Parçalar (Hayat, Sokaklar, Edebiyat)
İletişim Yayınları, 563 Sayfa

Okunan Tarih: 1/7 Mayıs 2016
Yorum: Biyografik olarak hayatı merak edilmese bile bir yazarın kafasının içi merak etmeye değer yerlerden biri bence. Orhan Pamuk da bu derlemesinde, okurlarının hatırını kırmayacak kadarını paylaşmış. Sadece yazar olarak değil, çocukluğundan yazar incelemelerine, siyasetten kafasına takılan memleket meselelerine, sevdiği kitaplardan kendi kitaplarına kadar geniş bir yelpazede içini dökmüş. Anılar, kitaplarından parçalar, yayınlanmamış kısımlar ve notlar, röportajlar, dönemin olayları, Ara Güler'in nefis fotoğrafları ve minyatürlerle oldukça doyurucu bir içeriğe sahip. Şahsen favori yazarlarımdan biri olmasa da birikimine saygı duymamak mümkün değil. İsabetli tespitleri kadar karşı çıkılabilecek bakış açıları da mevcut. Ayrıca ketumluğu da elden bırakmaması daha samimi geldi bana. Kitaba dair en sevdiğim yan ise arka fonun neredeyse tamamını İstanbul'un yakın tarihinin oluşturması. Zaman geçişlerini ilgiyle ve yer yer hüzünle okuduğum bu yorgun şehir, kitabın başrolünü yazardan çalmış.

İlk Yarı Okunan Kitap Sayısı 7 = 70 Puan
İlk Yarı Okunan Sayfa Sayısı 2318 = 23 Puan
Toplam 93 Puan

Pınar’a ve Eral Ablam’a teşekkürlerimle.

9 Şubat 2016 Salı

Kış Okuma Şenliği 2015 Neslihan’ın (Şah-Rû) İlk Yarı Raporu

11. Kategori (10 puan): Bilim kurgu / fantastik kurgu türünde bir kitap.
Bu kategoride genelde distopya tercih ediyordum ama seçenekler daralınca bana kaçış noktası kalmamış.:) Yalnız çözüm yine sevgili Pınar’dan gelmiş oldu. Ankara ziyaretimdeki zarif hediyesi tam da bu kategoriye denk gelmesin mi?

Ursula Le Guin – Hep Yuvaya Dönmek
Ayrıntı Yayınları, 528 Sayfa

Okunan Tarih: 22 Aralık 2015 / 2 Ocak 2016
Yorum: Kitap yazacakken destan yazmak böyle bir şey olsa gerek. Geleceğe yapılmış bir arkeolojik kazı gibi. Bir toplum yaratmak; diliyle, kültürüyle, gelenekleriyle, tarihiyle… Müthiş bir şey. Aslında kitabın başında notlar kısmına gelene kadar neden bilimkurgu sınıfına girdiğini çözememiştim. Böyle tüketim çağında yaşayınca bu kadar doğal adeta yerliler gibi yaşayan bir toplumun gelecekte var olacağını düşünemedim tabi. Olabilir miyiz gerçekten? Her şeyi tamamiyle tükettikten sonra bir başlangıç şansı daha olursa bu sefer doğa ile ama en çok da kendiyle barışık bir toplum olabilir miyiz tüm gezegence? Buradan bakınca gerçekten tam bir ütopya gibi geliyor kulağa. Yalnız bir noktada farklı düşünüyorum. “Ütopyalar imkansızdır. Ama yazabiliriz” demiş Le Guin. Ve yazmış da. Fakat bu yalnızca ütopya değil. Zira Keş toplumu ne kadar ütopik ise Akbaba toplumu da o kadar distopik. Anaerkil ve ataerkil iki toplum örneği var karşımızda. Biri Kızılderilileri hatırlatan felsefe ile doğayla uyum içinde, teknolojiyi yalnızca temel ihtiyaçları kadar kullanarak yaşayıp giderken diğeri Ortadoğu’yu anımsatır şekilde savaşlara, yıkımlara ve tahribata doymayan bir yaşam sürüyor. İnsanoğlu en ütopik ortamda bile rahat durmuyor yani. Sorun gezegende değil bizde. Akıl Kenti ise aslında gayet basit bir mantıkla çalışıyor. Sınırsız bilgi önünüzde, nasıl kullanacağınıza karar vermek de elinizde. Doğaya kafa tutmak mı bir parçası olmak mı? Kulağa bolca küpe ekleyebilecek bir eser.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Biraz neye niyet neye kısmet oldu ama korku/gotik edebiyatı avına devam ederken aldığım hem de sansürsüz baskısı buraya çok yakışır diye düşünüyorum.

Oscar Wilde – Dorian Gray’in Portresi (Ülker İnce çevirisiyle sansürsüz baskı)
Everest Yayınları, 188 Sayfa
Yazarına sorulmadan bir çok değişikliğe ve ağır sansüre uğrayan eser nihayetinde eşcinselliğin yasak olduğu İngiltere’de yazarının hapse girmesine sebep olmuştur.

Okunan Tarih: 3/7 Ocak 2016
Yorum: Çağının en cesur eserlerinden biri olmakla birlikte neredeyse her sayfasında en az üç aforizma barındırması da kitabı bambaşka bir yere koyuyor. Bunda Wilde’ın ifadesiyle kendisinin halkın  gözündeki hali olan Lord Henry Wotton gibi nevi şahsına münhasır bir karaktere sahip olmasının da etkisini gözardı etmemek gerek. Muhtemelen okurların kendi günahlarını gördükleri bir ayna etkisi yarattığı için büyük tepkilerle karşılaşan bu kitapta şeytanın bir yansıması varsa o da Lord Henry’dir. Zira Victoryen kültüre bir taşlama tadındaki bu karakter en uç fikirleri bile öyle mantıklıca savunuyor ki zaten normali oymuş gibi geliyor insana. Ayrıca Dorian’ı bir bilim adamı gibi deney malzemesi yapıp, onu sürüklediği hayat tarzının aksine kendisinin çok daha kapalı bir hayat sürmesi de az iblislik değil hani. Bununla birlikte Dorian da ideal bir deney malzemesi olduğu için Lord Henry’ye çok da haksızlık etmemek gerek. Her açıdan saflıktan ibaret Dorian Gray bu saflığı korumak isterken yozlaşmada çığır açarak bir çoğumuzun da yaşamını özetliyor aslında. Kimimiz idealleri uğruna, kimimiz sadece yaşamını sürdürme adına, kimimiz de yanlış kılavuzlar seçerek çok başka kapılara çıkmıyor muyuz? Dorian’ın işret alemleriyle kıyaslanamaz tabi ama kırdığı cevizleri biraz da simgesel almak gerek. Zaten çoğu o kadar üstü kapalı geçiyor ki sanki herkes noktalı yeri istediği gibi doldursun bakalım tadı var.

Diğer yandan kitabı gotik edebiyatın hatırı sayılır eserleri arasına sokan portre/ruh değişimi de oldukça dikkat çekici. Eskiler kesinlikle korkutmayı daha iyi biliyorlarmış. Ürkütücü ve bir o kadar da cezbedici bir fikir doğrusu.

10. Kategori (10 puan): Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını isteyeceğiniz bir kitap (Yalnız gerçekçi olun. İmzalı olmasını gönlünüzden geçirdiğiniz yazarların hayatta olması gerekiyor mesela).
Elimde hiç imzalı kitabı olmayan ama olmasını çok istediğim özellikle üç yazar vardı. Kütüphanemde kendi rafına sahip olan Stephen King ve Amin Maalouf ile kendi rafına taşınmaya başlayan Ahmet Ümit. Üçünden birinin kitabını tercih edecektim ki içlerinin birinin adıma imzalı kitabı hem de son kitabı hem de yeniyıl hediyesi olarak çıkıp gelmesin mi? Çok güzel arkadaşlarım var benim yaa.:)))

Ahmet Ümit – Elveda Güzel Vatanım
Everest Yayınları, 558 Sayfa

Okunan Tarih: 8/22 Ocak 2016
Yorum: Bildiğimiz ya da Ahmet Ümit’ten beklendiği manada polisiye kurgu olmadığı için tarihi/polisiye olarak sınıflandıramayız. Ama Teşkilat-ı Mahsusa’dan anlatmaya başladığını göz önünde bulundurursak bu kitap için en uygun tanım “polisiye tarihi” olur.

Ahmet Ümit çetrefilli bir konuya el atarak Osmanlı’nın son demleri ile Cumhuriyet’in ilk sancılı yıllarını aşk, devrim, Agatha Christie ve tabi ki Beyoğlu eşliğinde ele almış. “Hayatın en güzel bencilliğidir aşk” gibi kitabı haşat ettirecek kadar altı çizilmelik güzellikle cümleler bir yana, bu toprakların ilk devrimi olan Meşrutiyet’in neden bizde Fransa’da durduğu gibi durmadığının da çok isabetli bir tespiti yapılmış. Bastille’i basan kadınıyla erkeğiyle işçi, esnaf ve köylülerin aksine Meşrutiyet’i ilan edenlerin sadece aydın kesim olması ne kadar Cumhuriyet’in ilanının ilk adımları olsa da bu toprakların değişmez yazgısı “kul kültürü”nün baskınlığını bir kez daha hatırlatıyor. Eski İttihatçı edebiyatsever Şehsuvar Sami karakterinin mektuplarla anlattığı hayatı bu ülkenin tarihçesi gibi. Ayrıca başkarakterin önüne geçecek güzellikte bir Fuad karakteri var ki tam anlamıyla dönemin resmini çiziyor.

Düşündüren kitaplardan Elveda Güzel Vatanım. “Sahi nedir vatan” diye sorduran. “Kimin için neyin doğru olduğuna nasıl karar vermeli ki” diye sorgulatan. Özetle ben sevdim bu kitabı. Zaten Ahmet Ümit anlatsın sabaha kadar dinlerim de şöyle Kavim tadında, beynimizi patlatacak cinsten kriminal bir polisiye de istiyoruz artık.

3. Kategori (10 puan): Liseyi başladığınız yıl ödül almış bir kitap veya o yıl ödül almış bir yazardan bir kitap.
Benim için 1998 yılı olmakta. Bol ödüllü bir yazarımız olarak kesin 1998 yılında da bir ödül almıştır düşüncesiyle bu kategoride çoktandır seriyi tamamlamak için okumak istediğim bir kitabı değerlendirmek istedim.

Yaşar Kemal – Çıplak Deniz Çıplak Ada (Bir Ada Hikayesi 4)
Yapı Kredi Yayınları, 267 Sayfa
(Yaşar Kemal 1998 Bordeaux Yayıncılar Birliği Yabancı Edebiyat Ödülü sahibidir)

Okunan Tarih: 23/28 Ocak 2016
Yorum: Serinin ilk üç kitabına göre oldukça zayıf kalan bir son olmuş. Belki üçüncü kitaptan sonra araya giren uzun süre, artık bitirmeliyim düşüncesini hissettiren satırlara sebep olmuştur. Okumaya doyulmayan betimlemeler diğer kitaplara nazaran daha az yer alıyor. Yine de okuyanların burnuna buram buram menekşe kokusu gelmiş olmalı. Bazı yerlerde çok fazla cümle bozukluğu ve yineleme var. Evet serinin tamamı kendine özgü bir dile sahip zaten ama bu diğer kitaplardan daha farklı. Onlardaki masalsı atmosferden çıkılmış gibi. Bir de çok aceleye bağlamış mutlu sonlar. Çoğu karakterin de akıbeti belli değil. Herşeye rağmen bu destanın bir sona kavuştuğunu görmek güzel. Mübadele dönemini bu kadar içeriden, pek bilinmeyen yönleriyle, hemen her "tarafın" gözünden, insan yaşamıyla ele alan nadir belki de tek eser. Ruhu şad olsun üstadın...

15. Kategori (10 puan): Romantik türde bir kitap.
Benim başımın belası bu kategori. :) Ankaralı çok sevgili bir arkadaşımın “afakanlar bastı bitirene kadar, al şunu götür giderken de gözüm görmesin” diyerek çantama sokuşturduğu, son zamanlarda pek sık adı geçen kitabı bu vesileyle okuyayım dedim.

Şebnem Burcuoğlu – Kocan Kadar Konuş
Dex Plus, 214 Sayfa

Okunan Tarih: 29 Ocak / 1 Şubat 2016
Yorum: Bridget Jones kuşağına pek de bir şey ifade edemeyen bir kitap. Bu "evrensel sorun!!" Türk adetlerine özgü bir kaç sos katınca ilk kez keşfedilmiş olmuyor. Belki yine çerezlik hafif bir kitap olarak okunabilirdi fakat en büyük eksisi alttan alta sözde eleştirdiği ne varsa hepsini bir güzel yutması, dahası zannedildiği gibi "başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin" sonucuna çıkamaması. Halbuki fena başlamıyordu. Türk kadınının dünyasındaki kat kat çemberlerin "beklentileriyle" çizilmiş hayatına basit ama güzel eleştiriler vardı. Sonra öyle bir hızlı geçiş öyle ani bir dönüş oluyor ki e hani bu ülkede/topraklarda kadın olmanın zorluğu dedirtiyor. Hadi bu kadar büyük misyonlar yüklemeyelim desek teknik olarak da eksiklik fazla. Bu kitabı hediye olarak değil de al götür ne yaparsan yap diyerek veren arkadaşa hak verdim doğrusu.

16. Kategori (10 puan): Karakterlerinden birinin bulunduğu kitaba isminde geçtiği bir kitap.
Genelde klasiklerin tercih edildiği bir kategori bu. Hani benim de ilk aklıma gelen böyle bir tercih yapmaktı. Ama işimiz sadece okumak değil saksıyı da çalıştırmak olduğundan hem Eral Ablam’ın hediyesini değerdirmek hem de biraz mizah katmak istedim. Evet karakterlerden biri kitaba adını vermiş vermesine ama ne karakter. J

Aslı Tohumcu – Ölü Reşat
Doğan Kitap, 153 Sayfa

Okunan Tarih: 2/5 Şubat 2016
Yorum: Kitabın yazım dili birkaç yazar ve kitabı çağrıştırmıyor değil fakat konusu kesinlikle kendine özgü. Özellikle Reşat karakteri ve “varoluşu” oldukça cin bir fikir. Yakın dönem tarihimizde bir ileri bir geri hızlıca tur attırıp, güldürürken hak verdiren saptamalarıyla kıvrak bir zekanın eseri olduğu çok açık. Şiirsel dilin zaman zaman akıcılığı sekteye uğratacak kadar dolanması kitabı yavaşlatsa da konu kendini merakla okutturuyor. Ayrıca dünyaya geliş sırasını kaptıran bu iblis ve diğer alem evlere şenlik doğrusu.

İlk Yarı Okunan Kitap Sayısı 6 = 60 Puan
İlk Yarı Okunan Sayfa Sayısı 1908 = 19 Puan
Toplam 79 Puan

Eral Ablam'a ve Pınar'a teşekkürlerimle...

6 Şubat 2016 Cumartesi

Kış Okuma Şenliği İlk Yarı Raporum

1. Kategori (10 puan): Şenliğimizin destekçisi Yabancı Yayınları'ndan çıkan bir kitap.
Yağmurla Gelen Mutluluk / Amber L. Johnson
Yabancı Yayınları - Sayfa Sayısı 176

7. Kategori (10 puan): Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından veya herhangi bir Kitap Ağacı kulübü tarafından Kış Okuma Şenliği'ne denk gelen dönemde okunacak bir kitap.
Dinle Küçük Adam / Wilhelm Reich
Arya Yayıncılık - Sayfa Sayısı 160

12. Kategori (10 puan): Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap.
Kerem İle Aslı / Anonim
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Sayfa Sayısı 297

14. Kategori (10 puan): Türk kadın bir yazardan bir öykü kitabı.
Kıran Resimleri / İnci Aral 
KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ  - Sayfa Sayısı 112

17. Kategori (10 puan): Size hediye gelen bir kitap.
Sıfır Noktasındaki Kadın / Neval El Saddavi
METİS YAYINLARI - Sayfa Sayısı 120

18. Kategori (Her kitap 5 puan, 4 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): 150 sayfadan kısa 4 kitap.
Ahşabın Öyküsü / Mehmet Ali Kılıçbay
İmge Yayınları - Sayfa Sayısı 115

Göğü Delen Adam / Erich Scheurmann
Ayrıntı Yayınları - Sayfa Sayısı 111

Farkındalığın Işığı / Jiddu Krishnamurti 
Ötesi Yayıncılık - Sayfa Sayısı 85

Her Sözcük Bir Tohumdur / Susanna Tamaro
Can Yayınları - Sayfa Sayısı 92

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap
Aşkın Halleri / Alper Hasanoğlu
Remzi Kitapları - Sayfa Sayısı 208

Aşk, Seks ve Namus / Jiddu Krishnamurti
Omega Yayınları - Sayfa Sayısı  168

Aşk Üzerine / Alain De Botton 
Sel Yayıncılık - Sayfa Sayısı 225

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Antabus / Seray Şahiner (kadın)
Can yayınları - Sayfa Sayısı 112

Terzi / Aşkım Kapışmak (erkek)
SAYFA6 YAYINLARI sayfa sayısı 232

Uyanış / Kate Chopin (kadın)
ZEPLİN - Sayfa Sayısı 197

Aptalın Deneyimi / Mirzakarim Norbekov (erkek)
SİSTEM YAYINCILIK - Sayfa Sayısı 336

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan): İsmi bir kelimeden, iki kelimeden, üç kelimeden, dört kelimeden, beş veya daha fazla kelimeden oluşan birer kitap.
bir kelime
Oda / Emma Donoghue 
DOĞAN KİTAP - Sayfa Sayısı 296

iki kelime
Rezonans Kanunu / Pierre Franckh 
ELİPS KİTAP - Sayfa Sayısı 304

üç kelime
Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk / Wılhelm Genazıno
Ayrıntı Yayınları - Sayfa Sayısı 144

dört kelime
Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında / Haruki Murakami
Doğan Kitap - Sayfa Sayısı 188

beş kelime
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku / İlhami Algör
İletişim yayınları - Sayfa Sayısı 65

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Şenliğimizin ev sahibesi pinuccia'nın düzenlemiş olduğu diğer etkinliklerden okuduğum dört kitabımı temam yaptım.
Araba Sevdası / Recaizade Mahmut Ekrem (2016'da 16 klasik)
Sis yayıncılık - Sayfa Sayısı 192

Ölüler Evinden Anılar / Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Her ayın 17'si biz okuruz Dostoyevski)
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Sayfa Sayısı 222

Altın Kupa / John Steinbeck (Her ay okuruz Steinbeck)
Remzi Kitap - Sayfa Sayısı  214

Cennet Çayırları / John Steinbeck
Varlık Yayınları sayfa sayısı 236


PUAN HESAPLAMA:
Toplam 25 kitap okuduğum için 240 puan
Toplam  4608 sayfa okuduğum için  puan 46 puan
18. - 19. - 20. - 21.ve 22. kategorideki tüm kitapları okuduğum için ekstra 150 puan
Toplam: 240 +46+150 = 436 puan

23 Aralık 2015 Çarşamba

Zayıflamada Son Söz / Deniz Egece

Zayıflamada Son Söz
Deniz Egece 
EGECE SAĞLIK ve EĞİTİM MERKEZİ 

Güz Okuma Şenliği devam ederken "Zayıflamada Son Söz" adlı eserini de okudum. Bir arkadaşım kişisel gelişim kitabı önerileri arasında bu eseri "mutlaka oku" demişti. Önerirken "aslında bu bir diyet kitabı değil" d,iye de belirtti. Çok haklıymış. Muhteşem bir eser. Ben çok beğendim ve herkese öneriyorum. Boyu 1.70'e varan  52 kiloda olan kızıma bu kitabı oku diye verdim. Doğduğu andan beri kilo alması için uğraş verdiğim kızım için bir diyet kitabı önermem değil mi?

 "Zayıflamada Son Söz" bedenimizin değerini bilmekle ilgili pek çok mesaj veren bir kitap. Hastalıkların ve şişmanlığın asıl sebebinin yanlış düşünceler olduğunu belirtiyor. Herşeyi yedikleri ve içtikleri halde kilo almayan insanların ve ömürleri boyunca sürekli diyet yaptıkları halde şişman sayılan insanların inanç ve düşünce yapılarını anlatıyor. Düşüncelerimize dair pek çok yanlışın altını çiziyor ve onları nasıl değiştirebileceğimiz konusunda yollar gösteriyor."Zayıflama da Son Söz" kitabının hayatımı pozitif anlamda değiştireceğine inanıyorum. Okurlarına yeni yaşam kapıları açacak olduğuna inandığım bu eseri öneriyorum.

Tanrılar Okulu / Stefano D’Anna

Tanrılar Okulu
Stefano D'Anna 
SİNEDİE YAYINLARI 


     Güz Okuma Şenliği devam ederken şenliğe dahil edemediğim başka eserlerde okudum. Okumuş olduğum bu eserlerin her biri çok önemli eserlerdi. Kumarbaz - Fyodor Mihailoviç Dostoyevski eserini  Pinuccia'nın düzenlediği "Her Ayın 17 sinde Biz Okuruz Dostoyevski" etkinliği kapsamında, Goriot Baba - Honoré De Balzac ise "Her Ay Bir Balzac" etkinliği kapsamında okudum. Sevgili Pinuccia etkinlik üzerine etkinlikler düzenliyor ve bende mümkün oldukça bunlara katılmaya çalışıyorum. Onun sayesinde Dostoyevski'nin neredeyse külliyatını okumuş olacağız. Okumayı sevenler için bundan daha güzel ne olabilir ki. Balzac ve John Steinbeck 'in halen yayınları devam eden eserlerinden oluşan çok güzel bir liste ile de iki ayrı etkinliğimiz var. Temenim bu etkinliklerdeki eserleri mümkün olduğunca okuyup üstatların eserlerini tamamlamak. Bu etkinlikler devam ederken Kitap Ağacı Kişisel Gelişim Kulübü'ne girdim. Kulübün moderatörü Gülsüm üyelerin fikirlerini alarak her ay için bir veya iki kitap belirliyor.  O ayın sonunda herkes kitabını okuyunca bir araya gelip kitap hakkında konuşuyoruz. Çok faydalandığım ve keyif aldığım bu toplantıların olacağı günleri heyecanla bekliyorum.

     Kişisel Gelişim Kulübü Aralık ayı için Stefano D’Anna'nın Tanrılar Okulu'nu okuyoruz. Ben okudum bitirdim ve bu kitabı konuşacağım günü bekliyorum. Çok güzel bir gelişme kitabın yayınevi moderatörümüz Gülsüm'le irtibata geçmiş. Toplantımızda onlarda olacak. 

     Stefano D’Anna kitabında geleceği ancak düşlerimizin şekillendireceğini belirtiyor ve "düşleyin, düşleyin, düşleyin" diye sürekli vurguluyor. İnsanın öncelikle kendisini çok iyi gözlemlemesini istiyor. Kişi eğer kendisini iyi gözlemlerse kendini tanır, kimse bir başkasını değiştiremez, sadece kendini tanıyan insan kendini değiştirebilir diye belirtiyor.

     Yazar çok küçük yaşlardan itibaren kendi yaşadıklarıyla ilgili küçük küçük notlar almış. Bu eser tüm bunların yazılmasıyla oluşmuş uzun bir hikaye. Kitabın mesajını  Stefano D’Anna bir gazeteye verdiği röportajda şöyle belirtmiş. "zaten bir hayatınız varken neden tutup olağandışı bir hayat yaşamaya ihtiyacınız olduğu. Aslında sizin kendi hayatınız zaten olağandışı, sadece bunu keşfetmeniz gerekiyor."
     Bir defa okumayla doyamadığım bu bu kitabı okuyun derim. 

22 Aralık 2015 Salı

2015 Güz Okuma Şenliği 2. Yarı Raporu

12. Kategori (10 puan): Doğduğunuz yıl hayatını kaybetmiş bir yazardan/şairden bir kitap.
Doğum tarihim 1967. Andre Mauroıs doğduğum yıl vefat etmiş.
Sonbahar Gülleri - Andre Mauroıs
Varlık Yayınları
176 sayfa

21. Kategori (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): 150 sayfadan kısa sekiz kitap.
Albaya Mektup Yok - Gabriel Garcia Marquez
Can Yayınları
80 sayfa

Kağıt Ev - Carlos Maria Dominguez
Jaguar Kitap
94 sayfa

Pornografi ve Müstehcenlik - David Herbert Lawrence
FABULA
130 sayfa

Yürümek - Sevgi Soysal
BİLGİ YAYINEVİ
160 sayfa

Ekmek Kavgası - Orhan Kemal
EVEREST YAYINLARI
148 sayfa


20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Yeni Günün Işığı - Toni Blake
NEMESİS KİTAP
394 sayfa

Tanrı ile Sohbet - Alışılmadık Bir Diyalog 1 - Neale Donald Walsch
ÖTESİ YAYINCILIK
360 sayfa

Ustura - Ahmet Turan Köksal
TİMAŞ YAYINLARI
400 sayfa

2. Yarı Okunan Kitap Sayısı 9 = 90 Puan

2. Yarı Okunan Sayfa Sayısı 1942 = 19 Puan

20. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstradan 20 puan

21. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstradan 40 puan

İkinci Yarı Toplam = 109 Puan

İlk Yarı Toplamı 80 = Puan

21. ve 20. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstradan = 60 Puan

Genel Toplam = 249 Puan

Güz Okuma Şenliği 2015 Neslihan’ın (Şah-Rû) 2. Yarı Raporu

Şaka maka bir şenliğin daha sonuna gelmişiz. 8. şenliğimmiş bu benim. 2 yıl geçmiş aradan. Zaman sudan bile hızlı akıyor olmalı. Bu şenlik benim için diğer şenliklere göre verimsiz demeyelim de normal okuma performansımın da altında geçti. Yıllar sonra kaşınıp eğitim hayatına dönmenin sonuçları. Ders kitapları diye bir kategori olsaydı en birinci ben olurdum :)))))

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

Şenlik başlangıç ve sonuçlarında listelerini açıklayan katılımcılarda ilk bu kategoriye bakıyorum artık..) Etkinliğin en keyifli kategorilerinden biri oldu kesinlikle.

Benim temam geçen etkinlikten beri aklımda.

Korku edebiyatından dört kitap.

Kütüphanemi temalara göre ayırmak hoşuma gidiyor. Distopyadan sonra ilk hedefim korku rafı yapmaktı. Kendi rafına sahip Stephen King’i ayrı tutarak korku edebiyatının başyapıtlarını bir araya getirmek için iyi bir fırsat.

Edgar Allan Poe – Kuyu ve Sarkaç

Can Yayınları, 256 Sayfa

Okunan Tarih: 5/11 Kasım 2015
Yorum: Gotik edebiyatın dahisi Poe’nun birbirinden nefis 13 öyküsünün yer aldığı, okuyucuyu gerim gerim geren bir derleme. Kitaba ismini veren Kuyu ve Sarkaç öyküsü ile birlikte eserde yer alan diğer öyküler; Şişedeki Mektup, Altın Böcek, Şehrazat’ın Bin İkinci Masalı, Morgue Sokağı Cinayetleri, Çalınan Mektup, Usher Evi’nin Çöküşü, Gammaz Yürek, Kara Kedi, Oval Portre, Kızıl Ölümün Maskesi, Sfenks ve Maelzel’in Satranç Oyuncusu. Hollywood’un da zamanında bolca ekmeğini yediği bu kült öyküler teknolojiye hakim olduğumuz yıllar için bile ürperticiyken bir de elektriğin olmadığı dönemleri düşünün. O ne tasvirler, o ne mekanlar, o ne yaratıcılık. Sherlock Holmes ve Hercule Poirot’nun atası Dupin’in çözdüğü davalardaki zeka fırtınası, Şehrazat’ın Bin İkinci Masalı’ndaki keskin mizah, Kuyu Ve Sarkaç’ta insanı durduk yere klostrofobi sahibi yapacak betimleme... Özetle, bir Edgar Allan Poe kolay yetişmiyor.
Ayrıca Can Yayınları’nı öykü sayısına kadar özenli derleme, temiz çeviri ve kapak tasarımından ötürü tebrik etmek gerek.

H.P. Lovecraft - Cthulhu'nun Çağrısı
Alfa Yayıncılık, 475 Sayfa

Okunan Tarih: 12/26 Kasım 2015
Yorum: Derlemeye adını veren, kendi mitosunu oluşturmuş aşmış öykü Cthulhu'nun Çağrısı ile birlikte Lovecraft'ın birbirinden nefis gotik-korku öyküsünün yer aldığı müthiş bir kitap. Alfa Yayım gerek özenli çevirisi gerekse hikayelerin öncesinde yazılış ve yayınlanışlarına dair kısa bilgilendirmelerle çok güzel bir iş çıkartmış ortaya.

Aradan geçen zamana ve teknolojiye olan görece hakimiyetimize rağmen hikayeler insanı rahatlıkla etki altında bırakıp bilinçaltına sızabiliyor. Zira korkuyu polisiye tarzı kan, vahşet ya da kriminal detaylarda değil, insan psikolojisinde iz bırakan efsanelerde, farklı kültürlerin esrarengiz geleneklerinde, aile kökenlerinde yaratıyor. Kuvvetli betimlemeler zaten okuyucuyu direk hikayenin içine çekerken, hikayenin kahramanı ile birlikte ürpermekten kendinizi alamıyorsunuz. Yazarın birikimini ortaya koyan yüksek edebi dili de eseri birkaç basamak daha yükseltiyor. Hakkını sonuna kadar verdiği geleneksel gotik edebiyatı kadar mizahi öyküsündeki sivri tarzında Poe etkisi hissediliyor.

Hayalgücüyle hayranlık uyandıran  yazarın bu derlemede yer alan hikayeleri:

Pusudaki Dehşet

Duvarların İçindeki Sıçanlar

Adlandırılamayan

Festival

Piramitlerin Altında

Lanetli Ev

Red Hook’ta Dehşet

O Adam

Yer Altı Mezarlığında

Serin Hava

Cthulhu’nun Çağrısı

Pickman’in Modeli

Gümüş Anahtar

Sisler İçinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev

Uzaydan Düşen Renk

Torun

Necronomicon’un Tarihi

Kadim Halk

Ibid


Mary Sheley – Frankenstein
İthaki Yayınları, 232 Sayfa

Okunan Tarih: 1/8 Aralık 2015
Yorum: Korku edebiyatının kült eserlerinden biri olmakla birlikte derin bir felsefe ve hüzün de içeriyor. Bir insanın bilimin sınırlarını zorlayarak cansız bir varlığa can vermesi sadece kendi döneminde değil bugün bile ürpertici. Söz konusu varlığın tam bir insanlık evrimi çizgisinden geçerek kendi başına hayatı öğrenmesi de oldukça çarpıcı. Tabi yazarın "yaratıcı" rolüne soyunan Dr. Frankenstein karakterine karşı, onun eseri yerine kendini koyarak hayatının isyanını ortaya dökmüş olması da dikkatten kaçmıyor. "Maden beni sevmeyecektin, neden yarattın?" En çarpıcı yanı da yazarın bu eseri 19 yaşında yazmış olması. Yetenek böyle bir şey işte.

Eserin önemli noktalarından biri; varlığın bir çok görsel eserde yansıtılışının aksine gayet akıllı ve bilinç sahibi olması. İçinde kötülükle "doğmamış" olması da önemli. Şartlar, insanlardan gördüğü tepkiler, önyargılar ve "yaratıcısı" tarafından kabul görmemek, sevilmemek zamanla içindeki zalimliği ortaya çıkarıyor. Dr. Frankenstein ise bir deha olmakla birlikte sınırları zorlamaya cesaret edip arkasında durma gücünü gösteremiyor. Aldığı tek cesur karar (varlığın sunduğu anlaşmayı bozması) ise bana göre tamamen yanlış hesap üzerine kurulu. Son kurban hakkında doğru tahmin yapsaydı anlaşmayı bozmaya cesaret edemezdi bence. Düşündürücü bir eser gerçekten.


Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf Hikayesi
İletişim Yayıncılık, 202 Sayfa
Okunan Tarih: 9/16 Aralık 2015
Yorum: Bugün ve hatta ilk sahnelendiğinden beri sırrı açığa çıkmış olsa da kitabın en büyük başarısı Dr. Lanyon'un tanıklığına kadar Jekyll ve Hyde'ın aynı kişi olduğuna dair hiç açık verilmemiş olması. Bile bile okuduğum için özellikle algıda seçeyim dedim ama yok yani. Tabi kişiliklerin görünümlerinin de farklı olması gibi kimyasal bir fark söz konusu. Yine de çok cesur bir adım. O günden bugüne halen üzerinde karara varılamamış bir konu olarak etiksel çatışma eser boyunca kendini gösteriyor. Jekyll'ın Hyde ile ilgili sorumlulukları tamamen başka bir insan kayıtsızlığında takip etmesi, kendisinin ortadan kalkması durumunda Hyde olarak yaşamına devam edebilmek için geleceğini garanti altına alması ve kontrolü yitirene kadar pişmanlık hissetmemesi gibi noktalar dikkat çekici. Eserin sonunda ciddi bir inceleme de var. Merak edilen bir çok noktaya değinilmiş. Yalnız önsözü de kitabı bitirdikten sonra okuyun derim.

2. Yarı Okunan Kitap Sayısı 4 = 40 Puan

2. Yarı Okunan Sayfa Sayısı 1165 = 11 Puan

22. Kategori amamlandığı İçin Ekstradan 40 puan

İlk Yarı Toplamı = 111 Puan

Genel Toplam = 202 Puan



Pınar'a ve Eral Ablam'a teşekkürlerimle. Katılan katılmayan takip eden etmeyen herkese keyifli yıllar diliyorum. İnşallah tüm dünya için galiba bir şeyler güzelleşmeye başlıyor diyeceğimiz bir yıl olur.



14 Kasım 2015 Cumartesi

GÜZ OKUMA ŞENLİĞİ 2015 İLK RAPORUM LEYLA ATÇEKEN

 5. Kategori (10 puan): Esas mesleği öğretmenlik olan bir yazardan bir kitap.
Halime Kaptan/Rıfat ILGAZ/T.İŞBANKASI YAYINLARI/192 Sayfa

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Sırça Köşk
Sabahattin Ali
Öykü Yazarın 1947 yılında yayımlandığı bu son öyküsü, devlete bir başkaldırış olduğu iddiasıyla yasaklandı. YKY/141 SAYFA

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap..,
Don Quijot I-/Miguel De Cervantes Saavedra/YKY Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi/440 Sayfa

8. Kategori (10 puan): Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (Bu kategoride tavsiyelerine güvendiğiniz ve tanıdığınız birine gidip ne okuyacağınızı sorabilirsiniz veya bir yakınınızdan kütüphanenizden okumanız için rastgele kitap seçmesini isteyebilirsiniz. Kendi kendine karar vermek yok).
Pınar Çelebi(Pinuccias )tavsiyelerine gözü kapalı uyarım) İnstagram tavsiyesi. “Bu kitabı okuyun!”
Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979/Mine Söğüt/YKY/346 Sayfa

9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).
Serinin ilk cildi Cemo
Memo I-II C /Kemal BİLBAŞAR/Tekin Yayınevi/ 357+240=597

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.
1-Soğuk Rüya/İmdat AVŞAR/Bengü Yayın/195 sayfa
Daha önce Çiğdemleri Solan Bozkır kitabını okumuştum Hemşerim İmdat Avşar’ın .
Yerel şiveyi oldukça yerinde yansıtabilmiş.Yer yer hüzünlenerek,gözyaşıyla okuyorsunuz Anadolu’nun çilekeş insanlarının dramlarını.Meslekdaşlarıma özellikle öneriyorum.

13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap. 
Goriot Baba/Balzac/Remzi Kitabevi/296 sayfa

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Eserlerini aynı dilde yazan üç farklı yazardan birer kitap.
Ruşça
Netoçka Nezvanova/Dostoyevski/İletişim Yayınları/219 Sayfa/

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Cemo/Kemal BİLBAŞAR//Tekin Yayınevi/280 Sayfa/

21. Kategori (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): 150 sayfadan kısa sekiz kitap. 
Uçurtmayı Vurmasınlar/Feride Çiçekoğlu/109 s
Ekmek Kavgası/Orhan Kemal/Everest /158 Sayfa
Dostoyevski/Kumarbaz/ T .İş Bankası Kültür Yayınları/177 Sayfa

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Amerikan Edebiyatı
Yıldız Masalı/Kristin Hannah/Pegasus Yayınları/424 Sayfa/
Altın Kupa/John Steinbeck/Remzi Kitabevi/214 Sayfa

11 KİTAP 11X10= 110 PUAN
21.KATEGORİ 5X3=15 PUAN
3748 SAYFA=37 puan 
TOPLAM 162 puan



 

13 Kasım 2015 Cuma

Güz Okuma Şenliği 2015 İlk Yarı Raporum

3. Kategori (10 puan): 700 sayfadan uzun bir kitap (Birkaç cilde bölünmüş kitaplarda ciltlerin toplam sayfa sayısına bakabilirsiniz).
Shantaram - Gregory David Roberts
Artemis yayınları
Sayfa Sayısı 852

11. Kategori (10 puan): Bir kişisel gelişim kitabı.
Kryon / Yuvaya Yolculuk - Lee Carroll
AKAŞA YAYINLARI
304 sayfa

21. Kategori (Her bir kitap 5 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): 150 sayfadan kısa sekiz kitap.

Ermiş - Halil Cibran
Türkiye İş Bankası
54 sayfa

Martı Jonathan Livingston - Richard Bach
Pegasus Yayınları
94 sayfa

İhtiyar Balıkçı - Ernest Hemingway
Varlık Yayınları
96 sayfa


20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Fi - Akilah Azra Kohen
DESTEK YAYINLARI
600 sayfa

İlk Yarı Okunan Kitap Sayısı 6 = 60 Puan
İlk Yarı Okunan Sayfa Sayısı  2000 = 20 Puan
Toplam 80 Puan