4 Ocak 2014 Cumartesi

Çoluk Çocuk / Patti Smith

Yazarı: Patti Smith
Yayınevi: DOMİNGO
Sayfa Sayısı: 308
Çevirmeni: Yiğit Değer Bengi

           ABD'li müzisyen ve şair Patti Smith'in kim olduğunu ilk olarak bu kitapla öğrenmiş oldum. Patti'nin erkek arkadaşı, ABD'li fotoğraf sanatçısı olan Robert Mapplethorpe'nin varlığını da bu eserle öğrenmiş bulunmaktayım. 

          "Çoluk Çocuk" adlı bu eserde, tesadüfen karşı karşıya gelen ve derin bir sevgi ile birbirlerine bağlanan Patti ve Robert'in olaganüstü yaşam öyküsünü okuyoruz.

           Patti ve Robert'in sadece kendileri için istedikleri hiç bir şey yoktu. İkisi de diğerinin başarılı olması için elinden geleni yapıyordu. Robert'in "Patti, sen benden daha önce ünlü oldun" derken ki mutluluğu beni çok duygulandırdı. Robert'in cinsel kimliği her ne olursa olsun Patti için hep en sevdiği oldu. Robert'te cinsel kimliğinde kayma olmasına rağmen en çok Patti'yi sevdi. Böylesi bir sevgiyi ancak masallarda okurum sanıyordum. Demek ki böylesi yüce sevgiler de yaşanmaktaymış.

           Patti'nin, kitabının, her bir cümlesini abartmadan, içindekileri tüm samimiyetle kaleme almış olduğuna inancım büyük. Ayrıca Robert ve Patti'nin sevgilerinin aşktan da öteye geçmiş olduğuna inandım. Robert'in "Patti bizim hiç çocuğumuz olmadı" derken ki pişmanlığı beni bitirdi. Patti'nin cevabı "Bizim çocuklarımız yaptıklarımız" demesiyse ne kadar anlam içeriyor değil mi? Çünkü ikisi de çok iyi biliyorlar ki başarmaları tek başlarına bir caba ile gerçekleşmemiştir. İkisi de diğeri için en çok çabalamıştı. Aç, susuz kaldılar. Soğuk içlerine işledi. Buna rağmen sanat için yılmadılar. Hep daha çok çalıştılar. En sonunda azim kazandı. 

         Kitap bana çok samimi geldi. Sanki karşımda bana çok güvenen, bu nedenle içini dökmek için bana kitap yazan bir kadın vardı. Sadece adları geçen çok sayıda tanımadığım yazar, müzisyen, ressama çok yer verilmişti. Bunları tanımış olsaydım onların adlarının geçtiği yerlerde benim için çok keyifli olurdu.

             "Çoluk Çocuk"u Kış Okuma Şenliği" kapsamında "Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara." kategorisi için seçtim ve okudum bitti.

Kırk Yedi'liler / Füruzan

Yazarı: Füruzan
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 520

                         Çağdaş Türk edebiyatımızın kadın yazarlarından Füruzan'ın da ilk romanı "Kırk Yedi'liler"dir. Okuma yazmayı öğrendiğim yıl olan 1974'de yayınlanmış olan bu eser, 1975 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'ne layık görülmüş.

                      Romanın kahramanı Emine'nin hikayesi, Erzurum'da geçen çocukluk yıllarını,  Anadolu'dan İstanbul'a üniversite eğitimini görmek için gelen gençlik yıllarını, hapisteki işkence dolu günlerini ve en sonunda özgür olan Emine'nin hayatını dolu dolu anlatan bir eserdir. 12 Mart'ı anlatan bu eserde gençliğin sancılı dönemleri çok güzel anlatılmış.

                         Bu eserde Emine kadar olmasa da etkilenmiş olduğum diğer bir karakter, evin beslemesi Kiraz oldu. Emine gibi, Kirazın babaannesini ben de çok sevdim. Ölümü benim için de çok ağır oldu. Çok üzüldüm. Kiraz hayatta ki tek varlığını kaybedince artık kendisini toparlayamadı. Emine'nin annesini hiç sevmedim. İnsanlıktan nasibini almamış, acımasız bir kadın olarak gördüm. Babasını çok pasif buldum. Ablası Seçil'i hep anlayabildim. Emine'de ablasını çok iyi anlıyordu. Bu nedenle ablasını çok seviyordu. Emine karakterine bayıldım. Kendileri en sevdiğim roman karakterlerim arasında yerini almış oldu.

                         Romanda, Kiraz'ın babaannesi, Emine için "Tanrı ileride Emine Hanımı zora sokmasın" diye duasını eder. Ben nasıl kendimi hikayenin içerisine sokmuşum ki sesli olarak "Amiin" dedim. Ne yaptığımı fark edince yazarın anlatımına ve diline bir kez daha hayran oldum. Füruzan'ın anlatımındaki samimiliği, dilindeki yalınlığı seviyorum.

                          "Kırk Yedi'liler"i, "Kış Okuma Şenliği" kapsamında "Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara." kategorisi için okudum.

Ruhlar Evi / İsabel Allende


Yazarı: İsabel Allende
Yayınevi:  Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 542
Çevirmeni: Nihal Yeğinobalı

                  İsabel Allende'nin, "Denizin Altındaki Ada" adlı eserini  daha önceden okuduğum için bu kitabının iyi olacağını tahmin edebiliyordum ama doğrusu en az "Denizin Altındaki Ada" kadar iyi olduğunu düşünmemiştim. Çünkü "Ruhlar Evi" yazarın ilk romanıymış. İlk roman olunca çok sonradan yazılan eserlerin daha iyi olacağı gibi yanlış bir kanıya sahiptim. Bir kez daha ön yargının yanlış olduğunu yaşamış oldum.

                      Yazılan yorumlarda bu kitabın "Yüzyıllık Yalnızlık"a çok benzetildiğini sıkça okudum. "Yüzyıllık Yalnızlık" benim çok sevdiğim bir eser olmadı. Daha doğrusunu söylemek gerekirse Marquez'in dilini bir türlü sevemiyorum. (Hiç sevmeyeceğim anlamına da gelmesin. Bir bakarsınız sevebilirim de). Bana göre "Ruhlar Evi", "Yüzyıllık Yalnızlık"tan çok başka bir eser. Bir kere üç nesli anlatmasına rağmen karmaşalıktan eser yok. Yazar çok yalın bir dille ne demek istediğini yazmış. Cümleleri okurken su gibi akıp gittiğini hissedebiliyorsunuz. 

                      Şili'nin seçimle işbaşına gelen, askeri darbeyle devrilip öldürülen Salvador Allende'nin de anlatıldığı bu eserde politik çalkantılar çok güzel işlenmiş. Aşk, aile bağları, dil, din herşeyi içinde barındıran bu eserin filmi de çekilmiş.

                     Çok karakterli olan romanda, Clara karakterinin hikayesini çok daha heyecanla okudum.

                      Latin Edebiyatından büyülü bir anlatım okumak isterseniz, bu kitap neden  "Ruhlar Evi" olmasın. Seveceğinize inancım büyük. Bence bir deneyiniz.

                     "Ruhlar Evi"ni Kış Okuma şenliği" etkinlik kapsamında, "Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara." kategorisi için belirlemiştim.

Kadın Dünyası / Pearl S. Buck


Yazarı: Pearl S. Buck
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfası: 525
Çevirmeni: Gönül Suveren
Basım Tarihi: 1971


               Çin'de uzun yıllar yaşamış olan Pearl S. Buck, Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk kadın ABD'li yazardır. Yazarımız "Ana" adlı eseriyle Nobel'e layık görülmüştür. "Ana" yı okumuş ve çok beğenmiştim.

           "Ana" adlı eserde olduğu gibi "Kadın Dünyası" da, bir kadının yaşamındaki mücadelelerini anlatmaktadır. Madam Wu güzelliğin, zarafetin, asilliğin temsili gibi bir kadın. Kendisi de, çevresindeki kadınlardan çok daha üstün özellikte olduğunun farkındadır. Çok genç yaşta evlenen Madam Wu, kocasına karşı olan görevlerini hiç aksatmadan yerine getiriyor. Çocukları oluyor. Onlara karşı da görevlerini hiç bir zaman aksatmıyor. Bunları yaparken tek amacı hür olmaktır. Herkese karşı görevlerini yerine getirdiği takdirde bağımsızlığına kavuşacağını düşünmektedir. Bağımsızlıkta ki kasdiyse kendine ve zamanına hakim olmaktır.

               Madam Wu, 40. Doğum gününde kocasına iyilik yaptığı düşüncesiyle kendisinin seçeceği bir odalık almasını söylüyor. Eve gelecek genç bir kumayı kendi elleriyle kocasına sunacaktır. Kocası ilk andan itibaren buna sıcak bakmaz ama Madam Wu kesin kararını vermiştir. Artık çok yorulduğunu, dinlenmek istediğini kocasına ısrarla söyler.

               Madam Wu, kocasını hiç sevmemiştir. Bunu kocasına hissettirmemiş olduğunu düşünür ama kocası farkındadır. Oğluna ders vermek için eve gelip giden rahibe aşık olduğunu, rahibin öldüğü an anlar. Ama onun için sevmek sadece bir canlıyı sevmek değildir. Yaşamayan birisini de sevebilir. Kalbinde aşk vardı. Bu onu mutlu eder.

              Sahaftan almış olduğum bu eseri çok beğendim. Kadın ruhuna dair iyi tahlil edilerek yazılmış bir kitap okumak isterseniz alıp okumanızı önereceğim bir eserdir.

           "Kadın Dünyası" nı "Kış Okuma Şenliği" kapsamında, "Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıkan bir kitap okuyanlara." kategorisi için okudum.

3 Ocak 2014 Cuma

8. Ankara Kitap Fuarı 03-12 Ocak 2014

        Bugün için bir planım olmayınca, fuarın da ilk günü olması nedeniyle tenha olur, rahatça kitaplara bakarım düşüncesiyle fuara gittim. Gerçekten çok tenhaydı. Tenha olmasına da aşmamak gerekiyor. Çünkü bir kaç yayınevi dışında fuara katılımcı yayınevi neredeyse yok denecek kadar sayılıydı. Aklımın almadığı başkent Ankara'ya yayınevleri neden gelmiyor?
  
         Gitmiştim bir kere. Gezinecektim. Alışveriş yapacaktım. Ama umduğumu bulamamıştım. Yine de oraya kadar gitmişken, Türkiye İş Bankası Yayınevinden, bir kaç kitap satın alayım dedim. Standaki gencin önerileriyle bir iki kitap aldım. Çocuklarıma da, ATATÜRK resimli metal ayraçlardan hediye aldım. Artık eve dönüş için giriş kapısına yönelmiştim ki sahafları fark ettim. Sahaflar ayrı bir bölümlerdelermiş. Benim gibi fuara sahaların da katıldığını bilmiyorsanız o bölümü fark etmeyebilirsiniz.
                  
            Çok sayıda sahaf bir arada toplanmışlardı. Fuarın ilk gün olmasına rağmen düzenleri fena değildi. Bir çok sahaf İstanbul'dan gelmişler. İyi de etmişler. Umarım memnun bir şekilde ayrılırlar.
      
           Eğer fuara gidecek olursanız bence sahaflar bölümüne mutlaka gidiniz. Sahaflarda bulacağınız çok kitaplar var. Fuara çok değerli kitaplarıyla katılmışlar. Oradan çok daha iyi kitaplar seçeceğinizden eminim. Sahafları görmeden önce bir daha fuara gelmem diyordum. Sahafları görünce düşüncelerim değişti. 

                       Türkiye İş Bankası Yayınlarından almış olduğum kitaplarım bunlar; (Bu üç kitabı da standaki görevli okumuş, çok beğenmiş.)





Sahaflardan 4 TL, 5 TL, 8 TL ve 10 TL ye almış olduğum kitaplarım ise bunlar.




         Sahaftan 5 tane kitap alınca, satıcı "kendinize bir de hediye kitap seçiniz" demişti. Sahibine teşekkür ettim ve "Nehir Tanrısı" nı aldım. Bu hediye kitabım oluyor.




        En memnun olduğum kitap "Büyücü" oldu. Yaz Okuma Şenliği kapsamında okumuş olduğum "Fransız Teğmenin Kadını" adlı şaheserin yazarı Jonh Fowles'in eseridir. Kitabı, 1973 basım tarihli Altın Kitaplar serisinden 10 tl ye aldım. Kitabın liste fiyatı 40 tl dir.



         Nobel Barış ödülüne layık görülen Faulkner'in Ağustos Işığı adlı eseri 1983 basımlı Cem Yayınları basımıdır. 










       Alkollü Anılar / Jack London'un bir bakıma hayat öyküsüymüş.Ama yaşadığı değil, yaşamak istediği hayat öyküsü.



               
                    Yaşamak İstiyorum / Ayn Rand 1971 basımlı Altın Kitaplar Yayınlarının  



"Kış Okuma Şenliği" i içerisinde 2. ay okuma durumum

Kış Okuma Şenliği etkinlik kapsamında kendimce bir plan yaptım. Aralık ayı için planımı, fazladan bir kitap daha okuyarak tamamlamış oldum.
Etkinlik için seçmiş olduğum kitaplarımdan okuduklarımın genelini çok beğendim.

Okuduklarım;
1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıkan bir kitap okuyanlara.
Kadın Dünyası - Peary S. Buck
Altın Kitaplar  522 sayfa

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.
Her Kadın Gibi - Sigrid Undset
Elips Kitap  384 sayfa

6. Kategori (15 puan): Türk Edebiyatında klasik kabul edilen bir kitap okuyanlara.
Osmancık - Tarık Buğra
Ötüken Neşriyat  356

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere. 
Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins
Pegasus Yayınları 408 sayfa

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.
Kar Yağacak - Levi Henriksen
Yapı Kredi Yayınları  268 sayfa

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
Umut - Andre Malraux
İletişim Yayınları  569 sayfa

12. Kategori (25 puan): yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara.
Ruhlar Evi - İsabel Allende
Can Yayınları  432 sayfa

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.
Çoluk Çocuk - Patti Smith
Domingo Yayınları  308 sayfa

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
Kırk Yedi'liler - Fürüzan
Yapı Kredi Yayınevi  518  sayfa


Toplam sayfa sayım 3765, toplam aldığım puan 185