28 Ocak 2013 Pazartesi

Denizin Altındaki Ada - İsabel Allende

Yazarı: İsabel Allende
Yayınevi: Can Yayınları
Çevirmeni: İnci kut
Sayfası: 592
Türü: Roman

              Tavsiye etmiş olduğu her kitabı çok beğendiğim doktor arkadaşım, İsabel Allende için şu cümleyi kullanmıştı: "Bazı yazarların her kitabı okunur, okunmalıdır. İsabel Allende'nin de her kitabını hiç tereddütsüz alıp okuyabilirsin." Arkadaşım öyle söyleyince kitap konusunda ona çok güvendiğim için yazarın aynı anda üç kitabını almıştım."Canım Sevgilim İnes", "Ruhlar Evi" ve "Denizin Altındaki Ada". İlk olarak  "Denizin Altındaki Ada"yı okudum. Arkadaşım beni yine hayal kırıklığına uğratmadı. Kitabı çok beğendim. Buraya ne yazsam kitap hakkındaki düşüncelerimi ve duygularım için yetersiz kalacaktır. Yazarın anlatımı, kurgusu mükemmel. Yazarın edebiyatı gerçek  şaheser eserlerde olduğu gibi kusursuz.
             Romanın arka kapak yazısında hikayenin gerçek olaylardan kurgulanmış olduğu yazılmış.  Şilili yazar İsabel Allende bu kitabını uzun bir araştırma sonucunda kaleme almış. Bu nedenle yazılanlar gerçeğe çok yakın. Yazarın büyülü anlatımı ile de kitabı elinizden bırakmanız mümkün olmuyor. Zarite adlı köle kadının dokuz yaşından kırk yaşlarına kadar olan hayatı anlatılıyor. Zarite daha küçücük bir kızken özgür ruhu onu sürekli kaçıp özgür olması için harekete geçiriyor. O vakitler kaçma girişimlerinde bulunuyor. Özgür olmak istiyor. Tam anlamıyla özgürlüğüne 30 yaşında kavuşuyor. 
            Zarite kendisini hep diğer kölelerden daha şanslı görüyor. Öyle de...Dokuz yaşındayken toprak zengini bir adama satılıyor. Orada hanımı onu diğer tüm kölelerden ayrı tutuyor. Zarite de hanımını seviyor. Hanımına üzülüyor çünkü kadın ruhsal olarak sağlıklı değil. Doğum yapıyor, çocuğunu bilmiyor. Zahite'den başkasını yanında istemiyor. Efendisi Zarite'ye daha küçükken göz koyuyor ve onun kadın olmasını bekliyor. Zarite kadınlığa ilk adımını atınca da Efendi ona hunharca tecavüz ediyor. Bu tecavüzü Zarite asla unutamıyor. Ondan iki çocuğu oluyor. İlk bebeği olan oğlu doğar doğmaz efendisi elinden alıyor. Karısının öğrenmesini istemiyor. Karısı da bir erkek çocuk dünyaya getiriyor. Zarite o çocuğu oğlu yerine koyuyor ve onu çok büyük bir şefkatle büyütüyor. Çocukta onu çok seviyor. Zarite'ye 'mamam(anne)' diyor. Buna efendi şiddetle karşı çıkıyor. Hanımı artık kendini bilmeden yatıyordur. Zarite, hanımına bebeğiymiş gibi itina ile bakıyor. Onun salyasından, dışkısından hiç bir zaman iğrenmiyor. Altını temizliyor, salyasını siliyor. Bunları yaparken hanımını incitmemeye özen gösteriyor. Hanımı da dünya ile tüm ilişkisi kopmuş olmasına rağmen Zarite'yi hissediyor ve ondan başkasının yanına yaklaşmasını istemiyor. Zarite evde hanımın tüm ihtiyaçlarını kendisi karşıladığı gibi hanımın oğluna öz annesiymiş gibi bağlanarak onu öz annesi gibi koruyup, gözetiyor ve ilgileniyor. Gece olunca da efendinin göz işaretiyle odasına gidip onun cinsel ihtiyaçlarını gideriyor. Zarite bu ilişkiden nefret ediyor. Midesini bulandırıyor. Zarite ikinci kez hamile kalıyor. Efendi karısının dünya ile kopuk olmasından dolayı çocuğun kendisinden olduğunu anlayamayacağı için Zarite'ye "kızın yanında kalabilir." diye izin veriyor.
            Zarite diğer köleler gibi kırbaçlanmıyor, efendi kesin olarak Zarite'ye kimsenin dokunamayacağını söylediği için ona göz koyan kölelerin kahyası ona tecavüz edemiyor, şeker kamışı tarlalarına da gidip ağır koşullarda çalışmıyor ama biliyor ki yaşam onun değil. Bu da ona acı veriyor. Çok zeki, akıllı, merhametli, iyi yürekli kadın Zarite. Hep kızının ve kendisinin özgür olduğunu hayal ediyor. Kaderine razı olmuyor ve özgürlüğü için çabalıyor. Özgür oluyor. Eskiden kendisi gibi köle olan sevdiği adamla evleniyor. Ondan da çocukları oluyor.
             Roman  Zarite'nin hikayesiyle birlikte o yılların Güney Amerika'sının tarımı, politikası ve ekonomisi ile kolonileşmeyi de yazarımız kaleme almış. Olayları güzel bağlamış. Karakter de çok fazla ama "Yüzyıllık Yalnızlık" gibi karışık değil. Çok kolay hafızada kalabiliyor. İsimler benzer değil.

9 yorum:

  1. Okuma zevkimiz ne kadar benziyor böyle, Anna Karenina'dan sonra şimdi ben de Isabel Allende'nin Ruhlar Evi'ni okuyorum, o kadar güzel ki, sizin bahsettiğiniz kitabını da okumak isterim, paylaşımınız için teşekkürler, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erenciğim, okuyacağımız kitabı seçerken aynı anda aynı yazarlara mı yöneliyoruz?))Çok memnun oldum:) "Ruhlar Evi" ni de çok merak ediyorum. Zaten İsabel Allende'nin üç kitabını bir anda almıştım. "Ruhlar Evi" aldıklarım arasında.
      Yazarın dili şiir gibi değil mi? Çok büyüleyici bir anlatı mı var? Senin "Ruhlar Evi" yorumunu bekliyorum canım. Sevgilerimle:)

      Sil
  2. bence de her kitabı okunur yazarlardandır, okunur, ve okunmalıdır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın kitaplarıyla geç tanıştığım için üzgünüm:((ama bundan sonra favori yazarlarım arasında olacaktır.
      Sevgiler Kitap Eylemcisi.

      Sil
  3. Merhaba mimlendiniz. http://fgofilmdizianime.blogspot.com/2013/01/liebster-blog-award.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğunuzda bununla ilgili cevabımı yazdım. En kısa zamanda soruları cevaplamaya çalışacağım. Çok teşekkürler.

      Sil
  4. Merhabalar... Mimlendiniz ! iyi eğlenceler .. :)
    http://all-about-books-n-books.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  5. bu yazarla ilgili bende güzel övgüler duymuştum ama hiç okuma fırsatım olmadı..hemen not ediyorum alıcaklarıma ki unutmıyım sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevilciğim merhabalar
      Yazarın çok iyi olduğunu bende duymuştum ama beni bir kitabıyla bu kadar kendisine hayran bırakacağını düşünmemiştim. Bu kitabı öneriyorum. Beğeneceğinizi düşünüyorum.
      Sevgiler.

      Sil