27 Şubat 2013 Çarşamba

Yazar Ayları | Mart | Mario Vargas Llosa

            

             Sevgili Pinuccia'nın düzenlimiş olduğu Yazar Ayları kitap etkinliğinde Mart ayı yazarımız  Perulu olan Nobel ödüllü Mario Vargas Llosa'dır.

             Blog sahibi olmayanların da katılabileceği bu etkinlik için detaylı bilgi Pinuccia'nın bloguna bir ugramanız yeterlidir.

http://pinucciasbooks.blogspot.com/

            Benim okuyacağım kitap "Üveyanneye Övgü" olacak inşallah.

            Bu etkinliği seviyorum. Gelecek ay ki yazarımız kim olacak diye bende bir heyecan, merak oluyor.  Mario Vargas Llosa'ın kitabını bir ay önce temin etmiştim. Darısı Nisan ayı yazarımızın kitabına.:)

26 Şubat 2013 Salı

İstanbul Sende Kalsın - İlhan Eksen

Yazarı: İlhan Eksen
Yayınevi: Everst Yayınları
 Sayfası: 293

                İlhan Eksen 1960 yıllarında Beyoğlu'nda Türk erkeği (Orhan) ile Rum kızının (Tasula) temiz aşkı ekseninde o yılların siyasi ve toplumsal olaylarına değiniyor. Annesi ile birlikte babasından kalan memur maaşıyla yaşayan Orhan küçük yaşta babasını kayıp etmiş. Lise son sınıfta okuyan Orhan'ın hayali Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'n de okumak. Yaz aylarında amcasının sahaf dükkanında çalışıyor. Amcası Orhan'a kardeşinin yadigarı diye maddi, manevi destek olmaya çalışıyor. Ona hem baba hem de arkadaş gibi çok güzel yaklaşıyor. Orhan amcasını çok seviyor. Orhan'ın annesi ise amcayı sevmiyor. Orhan annesinin neden amcasını sevmediğini sonradan öğreniyor. 
               Tasula, Beyoğlu'n daki pasajların birinde bir konfeksiyon işçisi. olarak çalışan Rum kızı. Birbirlerine yakın oturan iki genç görüşmeye başlıyorlar. Mahallenin dedikodusundan iki genç çekinirler. Ailelerinin de bu ilişkiye onay vermeyeceğinin farkında olmalarına rağmen birbirlerini göremeden yapamamaktalar. Orhan amcasına Tasula ile olan ilişkisini anlatıyor. Amca çok anlayışla yaklaşıyor ama yine de sonunda üzülmemesi için annesinin kendisini neden sevmediğini işte o zaman anlatıyor. Annenin amcasını sevmeme nedeni amcanın  annesinin Rum oluşuymuş. Amca farklı din ve etnik kökene sahip ilişkilerin yıpratıldığını Orhan'ın anlayabileceği şekilde anlatıyor.
            Kıbrıs'ta yaşanan olaylar nedeniyle hedef İstanbul'da yaşayan Rumlar oluyor. Bu durumdan Tasula'nın ailesi de etkileniyor ve sınır dışı ediliyorlar.
                  "İstanbul Sende Kalsın"ı sadece bir aşk hikayesi olarak değerlendirmek yanlış olur. 1960 yılların iç ve dış siyasi olaylarının yanı sıra o yılların gençliğini, Beyoğlu'nun gece hayatı da anlatılmış. Okunmaya değer, güzel bir kitap.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee


Yazarı: Harper Lee
Yayınevi: Altın Kitaplar
Çevirmeni: Özay Süsoy
Sayfası: 320
               Yazar, 1930'lu yıllarda Amerika'nın bir kasabasında yaşayan Atticus ve iki çocuğunun yaşamış olduğu olayları okuyucuya mesaj verir nitelikte kaleme almış. 

               Siyah bir adam genç bir kıza tecavüz etmekle suçlanıyor. Zencinin avukatlığını idealist avukat Atticus'a veriyorlar. Atticus bu davaylaya ırkçılığa karşı tek başına mücadele verecek. Avukat yaşamış olduğu yerde kendisinin ve ailesin en yakınlarından bile ağır eleştiri alacağını çok iyi biliyor. Jüri üyelerinin tamamının beyazlar olması nedeniyle kararın olumsuz olacağında farkında. Tüm bunlara rağmen tek başına adil olmak için elinden geleni yapıyor. Vicdanının sesini dinliyor. merhametli ve adil oluyor.

                Atticus tek başına kalınsa bile adaletli olmayı, ön yargı ile olaylara ve kişilere yaklaşmamayı, insanlarla ilişiklerin nasıl olması gerektiğini çocuklarına gösterme gayreti içinde. Bunda da çok başarılı oluyor. Erdemli insan olmak aslında hiçte zor değil. Önemli olan doğru bildiğin yoldan, düşünceden şaşmamak. İnsanlara ön yargı ile yaklaşmamak gerekir. Karşısındaki insanı yargılamadan önce onu anlamak gereklidir. 

                Bob Radley adlı yallnız yaşayan komşuları var. Bob hakkında çocuklar komşulardan çok kötü şeyler duydukları için ondan korkup, çekiniyorlar. Atticus burada da çocuklarına ön yargının yanlış olduğunu göstermeye çalışıyor. Kitabın finalinde Bob Radley çocuklara ön yargının ne kadar yanlış olduğunu fiilen gösteriyor. En dokunaklı kısmı burası.

              Yalnız başına çocuklarına doğruyu göstermek için elinden geleni yapan Atticus beni çok etkiledi. Çocuklar ise yetişkinlerin acımasız dünyasında tüm saflıklarına  rağmen doğruyu anlayabiliyor. Okuyunuz ve çocuklarınıza okutunuz. Şiddetle önerebileceğim edebiyat eseridir.

22 Şubat 2013 Cuma

Anahtar - Cuniçiro Tanizaki

Yazarı: Cuniçiro Tanizaki
Yayınevi: Can Yayınları
 Çevirmeni: H. Can Erkin
 Sayfası: 144
                Elli altı yaşındaki Kyoto üniversitede öğretim üyesidir. Karısı İkuko kırk beş yaşında, güzel, alımlı bir kadın olup, çok tutucu bir ailede yetişmiş, evlenirken kendisine fikri sorulmamıştır. Kyoto yıllardır günlük tutar. Eşi İkuko evliliklerinin ilk günlerinde bu günlüğün farkına varmıştır. Yüreğini kocasına açmayan kadın eşinin yüreğindekini meraktan okumaya başlamıştır. Kyoto eşinin günlüğünü okuduğunun farkında olup bazı şeyleri özellikle o okusun diye yazar. İkuko'da zamanla günlük tutmaya başlamıştır. O da kocasının günlüğünü okumasından rahatsızlık duymamaktadır. Bir zaman olur ki artık eşinin ahlaki kuralcılığından çok rahatsız olan Kyoto yatak odası ilişkilerini günlüğüne yazmaya başlar. Aslında İkuko arzu dolu şehvetli bir kadındır ama kocasına onun ne yapmasını istediğini söyleyememektedir. Bunun sebebi ise kadının eski ahlak kurallarının baskısı altından kendisini kurtaramamış olmasıdır. Kyoto elli altı yaşında olduğu için karısına yetemediğini hissedebiliyordu. Eşler birbirlerinin günlüklerini okuyarak cinsel hayatlarını renklendirmek isterler. Kitabın ismi "Anahtar" da işte bu nedenledir. 
              Karı kocanın ilişkileri çok farklı bir yola giriyor. Okurken böyle ahlaki kurallarla yetişmiş bir kadın nasıl kendisini haklı göstererek bu hale gelir diye düşünmeden edemedim. Kyoto'nun eşini kıskanarak kendisini tahrik etmesi de ayrı bir olay. 
       Kısa bir eser olan "Anahtar"dan daha fazla bahsedecek olursam kitabı okumanıza gerek kalmayacaktır.:)) Doğrusu burada kesmem olacak. Okunacak kitaplar listesine alabilirsiniz diye önerebilirim. Yazarın anlatımı da sade. Rahat okuyacaksınız.

17 Şubat 2013 Pazar

Sevgili Emine Hanım'ın mim sorularına cevaplarım


-Biraz klasik bir soru olacak ama blog yazmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz? Blog isminiz nereden geliyor?
Bu blogu açmamı isteyen kızım İpek oldu. Okuduklarımı zamanla unuttuğum için onlar hakkında küçük notlar almayı düşünüyordum. Kitap bloglarındaki yorumları hep okurdum ama böyle bir girişimde bulunmayı düşünmüyordum. İpek "Anne sende kendine blog açmalısın." diye söyleyinceye kadar aklımda böyle bir şey yoktu.
Kitap okumak benim için hiç bir zaman boş zamanlarımı değerlendireceğim bir hobim olmadı. Onları ruhumun ve bedenimin bir ihtiyacı olarak görüyorum. Bedenimin diyorum çünkü sağlam bir bedenimin olması için sağlam bir ruhumun olması gerekiyor. Ne kadar sağlıklı düşünürsem o kadar bedenim sağlıklı olacaktır. Ruhumu ve bedenimi besleyen kitaplar olduğuna göre blogumun adı "Kitaplarla Beslenmek" olacaktı.

- Blog "İZLE"rken nelere dikkat edersiniz. hangi alanlarda yazan bloglar sizin için önceliklidir? Ne tür paylaşımların olduğu blogları düşünmezsiniz?
Blogumu açmadan önce sadece kitap bloglarını takip ederdim. İyi yorumu anlayabiliyorum. Önceliğim iyi değerlendirmeler ve yazıların karmaşık olmaması gerekiyor. Blogunda görüntüsü sade olmalı. Blogumu açtıktan sonra çeşitli ev dekorasyonları ve mekanları bloglarını gördüm. Onların bazılarını takip ediyorum. Yemek ve pasta blogları da ilgimi çekenler arasında ama bunlar ayrı ayrı olmalı. Ortaya karışık gibi her telden bloglar beni yoruyor. Girdiğim gibi anında çıkıyorum. Kozmetik blogları ilgimi çekmiyor. Onlara hiç bakmıyorum.

- Kitap seçimlerinizde hangi türler öne çıkar? Kitap türü seçimleriniz neye göre değişiklik gösterir? Favori yazarlarınız kimler?
Kitap seçimlerimde 'çok seviyorum bu türü' diye bir ayrımım yok. Bir okur olarak bu iyi mi yoksa kötü mü bilemiyorum. Sadece vampirli kitaplardan hoşlanmıyorum. Elime bir defa o kitaplardan aldım ve hiç beğenmeyince bir daha almadım. İyi yazılmış vampirli bir kitaptan hoşlanabilir miyim acaba? Bilim kurgu romanı ise okumadım. Okumama sebebim sevmeyeceğimi düşünüyor olmamdan dolayı değildir. Acaba okurken çok zorlanır mıyım endişesi içindeyim. Umarım bilim kurgu eserlerini de keyifle okuyacağım hale gelirim.
Favori yazarım demeyeyim de okumaktan çok hoşlandığım yazalar diyeyim. Bu listem ise çok uzun. Edebi anlamda iyi yazabilen her yazar benim için okunmaya değerdir. Sadece uzun listemden bir kaç örnek vereceğim. Ayfer Tunç, Sabahattin Ali, Reşat Nuri Güntekin, Jane Austen, Amin Maalouf, John Steinbeck, Dostoyevski, Tolstoy...

- Kitap okumaya eşlik edecek olmasa olmazınız var mıdır?Nerede ve ne şekilde okumaktan daha çok hoşlanırsınız?
Kitap okumama eşilik edecek olmasa olmazım sadece sakin ortamdır. Sakin ortam ve elimde kitap. Ne güzel bir hayat. Toplu taşıma araçlarında kitap okuyamam. uzun yolculukta ise oku geç, takılma türünden kitapları seçerim.

- Bir kitabı almadan önce hakkında araştırma yapar mısınız? Kitaplar hakkında yorumlar sizi ne kadar etkiler?
Yapmaz mıyım? Hemde çok yaparım. Kitap hakkında yorumları okurum. Ciddiye aldığım çok sayıda kitap okurlarımız var. Bunların düşünceleri benim için önemlidir.

- Kitaplarını gözünüz kapalı alacağınız ve kitaplarını asla okumayacağınız yazarlar kimler? Neden?
Kitaplarını gözüm kapalı alacağım çok sayıda yazar olduğunu yukarıda yazmıştım. Dünya ve Türk edebiyatında her yazdığı okunacak ve okunması gerekli çok yazar var. Onların listesi benim için çok uzun.
Kitaplarını asla okumayacağım kısmını cevaplarsam eğer beğenmediğim çok yazar sıralayabilirim ama ASLA kelimesini kullanmak benim için doğru değildir. Yaşım ve tecrübelerimden ASLA kelimesini asla kullanmamak gerektiğini bilirim. Beğenmediğim yazarlardan isim vermem gerekirse Canan Tan ilk aklıma gelendir. Orhan Pamuk da bir türlü ısınamadığım yazarlardandır.

- Kütüphanenizin sizce en değerli kitap ya da kitapları hangileridir? Neden?
Evimizdeki kütüphanemizden bizler için en değerli eserler klasiklerdir. Bunun yanında beğenmiş olduğum her kitap benim için değerlidir. Nedeni çok basit. Kitaplara değer vermek gereklidir.

-En sevdiğiniz üç roman karakterini nedenleriyle paylaşır mısınız?
Her okuduğum kitapta çok sevdiğim bir karakter muhakkak olur. Özellikle çok sevdiğim karakterler diye sıralamam yapmam çok zor. Ama Rüzgar Gibi Geçti'de ki erkek baş karakter Rhette Butler'in sevdiği kadın tarafından değer görmemesi nedeniyle ona karşı daha bir sevgim olabilir.:))

-Aklınızda kalan, sıklıkla kullandığınız kitap cümleleri var mı? Varsa paylaşabilir misiniz?
Öyle bir cümlem yok.

- Kitaplarda okuyarak etkilendiğiniz ve ardından görmeye gittiğiniz mekanlar oldu mu? Varsa nereleri bu şekilde gördünüz.
Kitaplardan okuyarak etkilendiğim mekanlar olmaz mı? Çoktur öyle mekanlar ama özellikle okuyup ardından görmeye gittiğim bir yer olmadı ama imkanım olsa okuyup ardından hemen o yerleri görmeyi isterim.

- Kitapların beyaz perdeye aktarılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Beğendiğiniz uyarlama var mı? Hangi kitabı ya da kitapları beyaz perde de görmek isterdiniz?
Çok başarılı uyarlamalar var ama yine de filmi ve dizisi kitabından daha güzel, etkili bir uyarlamaların bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az sayıda olduğunu düşünüyorum.

Kendimle ilgili gerçekler? 
Var olmam gerçektir. Burcum olan yengeç burcunun özelliklerini taşıdığım gerçektir. Yaradanın varlığına inandığım gerçeğimdir. (Bu inanç güçlü olmamı sağlıyor). Her ne kadar insanları çok sevsem ve onlarla olmaktan hoşlansam da  yalnız olmaktan da çok keyif aldığım gerçeğimdir.

Sevgili Emine Hanım, mim sorularınız için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle.


14 Şubat 2013 Perşembe

Karadul Bulmacaları - İsaac Asimov

Yazarı: İsaac Asimov
Yayınevi: İnkilap
Çevirisi: Susan Mıhladız
Sayfa: 236
                Pinuccia'nın Yazar Ayları etkinliğindeki Şubat ayı yazarı bilim kurgu alanında çok sayıda kitabı olan İsaac Asimov oldu. Bilim kurgu eserlerine uzak olduğum için yazarın daha önce kitabını okumamıştım. İtiraf ediyorum Karadul Bulmacaları'nı elime alıncaya kadar yazardan okuyabilecek miyim diye çekinmiştim.
              Yazarın kitaplığımızda olan Karadul Bulmacaları adlı eserini sevgili Settie'nin önerisiyle okudum. Settie'n Karadul Bulmacaları'nın bilim kurgu eseri olmadığını belirtmekle çok haklıymış. Kitapta çok eğlenceli ve bir o kadar düşündürücü bulmacalar var. Bulmacaları siz onlardan önce bulmak için heyecana kapılıyorsunuz. Bazı bulmacaların cevabını bulmuş olmama, bazılarına da çok yaklaşmış olmam benim kitaptan çok keyif almama sebep olmuştur.:)) Ben kitabı sevdim. Düşünüp, kafa yorarken aynı zamanda keyif almak isterseniz  tavsiye edeceğim bir kitaptır.
                 Karadul üyeleri her ay bir akşam yemeğinde bir araya gelirler. Bu yemeğe bir üye misafir getirmektedir.. Üyelerden birisi misafiri sorularıyla sıkıştırmakla görevli. Karadul üyelerinin toplantısında kurallar içerisinde soru cevap, bazen de sohbetle başlayan bu yemek bulmacaya dönüşüyor. Masaya hizmet eden şef garson Henry tüm bulmacaların da cevabını bulan kişi oluyor. Esas bu kısım çok eğlenceli. Gelen misafirlerin çoğunluğu garson Henry'nin sohbete dahil olmasını istemezken onların uzun zaman kafayı yormuş olduğu olayları bir kaç saatte bir garsonun çözmüş olmasına çok şaşırıyorlar.
                 Asıl bilim kurgunun ustası kabul edilen İsaac Asimov'un bundan sonra da okumayı isterim. Belki de artık bilim kurgu yazar sayesinde uzak olmadığım bir alan olur.

13 Şubat 2013 Çarşamba

"Bronz Atlı" - "Tatyana ve Alexsander" -Paullina Simons





Yazarı: Paullina Simons
Yayınevi: Kelebek Yayınevi
                    "Bronz Atlı" ve "Tatyana ve Alexsander" ın konusu İkinci Dünya Savaşı döneminde Rusya'da yaşayan Tatyana ve Alexsander adlı iki gencin savaşın tüm acımasızlığına rağmen aşklarını saf, masum, temiz yaşamalarını ve birbirlerinin hayatta kalmaları için mücadele vermelerini anlatıyor. 
          Olay Rusya'nın Leningrad şehrinde başlıyor. Tatyana ailesiyle birlikte Leningrad şehrinde yaşamaktadır. Alexsander ise Kızıl Ordunun genç subayıdır. Almanlar tarafından kuşatılan Leningrad şehrinde Tatyana bir pazar günü bankın üzerinde oturmuş dondurmasını yerken Alexsander ile birbirlerini görürler ve işte o an o büyük sevgi kalplerine yerleşir. Savaşın tüm acımasızlığına rağmen sevgilerinde hiç bir azalma olmaz bilakis hep çoğalır. Alexsander sevdiği kadın ve onun ailesini yaşatmak için açlığın ve dondurucu soğuğun yaşanmış olduğu şehirde elinden ne gelebiliyorsa yapar. Tatyana ise Alexsander'ın yaşaması için damarlarındaki kanın onun damar yoluna geçmesini sağlayarak kendi hayatından vazgeçer. Tatyana ve Alexsander savaşta hayatta kalmayı başarırlar. Onları hayatta kalmak için mücadele etmelerini sağlayan kuvvet birbirlerine olan aşklarıdır. Bilirler ki eğer birisi ölürse diğeri yaşamayacaktır. Hayatta kalmaya çalışarak aslında sevdiği insanı yaşamasını sağlarlar.
              Tatyana, savaş sırasında Meryem Ana gibi herkesin yardımına koşar. Çalıştığı hastanelerde ölecek olan hastaların bakımını üstlenerek onların mutlu ölmelerini sağlamak ister. Kesin ölecek gözüyle bakılan çok asker onun sayesinde ikinci hayatlarını yaşarlar. Her bulunduğu yerin vazgeçilmezi Tatyana'dır .Tatyana ve Alexsander ve ikisi de mükemmel insanlardır.Çok beğendiğim, etkilendiğim bir hikaye oldu. Yazarın anlatımı mükemmel. Savaşın acımasızlığını çok güzel aşkla birlikte kurgulamış. 
               Kelebek Yayınlarının bu güzel eserleri yayınevi kapandığı için kitapçılarda tükenmiş. Birinci kitap olan Bronz Atlı'yı bulmak çok zor. Sadece sahaflarda bulabilirsiniz. Üstelik korsanını dahi okunmuş olarak bulabilirseniz şanslısınız demektir. Tatyana ve Alexsander'ın  kitapçıda bulabildiğime çok sevindim. Onu tek başına bulmak hiç bir anlam ifade etmez.. Önce Bronz Atlı elinizin altında olmalı. Artemis Yayınları bu güzel eserleri çevirecekmiş deniliyor. Artemis'in çevirisi de ne kadar başarılı olur bekleyip öyle değerlendirmek gerekir.


1 Şubat 2013 Cuma

Parasız Yatılı - Füruzan


Yazarı: Füruzan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfası: 158
Türü: Öykü

               Yazara 1972 yılında Saik Faik Hikaye Armağan'nı kazandırmış olduğu Parasız Yatılı öykü kitabıdır. Kitabın arka kapağında yazılı olan Die Presse'nin eser hakkındaki  yorumu bence çok isabetli olmuş.
              "Füruzan'ı okumakla Türk İnsanını daha derinden tanımak olanağını bulur okur. O konunun içine girer, Katları birbirinden ayırır. Böylece sosyal ve tarihsel temele inan bir bakış getirir. Sözü edilen temelin önemini onun dünyasında her yerde duyumsamak mümkündür, onun için önemli olan, tek tek insanlardır ve onların toplumsal geçerlilik kazanan kaderleridir." Die Presse - -Viyana

             Füruzan'ın gözlemlemesinin iyi olduğunu öykülerindeki ince detaylardan anlayabiliyoruz. Bunu da kusursuz kaleme almış. Çocuklar ile yoksul, biçare kadınlarımız  yazarın öykülerinde ele almış olduğu insanlardır. Dili kullanmasındaki ustalık benim ilk dikkatimi çeken husus oldu. Tertemiz bir Türkçe'si var.
           Füruzan hayatın içinden yaşamları ustalıkla işlemiş. 'Haraç' adlı son öyküsü ise insanın yüreğine işleyecek kadar duygusal. Servet'in yaşamı gibi hayatını süren kadınlarımızın  az olmadığını düşünüyorum.