24 Nisan 2014 Perşembe

Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (20 puan)

Erguvan Ağacı / A.J. Cronin
Yazarı: A.J. Cronin
Yayınevi: Anıt Yayıncılık
Sayfası: 375
Çevirmeni: Vahdet Gültekin

             Sahaf gezmekten ve oradaki kitapları saatlerce inceleyerek kitap almaktan duyduğum mutluluğu tarif edemem. Ankara'daki sahafların büyük kısmı artık beni tanıyor. Hangi kitaplardan hoşlanacağımı, hangi kitapları alacağımı da iyi biliyorlar. Ben dükkanlarına gidince 'dükkan size emanet', 'ben şuraya gideceğim', 'yemek vaktim', 'siz keyfinize bakın' diye beni kitaplarla baş başa bırakır hale geldiler. Onlar artık biliyor benim kolay kolay dükkandan çıkmayacağımı. İşte böylece evimdeki kitaplarımızın yarısı neredeyse sahaflardan alınmış oldu. Sahaflarda A.J. Cronin'in kitaplarına çok rastlardım. İnceleyip, sevebileceğimi düşündüğüm altı kitabını birden almışım.(Ne dediğinizi duydum. Haklısınız kitap alma hastalığına yakalanmış olabilirim ama olsun keşke her hastalık böyle olsa. Ben halimden çok memnunum dostlar.) İlk olarak Bahar Etkinliği kapsamına dahil etmiş olduğum "Erguvan Ağacı"nı okudum. Ben kitabı ve yazarın edebiyatını çok sevdim. Diğer kitaplarını da bir an önce okumayı istiyorum.

             "Erguvan Ağacı"ın yazarın edebi anlamda en iyi kitaplarından sayılıyormuş. Hatta deniliyor ki "Erguvan Ağacı" yalnız Cronin'in değil, büyük yazarların en güzel eserleri arasında yer alacak nitelikte romanlardan birisidir.

              Romanın kahramanı David, hep kendisi için neyi daha elverişli bulursa onu yapan bir adamdır. Sorumluluktan, üzüntüden, hoşa gitmez şeylerden bir yolunu bulup kaçmakta ustadır. Bütün bunların sonucunda sona yavaş yavaş varır.

               David Moray çok küçük yaşta anne ve babasını kaybediyor. Sığıntı gibi yaşadığı evde belli bir yaşa gelince ölmeden önce babasının onun için ayarladığı bursla tıp okuyor. Doktor olan David tesadüfen Mary'e rastlıyor. Seviyorlar birbirlerini. Evlenmeye karar veriyorlar. Mary nasıl olsa evleneceğiz diye David'le ilişkiye giriyor. David onunla evleneceğine, hiç ayrılmayacaklarına söz veriyor ama onu insafsızca yüz üstü bırakarak çok zengin bir kızla evleniyor. Ruh hastası zengin karısı ölünce ani bir kararla Mary'i tekrardan bulmak ve kaldıkları yerden başlamak için memleketine geri dönüyor. Mary nasıl olsa hiç evlenmeyecek kadar onu seviyor ya. Başka bir adamla evlenmez diye kafasından geçiriyor. Ama Mary cephesinde yüz üstü bırakılmak hiç te David'in sandığı kadar kolay atlatılmıyor. Mary ve ailesi için yüz üstü bırakılmak çok büyük yıkım oluyor. Mary günlerce kendisine gelemiyor. Aile yoksulluk içinde kavruluyor. Mary bir rahiple evlenmek zorunda kalıyor. Kendisini dine adıyor. Kathy adını verdiği bir kızı oluyor.

                Çok zengin olan David yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirmek için İskoçya'ya döndüğünde Mary'in çok yakın bir zamanda öldüğünü öğreniyor. Kathy ile karşılaşıyor. Kathy hasta bakıcıdır. David, Kathy'e "Bir aile dostunuzum" diye kendisini tanıtıyor. Vicdanını rahatlatmak için Kathy'ye güzel bir gelecek sunmak istiyor.  Bu düşünceyle hareket ediyor. Başlangıçta her şey iyi gidiyor. Mary yok ama sevgisini vereceği onun kızı Kathy vardır. Bu nedenle Mary'in ölmesine bile çok üzülmüyor. Nasıl olsa Kathy var, onunla yaptıklarımı telafi edebilirim düşüncesine sahip bir adam. Ama sonradan iş değişiyor. Yüksek duygularla iyilik etmek isteyen adam Mary'in kızına aşık oluyor. Bu sefer gönlü Kathy'e kayıyor. O öl dese ölürüm gibi öyle büyük laflarını da esirgemiyor.

                 Kathy de her kadını baştan çıkarabilecek özelliklere sahip David'e aşık oluyor. Kız istemediği halde tıpkı annesini elde ettiği gibi elde ediyor. "Nasıl olsa evleneceğiz, ne olacak ki" diye ona da söz veriyor. Ama Kathy'in yokluğunda başka kadınla ani bir kararla evleniyor.

                 Hem Mary'i hem de kızını baştan çıkarıyor. Vefasız olduğunu kabul ediyor ama isteyerek yapmadığını, kendine göre iyi niyetli olduğunu savunuyor. "Başka bir duyguya kapıldım. Gerekirse bunu da kapatırım." diyecek kadar yaptıklarının sonucundan kaçabileceğini düşünüyor. "Nasıl olsa çok param var. Kathy de olurum ya da ona para veririm, rahat yaşamasını sağlarım." diye kendisini avutuyor ama hiç düşündüğü gibi olaylar ilerlemiyor.

                 A.J. Cronin'in "Erguvan Ağacı" adlı bu güzel eseri bir aşk hikayesi değildir. Bir adamın sorumluluklarından, üzüntülerinden, hoşuna gitmediği şeylerden kendince sıyrılmasını anlatıyor. Yaptıklarının sonucu ise büyük trajedilerle son buluyor.

                 Sahaflarda bu kitaba denk gelirseniz bence almakta tereddüt etmeyin. "Erguvan Ağacı"nı okurken bir klasik okuyormuş hissindeydim. Ben kitabı çok sevdim. Umarım sizler de seversiniz.

                  Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (20 puan)kategorisi için bu kitabı okumuş oldum. Darısı diğer kategorilere.

İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara (20 puan)

 Güneş Çavması / Dünya Varmış
Yazarı: Dünya Varmış
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfası: 644
Yayın Yılı: 2013

             İtiraf etmeliyim ki bu kitabın daha başlarındayken hayal kırıklığı ile sonuçlanacak bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Sevgili Pınar (Pinuccia)'la son görüşmemizde bu kitaba yeni başlamıştım. Pınar "Eral Hanım kitap nasıl?" diye sorduğunda cevap vermekten kaçınmıştım. Cevap vermekten kaçındığımın farkına varan Pınar daha fazla üstelemedi. Evet. Kitabın ilk başlarında neden bu kitabı aldım diye hayıflanmıştım. Ama sayfalar ilerledikçe kitabı çok sevmeye başladığımı hissettim. Yazarın dili çok yalın. İnsanı sıkmayan bir anlatımı var. Romandaki karakterlerle birlikte adeta yaşıyorsun gibi bir o kadar gerçekçi ve samimi bir anlatımı var.

             Romanda, asıl karakterlerin yanında olaylarla iç içe olan zengin bir yan karakter kadrosu var. Aslında onlara yan karakter demek tam doğru olmayabilir. Hepsi de hayatın içinden romana dahil olmuş gibi. Eğrisiyle, doğrusuyla, hatalarıyla ben karakterleri anlayabildim. Hepsini çok sevdim. Tek sevemediğim karakter Nurcan'ın kocasıydı. Aysel'in deyimiyle "hödük" kocası. Adamı anlayabilmek istedim. 'Onun da vardır bir iyi tarafı. Bir düşüneyim bulurum' dedim. Ama yoktu. Ya da ben bulamadım.

             Roman basit bir aşk öyküsü değildir. Hayattın kendisi olan aşk, dostluk, arkadaşlık, güven, sevgi, doğruluk, dürüstlük, anne-baba ilişkileri, komşuluk ilişkileri, çocuk sevgisi, insan sevgisi ve daha neler neler. Cinsel tercihlerimiz, dinimiz, ırkımız, dilimiz. Kısacası hayatta ne varsa kaleme alınmış.

             Okurken sizi gülümsetecek, içinizi ısıtacak bir kitap okumak istediğinizde "Güneş Çavması" iyi bir seçim olacaktır.

Kröyçer Sonat / Tolstoy

Yazarı: Tolstoy
Çevirmeni: Nihal Yalaza Taluy 
Yayınevi: Varlık Yayınları
Sayfa Sayısı:: 111
Basım Tarihi: 1954

             Tolstoy'un şiddetli bir ruhsal kriz içerisinde kaleme aldığı "Kröyçer Sonat" yazarın evliliği ve cinsel ilişkiyi sorguladığı ölümsüz eserleridir. İlk yayınlandığı tarih 1889 yılında Rus yetkilileri ve kiliseler tarafından sansürleniyor. Kısa araştırmam sonucunda öğrendim ki "Kröyçer Sonat" yazarın en çok sansüre uğradığı eseriymiş.

            Pozdnışev tren yolculuğu sırasında kadın erkek ilişkilerinin konuşulduğu bir konuşmaya kulak misafiri olur. Trendeki bir yolcuya üzücü ve sonu trajik biten evliliğini anlatmaya böylece başlıyor. Kıskançlık ve öfke nöbetiyle karısını öldürmesini haklı çıkarmaya çalışan  Pozdnışev, fiziksel arzunun kadın erkek ilişkilerinde bir engel olacağını, bu tür ilişkilerin sonucunun trajik olacağını ve eninde sonunda ilişkiyi tüketeceğini savunur. Karı koca arasında yaşanan cinsel ilişkiyi basitlik ve iğrenç bir ilişki olarak görür. Cinsel ilişkinin günah olduğunu anlatıyor.

              Tolstoy'un şiddetli bir ruhsal kriz içerisinde bu eseri yazdığını okurken anlayabiliyorsunuz.

              İnsan psikolojisinin derinliğini ve karmaşıklığını anlatan kısa roman okunmaya değer. 

              "Kröyçer Sonat"ı 1954 basım tarihli Varlık Yayınları Nihal Yalaza Taluy çevirisinden okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum.

              Pinuccia'nın düzenlemiş olduğu Yazar Ayları etkinliğinin nisan ayı için seçilmiş olan yazarı Tolstoy'du. Ben de etkinlik kapsamı içerisinde bu kitabı okumuş oldum.

10 Nisan 2014 Perşembe

1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara

Bir Kadın Düşmanı / Reşat Nuri Güntekin
Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
Yayınevi: İnkılap Yayınları
Sayfası: 206
Türü: Roman

              Yaşayacağımız ömür çok kısa. Bu kısa ömrümüze her kitabı sığdıramayız. Bu nedenle kitap seçim meselesi benim için çok önemlidir. Kitabın konusu ve yazarı kitap seçimlerim de en büyük kriterdir. Kitap seçimlerimde önem verdiğim bir diğer kriterim benim kitap seçimlerim hakkında fikri olan birinin bana tavsiyeleridir. Bu konuda beni en iyi tanıyan kişi oğlum Murat'tır. Ben bir kitaba başlamadan önce, genelde "kitabı beğenirsin", "beğenmesin", "sıkılırsın", "çok seversin", "bunu da oku" diye yorum yapar. Reşat Nuri Güntekin'in "Bir Kadın Düşmanı" adlı eserini çok uzun zamandır "Bunu oku, sen seversin" diye tavsiyede bulunmuştu.

             "Bir Kadın Düşmanı" mektuplardan oluşan iki bölümlü bir romandır. Birinci bölümdeki mektuplar yazan Sara her erkeğin kendisine aşık olmasını isteyen çok güzel, alımlı, cazibeli bir kadındır. Eğlenmeyi çok sever. Her mekanda ilgi odağı olmaya alışmıştır ve öyle olmasını ister. Şımarık ve kaprislidir.

               İkinci bölümdeki mektupların yazan ise "Homongolos" lakaplı Ziya çok çirkin, etrafına hep ukalaca, küçümser tavırlar takınan, küstah bir adamdır. Özünde sevgiye aç, çok iyi bir adam olan Ziya sporla ilgileniyor. Bu nedenle çok güçlü beden yapısına sahip. 

               Sara, kadın düşmanı olarak tanınan ve  kadınlara karşı ilgisiz olan  Ziya'yı kendisine aşık etmeyi planlar. Ziya kadınların kendisinden iğreneceğini düşünerek aslında hiçbir kadına karşı ilgi duymamalı yeğler. Hiçbir kadına aşık olmayacağını düşünen Ziya, Sara'ya aşık olmuştur. Ziya'nın ölmüş arkadaşı Necdet'e yazmış olduğu mektuplardan oluşan ikinci bölümü okurken inanılmaz derecede duygulandım. Ziya'nın tüm davranışlarında kendisine göre doğru olan nedenleri var. İnsanlara yaklaşımının sebeplerini okurken göz yaşlarıma engel olmadım.

                  Reşat Nuri Güntekin'in bir solukta okunan "Bir Kadın Düşmanı"nda  psikolojik çözümlemeleri çok iyi yapılmış. İnsanları değerlendirirlerken dış görünüşleri ile değil asıl iç dünyaları ile değerlendirmek gerektiğini bu kitapla çok daha iyi anlıyoruz. Toplumda kabul görmek, sevilmek için de önemli olan insanın dış görünüşü değil iç dünyasıdır. Önyargı kötüdür. İnsanlık dersi veren bu kitapla önyargının feci bir durum olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.

                 Bahar Okuma Şenliği kapsamında 1. kategori olan Tavsiyesine güvendiğiniz birisinin önerdiği bir kitap kategorisi için seçtiğim kitabı çok beğendim. Bu kitap okunmalı, okutulmalıdır.

              Edit: Kitapyurdun da "Bir Kadın Düşmanı"nın sayfa sayısı 172 olarak belirtilmiş. Bendeki "Bir Kadın Düşmanı" nın sayfa sayısı 206 dır.

4 Nisan 2014 Cuma

Galiz Kahraman / İhsan Oktay Anar

Yazarı: İhsan Oktay Anar
Yayınevi: İletişim Yayınları
Sayfası: 192

         Pınar (Pinuccia), Şeyda(SeGe), Burcu (Hayatadönüşyolculuğu), Nazan ve Bahar (Mıknatıs Kuzenler) ile  yaptığımız mini buluşmada önceden kararlaştırdığımız üzere birbirimize kitap hediye almıştık. Her zaman çok güzel fikirleriyle bizlere mutluluklar yaşatan Pınar, o buluşmada da kendi deyişiyle "zihn-i sinir" bir fikirle hediye aldığı kitaplardan birisi olan "Galiz Kahraman" için aramızda çekiliş yaptı. Sıra ile bu kitabı bizlere okutacaktı. "Galiz Kahraman"la ilk yolculuğa çıkan ben oldum.

           İhsan Oktay Anar'ın "Puslu Kıtalar Atlası" romanından sonra okuduğum ikinci eseri "Galiz Kahraman" oldu. "Galiz Kahraman"ın kahramanı Kasımpaşalı İdris Amil Efendi'nin başından geçen trajik olayları yazar mizahi bir anlatımla kaleme almış. 
Galiz Kahramanımız İdris Efendi şanı, şöhreti seven, kahraman olmayı isteyen, hayatı pek ciddiye almayan işe yaramaz bir adamın tekidir.

          İhsan Oktay, "Galiz Kahraman"la okurunu yine bambaşka bir dünyaya götürüyor. İhsan Oktay'dan henüz hiç bir eser okumayan bir okur için bu eserle başlangıç yapmak doğru olmayabilir.  "Galiz Kahraman"ı, yazarın ilk okuduğum eseri olan "Puslu Kıtalar Atlası" kadar beğenmediğimi itiraf etmeliyim. "Puslu Kıtalar Atlası"yla bambaşka bir dünyaya yolculuk ederken adeta büyülenmiştim. Fazla kafaları karıştırmak istemiyorum. "Galiz Kahraman"ı okuyunuz ve siz karar veriniz. Zengin kurgusu ve dili için bile olsa kitabı okumuş olduğum için mutlu oldum.

2 Nisan 2014 Çarşamba

Bahar Okuma Şenliği 2014, 4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara

 Ay Büyürken Uyuyamam / Necati Cumali

Yazarı: Necati Cumali
Yayınevi: Cumhuriyet Kitapları
Sayfası: 276
Türü: Hikaye
          "Ay Büyürken Uyuyamam" kasaba, köyde yaşayan insanlar ile köyden şehirlere göç etmiş insanlarımızın cinselliğini işlendiği 26 öyküden oluşmaktadır. Anadolu insanının bastırılmış cinselliğini tarafsız bir dille kaleme alan yazar öykülerinde mizaha da yer vermiş. Yazarın bu anlatımıyla, Anadolu insanının ahlak kavramını yargılamak yerine onları anlamaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Anadolu insanının bastırılmış arzularını nasıl yaşadıkları hakkında bir şeyler öğreneceğimiz bu nefis eser okunmayı hak ediyor.

          Yazarın ilk okuduğum kitabı olan "Susuz Yaz"ı  liseye gittiğim yıllarda okumuştum. O kitaba dair aklımda hiç bir şey yok. Bu nedenle tekrardan o kitabını ve Cumali'nin başka eserlerini okumayı istiyorum.

         Bahar Okuma Şenliği 2014 kitaplarımın listesini belirleyemediğim için blogumda maalesef duyuramadım. Pinuccia'nın etkinliği başlattığı 15 Mart zamanında annem hastanede yatıyordu. Annem hastaneden çıktığı zaman listemi hazırlarım diye düşünüyordum ama annem hiç hesapta yokken 20 gün gibi çok uzun süre hastanede kaldı. O sıralar Pinuccia (Pınar) ile görüşmüştük. Tüm kategorileri belirlemeden kitaplarımı seçip okuyabilir miyim diye sordum. Sevgili Pınar olumlu cevap verince bende uzun zamandır evimde okunmayı bekleyen "Ay Büyürken Uyuyamam"  adlı öykü kitabını Bahar Okuma Şenliği 2014 kapsamında
4. Kategori olan bir öykü kitabı okuyanlara kategorisi için okudum.

Not: Bahar Okuma Şenliği 'ni bundan sonra o an kitabımı seçip okuyacağım.Böyle benim için daha uygun olacak.