23 Eylül 2012 Pazar

Kız Kardeşim İçin - Jodi Picoult

Yazarı: Jodi Picoult
Yayınevi: April
Sayfası: 450

Ankara Kitap Fuarında Jodi Picoult'tun 20 tl ile 25 TL arasında değişen kitapları 5 TL ye satılınca bu fırsatı kaçırmak istemeyip tam beş kitabı tek kitap fiyatına, 25 TL ye almıştım.
İlk olarak Kız Kardeşim İçin'i okudum. Anlatım, kurgu iyi. Kitapta yer alan karakterin her biri ağzından yazılmış bir eser. Böyle olunca her karakterin duygularını çok iyi anlayabiliyorsunuz.
Kitabın konusu ilk okunduğu zaman ilginç gibi gelse de aslında dünyada çok ailenin yaşayacağı bir hayat. Okurken yaşamınıza şükür ediyorsunuz ve bu durumdaki binlerce aileyi düşünüyorsunuz.
Aile iki yaşındaki lösemi hastası kızlarının tedavisini yapmak amaçlı genetik laboratuvarlarında genleri tam uyumlu özel üretim Anna'yı dünyaya getiriyorlar. Anna lösemi hastası olan ablası Kate için defalarca ağır ameliyatlar geçiriyor. Kate hangi ameliyata giriyorsa Anna da ablasına doku, kan, ilik verebilmek için riskli ameliyatlar geçiriyor ve çok acılar çekiyor. Son olarak Kate'nin böbrekleri iflas ediyor ve Anna'dan böbreğini ablasına vermeyi istiyorlar.
Kızların annesi Sara "doğru mu yapıyorum" diye düşünüyor. Babaları Brain ise "Anna'ya bunları yapmaya hakkımız var mı?" diye kendisini sorgulamaktadır.Kitabı okurken zaman zaman Sara'ya çok kızmış, ben olsaydım böyle yapmazdım dediğim anlar olmasına rağmen Sara'nın yargıç karşısındaki şu sözleri beni çok duygulandırmıştır.
"Bir bina hayatım boyunca hep yandı ve çocuklarımdan biri de içindeydi. Onu kurtarmak için ise tek fırsatım ise diğer çocuğumu içeriye göndermekti, çünkü yolu bilen tek kişi oydu. Risk aldığımın farkında değil miydim? Elbette farkındaydım. Bunun ikisini de kaybetmek anlamına gelebileceğini bilmiyor muydum? Biliyordum. Anna'dan böyle bir şey istemenin pek te adil olmadığını anlamıyor muydum. Kesinlikle anlıyordum. Ama ikisini de elimde tutabilmenin tek yolunun bu olduğunu biliyordum."
Anna on üç yaşına geldiğinde anne ve babasından habersiz bir avukatla görüşüyor ve ailesine dava açmak istediğini söylüyor. Ablasını çok seven Anna, onu kaybetmekten çok korkuyor ama kendi bedeni hakkında söz hakkının da kendisinde olmasını istiyor. 
Anna'nın avukatı Campbell'in hayatı da görünen gibi değil. O da zor bir yaşam sürüyor ve aşık olduğu kadınla yakınlaşmaktan hep kaçınıyor. Onun yaşamı da beni etkilemiştir.
Kitabın sonunda ise tam bir şok yaşadım. O ana kadar gözyaşlarımı tutmama rağmen sonunda gözlerimden yaşlar boşaldı. Okuyunuz ve sonu kendiniz görünüz.

2 yorum:

  1. Öncelikle bu kıvrık yazı karakteri ve tonunun çok iyi durduğunu belirteyim. Hem okunaklı hem de çok şık duruyor.

    Kız Kardeşim İçin, beni de sonuyla perişan eden bir kitap. İnsana defalarca ben olsam ne yapardım diye sorduran çok düşündürücü bir konusu var. Çoklu ağızdan yazılması karakterlerin her birinin görüş açısını anlayabilmemizi sağlıyor. Bu roman için iyi, karar verme açısından kötü bir detay. Herkes kendince haklı zira. Bu kadar objektif yazılmasa içlerinden birini suçlamak daha kolay olurdu şüphesiz. Roman hem yazı dili olarak akıcı hem sonucu müthiş merak ettirdiği için akıp gidiyor. Ve o sonu yok mu ah o sonu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, yazı karakterini beğenmene sevindim. Umarım görüntü insanları sıkmaz.
      Ya yaaa...o son çok etkiliydi. Kitabı öyle bir sonla bitireceğimi düşünemezdim.

      Sil