31 Aralık 2012 Pazartesi

28 Aralık 2012 Cuma

Pinuccia'nın Ocak Ayı Etkinliği - Necib Mahfuz




            Sevgili Pinuccia Ocak ayı için blogunda  Nobel Ödüllü yazar Necib Mahfuz'dan sizin seçeceğiniz herhangi bir kitabını okuyup, yorumlama etkinliğine başlamıştır. Etkinliğe katılmak isteyen arkadaşlarımızın Pinuccia'nın bloguna bildirmeleri gerekmektedir. Arkadaşımız blogunda açıklamayı detaylı yapmış.


            Pinuccia, etkinlik resmi için eşinize bende teşekkür ediyorum. Çok güzel bir çalışma olmuş.

23 Aralık 2012 Pazar

Biz Romantik Aşkın Psikolojisi - Robert A. Johnson


Yazarı: Robert A. Johnson
Yayınevi: OkuyanUs
Türü: Psikiyatri: / Psikoloji / Aşk
Sayfası: 190

            Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung'un  felsefesinden yola çıkılarak, en eski aşk hikayelerinden biri olan Tristan ve İsolde mitosunu ele alıp aşkı açıklayan ve aşkın nasıl olması gerektiğini anlatan  güzel bir kitap.
            Aşık olmanın bencillik olmadığını okuruz ve duyarız.ama nedense bir kulağımızdan girer öteki kulağımızdan çıkar. Bu kitabı okuyunca kitapta bahsedilmiş adıyla "insani aşkın", yine kitapta adlandırılan " romantik aşk"tan bambaşka olduğunu anlayacağız. Kitap bağlılığın, sadakatin önemini de çok güzel anlatıyor. Erkeklerin aşka bakışı ve aradıkları kadın, kadınların aşka bakışı ve aradıkları erkek modelleri çok güzel anlatılıyor. Bu kitabı okuyunca aşka bambaşka bir bakış açısıyla bakmamıza sebep olacaktır. Bu da asıl mutluluğun anahtarıdır. Yanı başımızdaki insanla aşkı, sevgiyi, sadakati ve bağlılığı bulmak yerine erkek için ulaşılmaz olacak kafasındaki model kadın kraliçe veya kadın için ulaşılmaz olacak beyaz atlı prens arayışlarının ne kadar kendimizi kandırmaca olduğunu anlayabileceğiz.
            Kitaptan bazı aktarımlarım olacak.
            "Sadakat ve bağlılık insan yapısının arketipidir. Bunlar bize yiyecek ve hava kadar gereklidir."
            "Aşk, bir insanı olduğu gibi kabul eden ve ona değer veren bir güçtür içinizde. İnsani aşk, gerçekte var olan insanı,bizim isteğimiz biçimde ya da ruhumuzdan akan yansıtmalar olmasını beklemek yerine kendi olduğu gibi kabul eder. Aşk bir başka insanın güzelliğine  değerine ve niteliğine kör gözlerimizi açan iç tanrıdır. Aşk o kişiye bir bütün olarak, bireysel bir kişi olarak değer vermemizi sağlar ve bu, olumsuz yanlarını olumlu yanlarıyla, kusurlarını hayranlık uyandıran nitelikleriyle birlikte kabul etmemiz anlamına gelir. Bir yanılsama yerine bir insanı gerçekten severse kişi, gölgeyi de bütünü kadar sever. Diğer kişinin bütünlüğünü kabul eder."
            "Aşk önem anlayışımızı değiştirir. Aşk yoluyla, diğer bireyin de evrende bizim kadar değerli olduğunu görürüz; bizim için onun bütün olması, tam olarak yaşaması, hayattan zevk alması kendi gereksinmelerimizin karşılanması kadar önem kazanır."
            "Aşk doğası gereği egosantrikliğin(ben merkezciliğin) tam tersidir."
             "Özünde aşk, takdir duygusudur, bir başkasının değerini görmektir: Kadını kullanmak yerine ona saygı gösterir, ona ne hizmet verebileceğini sorar kendine. Ve eğer o kadın da onunla aşk yoluyla ilişkili ise o da aynı tavırda olur ona karşı."
              "İki kişinin arasındaki ilişkili olma hali, birlikte yaptıkları küçük işlerde yaşanır; Günün telaşı bittikten sonra yapılan sakin sohbet, yumuşak, anlayışlı bir söz, günlük arkadaşlık, zor anlarda sunulan yüreklendirmeler  beklenmedik bir zamanda verilen küçük bir armağan, kendiliğinden gelen sevgi dolu bir davranış."
              "Bir çift gerçekten birbirleriyle ilişkili olunca, birlikte insan hayatının bütün alanlarına girmeye hazır olurlar. Heyecansız  zor ve sıradan şeyleri bile hayat keyifli ve doyurucu bir parçası haline dönüştürebilirler. Bunun aksine romantik aşk birbirleriyle "sarhoş" oldukları müddetçe, paranın dayandığı ve eğlencenin heyecan verici kaldığı sürece devam eder."
              "İnsani aşk karşısındaki kişiyi birey olarak görür ve onunla bireysel bir ilişki kurar. Romantik aşk karşısındaki kişiyi sadece dramda bir oyuncu olarak görür."
İnsani aşk kendi doğası gereği arkadaşlığı da içeir: İlişki içinde, evlilik içinde ve karı koca arasında arkadşlığı. Bir kadınla bir erkek gerçekten arkadaş olduğu zaman birbirlerinin zor yanlarını ve zayıf taraflarını bilirler, ama bunları yargılamaya hevesli değildirler. Asıl amaçları birbirlerinde kusur bulmak değil, birbirlerine yardım etmek ve birbirlerinden keyif almaktır."

15 Aralık 2012 Cumartesi

Kılıçların Fırtınası Kısım 1 ve 2 - George R.R. Martin


Yazarı: George R.R. Martin
Yayınevi: Epsilon
Sayfası: 600+600=1200
Türü: Fantastik Edebiyatı

             Kitap serisinin yayınlandığı ülkelerde en çok satanlar listesinden adının hiç inmemiş olması, Game of Thrones adlı fantastik dizisinin en çok izlenilen, merak edilen ve konuşulan olması kesinlikle abartı olamaz. Muhteşem bir seri, muhteşem bir dizi...Serinin her kitabı etkileyici. Yazarı George R. R. Martin'in kıskanlıacak kadar geniş bir hayal dünyasına sahip olması ve aynı zamanda dilinin akıcılığı bu serinin efsane olmasına sebeptir.
             Dün serinin beşinci kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Serinin altıncı ve yedinci kitaplarını da aldım. Dördüncü ve beşinci kitaplarının toplam sayfası 1200. Bu kadar sayfayı okumak dile kolay. Bu nedenle serinin altıncısına başlamak için bir süre ara vermeyi düşünmüştüm ama beşinci kitap çok heyecanlı bir şekilde bittiği için çok uzun ara vereceğimi sanmıyorum. Altıncı kitabı masanın üzerine çıkardım. Bana bakıyor ve "oku beni, oku beni" diyor.))
             Beşinci kitapta çok üzücü ve çok sevindirici gelişmeler bir arada yaşandı. Okuyucuyu şaşırtmak için bu kitapta yazarımız dozu iyice yükseltmişti. Şok gelişmeler yüzünden 600 sayfalık kitabın sayfalarını ne zaman bitirdim anlayamadım. Beşinci kitap biterken henüz sağ olan en sevdiğim karakterleri yazmak istiyorum. Tyrion, Jon Kar, Arya, Bran ve Daenerys. Sansa'ya karşı ilk başlarda hissizdim. Sansa ne kadar acınacak bir karakter değil mi? Hiç bir zaman güçlü bir karakteri ve kişiliği olmadı. Bu nedenle ona kızamıyorum ve sevmeye başladım. Onun Arya ve Daenerys gibi güçlü bir karakterinin olmasını isterdim. Daenerys'ten çok iyi bir kraliçe olacak. Bunu seziyorum. Keşke diyorum Sansa Tyrion'un sevse. Tyrion bir kez olsun mutluluğu yakalayabilse. Bu isteğimi oğluma söylediğim vakit bana söylediği şu sözlerdi. "Bu kitabı pembe diziye mi çevireceksin? Bu kitapta olmaz öyle bir şey. Bekleme. Sen sevdiğin karakterlerin ölmemiş olmasına dua et.":))) Ben ümit etmeye devam edeceğim:))
            Yazmama son vereyim yoksa spoiler verebilirim. Bu da bir çok okuyucuyu sinirlendirebilir:)) Bu yazımla da vermiş olabilirim. Ne kadar az yazsam iyi olacaktır.

8 Aralık 2012 Cumartesi

Ne kadar anlamlı bir söz değil mi?

Klasikler, insanların, hiçbir zaman "Okuyorum" demedikleri, genellikle "Yeniden okuyorum" dedikleri kitaplardır.
İtalo Calvino

İnci - John Steinbeck

Yazarı: John Steinbeck
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sayfası: 90
Çevirisi: Leyla Özcengiz
Türü: Roman

             Bu sıralar George R. Martin'in kitap serisinden olan "Kılıçların Fırtınası"nı okuyorum. Birinci kısmı bitirince 90 sayfalık "İnci" yi araya koydum. "İnci" yi bitirir bitirmez serinin ikinci kısmını okumaya başladım. George R. Martin serisinin devamı olan "Kargaların Ziyafeti"ni Okuoku'ya sipariş vermiştim. Dün diğer siparişlerimle birlikte  geldi. Onlara hemen okumayı düşünmüyorum. Okuma sıramda başka kitaplar var. Onlar nasıl bekledilerse "Kargaların Ziyafeti"de bekleyecek:))
            "İnci" ile yazarın yine şiirsel anlatımıyla karşı karşıya geliyoruz. Meksikalı inci avcısı Kino, eşi Juanna ve bebekleri Coyotito ile birlikte Meksika kıyısında fakir ama mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyor. Ailenin biricik bebekleri Coyotito'yu akrep sokar. Çocuğu alıp kasabaya doktora götürürler. Parasız oldukları için doktor çocuğa bakmaz. Kino, eşini ve çocuğunu alır geri döner. Yapacağı bir şey  yoktu. Doktor çocuğuna bakmayacaktı. Çocuğunu iyileştirmek için denize açılıp inci toplamalıdır. Kino büyük bir inci bulur. Onu satıp çocuğunu iyileştirecektir . Kino'nun inciyi bulması çığ gibi yayılmıştır. Herkes inci ile yatıp, inci ile kalkar hale gelmişti. Kino'ya akıl verenler oldukça fazlaydı ama inciyi satmak hiçte sanıldığı gibi kolay değildi. Tüccarlar incinin değersiz parça oluğunu söyleyerek inciyi değerinden çok çok altında bir fiyatla almayı istiyorlardı. Hepsi sahtekardı. Kino buna kanmayacaktır. Onu şehirde satmaya karar veriyor. Buradan sonra artık aile için hayatta kalma mücadelesi başlar. 
             Kino'nun başına gelen felaketin sebebi amacından sapmasıydı. İnciyi çocuğu hayatta kalması için aramaya çıkmıştı. Buldu ama o daha fazlasını istedi. Açgözlülük yaptı. Bunu da çocuğunun hayatı ile ödedi.
Biçim olarak küçük ama anlatmak istedikleri derin olan bu eseri zaman zaman okumamız gerekir. Hayat dersleri ile dolu bir kitap.