21 Ağustos 2014 Perşembe

Neslihan'ın (Şah-Rû) Yaz Okuma Şenliği 2. Ay Raporu

28. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 60 puan): Goodreads’in “Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap” listesinden 3 kitap.
Listeden iki kitap zaten elimde varmış. Üçüncüyü de arkadaş bulup çıkarınca imece usulü tamamlamış olduk.:)

Ivan Aleksandroviç Goncharov – Oblomov
İş Bankası Yayınları, 619 Sayfa

Okunan Tarih: 22/26 Temmuz 2014
Yorum: Rus Edebiyatı'nın gerçekten bambaşka olduğunu kanıtlayan bir eser daha. Dillere Oblomovluk gibi bir tabir kazandıracak derecede tembel bir insanın öyküsü altında neredeyse bir ülkenin yapısal incelemesi yatıyor. Ve bu ciddi irdeleyiş o kadar akıcı ve nazik biçimde yapılıyor ki kültürel farkların ve sınırların yol açacağı yeterince anlayamama, empati kuramama gibi sorunların esamesi okunmuyor.

Yazarın Avrupa'ya bakış açısı diğer çağdaşı olan Rus yazanlara göre çok daha cesur. Aristokrat Rusya'yı tamamen "doğulu" olarak görerek, ilerlemenin "batının", Avrupalılaşmanın elinde olduğunu canı gönülden savunuyor. Tabii ne kadar sert eleştirse de ülkesine olan sevgisi Oblomov'un kalben dünya iyisi olmasında ve ruhunun Ştolts'a göre çok daha derin ve ince olmasında hissediliyor. Bununla birlikte Oblomov'un (Rusya'nın) o eski uyuşuk yaşam tarzından (derebeylik) kendini kurtaramayışının zamana ayak uyduramamakla sonuçlanacağını ve Ştolts'un (Avrupa'nın) devrinin geleceğini sade bir objektiflikle ortaya koyuyor.

Anthony Burgess – Otomatik Portakal
İş Bankası Yayınları, 168 Sayfa

Okunan Tarih: 26 Temmuz 2014
Yorum: Distopik eserlerin bir çoğu gelecekteki kabus ortamını anlatmak için Uzay Yolu tadında yüksek teknolojili ortamlardan yararlanmış görünüyor. Fakat ben eserin bilimkurgusal yanı arttıkça asıl vurgulanmak istenen totaliter eleştirinin gücünün zayıfladığını düşünüyorum. Bu açıdan Otomatik Portakal da nispeten yakın ve anlaşılır bir gelecek sınırında olduğu için asıl verilmek istenen mesajın çok daha etkili olduğu kitaplardan. İyilik / kötülük kavramlarına yaklaşımı oldukça düşündürücü. Keza devletin suçla mücadelede seçtiği yöntem de. Devletin tektipleştirme sevdasını diğer eserlerden farklı olarak direk suça yönelik ele alışıyla da farkını ortaya koyuyor. Yüksek argolu diliyle ve istemeseniz de iz bırakacak olan Alex karakteriyle oldukça çarpıcı bir eser.

Kazuo Ishiguro – Beni Asla Bırakma
Yapı Kredi Yayınları, 271 Sayfa

Okunan Tarih: 26/27 Temmuz 2014
Yorum: Yarı distopik yarı bilimkurgu, çarpıcı bir eser. Hemen hemen Cesur Yeni Dünya'yı temel alan bir konusu var. Fakat yazar oldukça sade ve insani bir şekilde naklettiği için o kadar sert değil. Daha şiirsel hatta romantik denebilecek bir kitap.

Konuya dair açık vermeden irdelemek zor. Türün severleri ne olduğunu baştan çözeceklerdir. Habersiz okuyanlar içinse bu gizemi çözmek okuma eylemi adına keyifli hikayenin ilerleyişi adına hüzünlü olacaktır. Bence en iç acıtan yanı "öğrenciler"den hiçbirinin kaçmayı aklına bile getirmemesiydi. Bunu akıl etmeyecek şekilde yetiştirilmiş olmaları ve kitabın son cümlesiyle mühürlenen o kabullenmişlik taş gibi oturuyor insanın içine.

3. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
Bu sefer özellikle yabancı bir şair olmasını istedim. İlk tercihim de Uzakdoğu kültüründen oldu tabi.:)

Gim So Vol – Açelya Çiçeği
Agora kitaplığı, 98 Sayfa

Okunan Tarih: 27 Temmuz 2014
Yorum: Çok genç yaşta hayata veda eden Kuzey Koreli şair Gim So-Vol'un adı kadar güzel eseri. Malum şiir çevirileri genelde sıkıntılıdır. Zira daha kafadan ölçü ve kafiye gibi dev bir sorun var. Fakat bu dokunaklı eserde Türkçeleştirmekten ötürü bozulan kafiye bile rahatsız etmiyor insanı.

Japon egemenliğinin en ağır dönemini yaşamış olan şairin -ki raporlara intihar olarak geçen ölümünde bu dönemin ve ailesinin yaşadıkları baskın olsa gerek- Arirang (Kore Halk Türküsü) tarzı şiirlerinde yoğun bir hüzün, çaresizlik ve umutsuzluk göze çarpıyor. Anlaşılır simgeleri ve sade, basit diliyle halk şairlerindenmiş. Toprağı bol olsun.

11. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bu hüzünlü kategorinin gönlümde yeri ayrı. Çoktandır aklımda olan bu eseri arkadaşın kütüphanesini dağıtma pahasına bulup çıkardık.

Nihat Behram – Darağacında Üç Fidan
Gendaş Yayıncılık, 208 Sayfa

(Yalnız ve güzel ülkemde, 1976 yılında, yazı dizisi olarak yayınlanmaya başlamasından kitap olarak basılmasına kadar sayısız davaya ve toplatılma kararına konu olup sonunda tamamen yasaklanmıştır.)

Okunan Tarih: 27/28 Temmuz 2014
Yorum: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın son tutuklanışlarından idamlarına kadar olan süreci belgesel tadında ele alan bir eser. Öncesi ve sonrasına da dair pasajlar içermekle birlikte özellikle infaz kısımları gerçekten boğaz düğümletiyor. Kitabın sonlarındaki değerli avukat görüşleri ve özellikle dönemin CHP İstanbul Milletvekili Hasan Basri Akgiray'ın değerlendirmesi çok açıklayıcı ve yerinde.

Teknik açıdan ise üç ismin son anları, aralardaki Nihat Behram şiirleri, fotoğraflar ve avukat görüşleriyle güzel derlenmiş.

9. Kategori (10 puan): Yabancı bir yazardan bir öykü kitabı.
Fark edildiği üzere yabancı kökenli kategorilerde bariz bir şekilde Uzakdoğu’yu kayırıyorum.:) Zira bir polisiyesever olarak bolca Amerikan, klasiklerden ötürü de bolca Avrupa edebiyatı eseri okurken, bir o kadar zengin olan Uzakdoğu edebiyatını fazlasıyla boşladığımı fark ettiğimden beri açığı kapatmaya çalışıyorum. Etkinliğin renkli kategorileri de bu konuda oldukça yardımcı oluyor hani.

Chong Chun Lee - İo Adası
Everest Yayınları, 217 sayfa

Okunan Tarih: 28/29 Temmuz 2014
Yorum: Sanayi toplumuna inat mistik karakterleriyle dikkat çeken öykülerin ortak noktası arayış içermeleri. Kore'nin geleneksel kültüründen bolca yararlandığı gözlenen yazar, karakterleriyle birlikte gerçek ile ulaşılmak istenen arasındaki çatışmayı ve bu yoldaki arayışı irdelemiş.

Her ne kadar arka kapakta "coğrafyası, kültürü, inançları vb. pek çok bakımdan bizden farklı olan Kore'yi ve Korelileri bu öykülerle çok daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız" gibi bir açıklamayla aramızda aşırı fark varmış gibi yansıtılsa da ben Kore Edebiyatı'na dair bir çok fikir veren bu öykülerde eski Türk Söylenceleri'ni andıran bir tat aldım.

21. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Edebiyatın hemen hiçbir dalında romantizmden hoşlanmadığım için en ihmal ettiğim tür olsa gerek. Neyse ki yeterince romantik arkadaşlarım var.:)

Jane Graves - Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar
Tuana Yayıncılık, 332 Sayfa

Okunan Tarih: 29/31 Temmuz 2014
Yorum: Basit kurgulu, mutlu sona ulaşmak için her türlü mucizenin seferber edildiği klasik romantik komedilerden. Tek takdir edeceğim nokta kadın kahramanın gerek hayat şartları gerekse fiziki açıdan sıradan ve makul olması olabilir, geri kalan tüm konularda klişeye tur bindiriyor. Eğlenceli ve akıcı bir tarzı olmakla birlikte bittikten sonra kitabı okumuş olmakla okumamış olmak arasında bir fark olmayan, sabun köpüğü denilen tarzda eserlerden.

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
En kolay kararlaştırdığım kategorilerden biri. Kütüphane sakinlerine bir göz gezdirmek yetti. Bu arada pek iddialı bir zıt isim seçimi oldu.:)

Wilbur Smith – Meleklerin Gazabı
Altın Kitaplar, 398 Sayfa

Okunan Tarih: 1/3 Ağustos 2014
Yorum: Afrika’ya “Kara Kıta” denmesinin sebebinin yaşayanların fiziki özelliklerden ziyade kara bahtı olduğunu hatırlatan bir eser. Arap Yarımadasını ihya eden petrolün aksine dünyayı döndüren diğer yeraltı kaynaklarından altın, elmas ve kömür madenlerinin nasıl kıtanın canına okuduğunu, biri yerli diğeri İngiliz olan iki köklü ailenin nezdinde bir nevi iki ulusun kan davasına dönüşen hikaye ile gözler önüne seriyor. Yazım tarzı olarak akıcı bir dile ve biraz sert bir anlatıma sahip. Yalnız sertliği ele alınan konunun cüretinden değil fazla ataerkil olmasından geliyor. Bir de bana kalırsa böyle bir konu için çok alakasız bir isim seçimi olmuş.

John Saul – Şeytanın Sağ Eli
Martı Kitabevi, 409 Sayfa

Okunan Tarih: 4/7 Ağustos 2014
Yorum: Hatırlayanlar bilir, Kanal 6 isminde fantastik bir kanal vardı. Amblemini düşünürsek İlluminati’nin ülkemizdeki ilk temsilcilerinden de olabilir.:) Cuma geceleri korku filmleri kuşağı olurdu. İşte tam o kuşağa yakışacak bir kitap. The Omen tadında bir korku/gerilim. Tabi günümüzde insanoğlu şeytana tur bindirir olduğu için pek o kadar korkutmaz ama milenyum öncesinde peynir ekmek gibi gidiyordu böyle konular. Gerilimi ve merak unsurunu sonuna kadar koruyan akıcı bir eser.

14. Kategori (10 puan): Kütüphaneden veya bir tanıdığınızdan ödünç aldığınız veya sahaftan aldığınız bir kitap.
Aslında arkadaşlarımla aramdaki kitap sirkülasyonu göz önüne alındığında çoğu kategori bu kategoriyle kesişmiş oluyor.:) Dolayısıyla yine tercihimi Murakami sponsorum olan arkadaşımdan yana kullanarak Uzakdoğuyu kayırmaya devam ettim.

Haruki Murakami – Yaban Koyununun İzinde
Doğan Kitap, 353 Sayfa

Okunan Tarih: 8/9 Ağustos 2014
Yorum: Sürrealist tablo tadında bir arayış hikayesi. Ana fikir olarak Şintoizm ve özellikle de limuzin şoförünün görüşlerinde belirginleşen Panteizm göndermeleri başta olmak üzere yine bir çok metafor içeren eser, bir Murakami klasiği olarak yargılamanın ve sorgulamanın manasız olacağı karakterleriyle dikkat çekiyor. Zira Murakami karakterleri sevilmez ya da nefret edilmez, sadece oradadırlar. Fakat roman akıcı olmasına karşın çok kötü bir çeviriye sahip. Cümle olarak çeviriden geçtim bazı kelime seçimleri fazlasıyla absürd olmuş.

19. Kategori (10 puan): Halen yazmaya, üretmeye devam eden bir edebiyatçıdan (yazar, şair, araştırmacı...) bir kitap.
Aslında seçtikten sonra yine roman seçmişim diye hayıflandığım bir kategori oldu. Şu tür meselesine daha ciddi eğilmek gerekiyor. Kendi adıma okuma tercihim %94 (küsurat veriyorum ki anladınız siz onu) romanlardan yana oluyor. Hatta anca bu etkinlik sayesinde biraz %80’lere çektim diyebilirim yoksa cidden diğer edebi türleri çok ihmal ediyorum.

Jamal Mahjoub – Raşid’in Dürbünü
Yapı Kredi Yayınları, 245 Sayfa

Okunan Tarih: 10 Ağustos 2014
Yorum: Diğer kitaplarını okumuşluğum olmadığından genelleme yaparak haksızlık etmemek için sadece bu eser için diyebilirim ki yazar Amin Maalouf’a özenmiş fakat sonuç pek de iç açıcı olmamış gibi. İlgi çekici bir konu ve masalsı bir hayat ama aktarım şekli çok yanlış. Anıların sırasızlığı, birbirinden kopukluğu ve aradaki boşluklar yetmezmiş gibi bir de pek de gerekli olmayan günümüzdeki gelişmelerin araya zamansız girişleri eseri çok dağınık hale getirmiş. Geriye dönük anlatılsaymış, yani kazı alanıyla başlayıp orada bulunanlar eşliğinde geçmişe gidilip kesintisiz devam etseymiş daha iyi olurmuş. Şu haliyle ne Raşid’in talihsiz yaşamını tam olarak özümseyebildim ne de yıllar sonra izini süren Hasan’ın derdini tam olarak anlayabildim.

5. Kategori (10 puan): Bir kişisel gelişim kitabı.
Son zamanlarda kişisel gelişimin çekim yasasıyla sınırlandırılmasından ve ortaya konan eserlerin vasatlığından ötürü neredeyse hiç okumadığım hatta sevmediğim bir tür olmaya başladı diyebilirim. Bu yüzden gerçekten kişisel gelişime dair pratik hayata uygulanabilir ve fantastik öğeler içermeyen bir eser olmasını istedim. Tavsiye eden arkadaşım elinde bulunan evrenden siparişli gökten yağdırmalı kitaplar içinden bunu seçip verdi, sonucu ben de merak ediyorum.:)

Jaques Salomé & Sylvie Galland – Ah Kendime Bir Kulak Versem
Sistem Yayıncılık, 425 Sayfa

Okunan Tarih: 11/13 Ağustos 2014
Yorum: İletişimin önemi hep vurgulanır da günlük yaşamda nasıl kariyerden sağlığa kadar etkisi olabileceğine çok dikkat edilmez. Bu rehberde iletişimin aslında birey olabilmenin temeli olduğu göz önüne seriliyor. Verilen örnekler mantıklı ve tespitler isabetli ama yol gösterme konusunda aynı başarıya sahip olduğunu söyleyemeyeceğim. Temelde insanın öncelikle kendini keşfetmesi gerektiğini vurgulamakla doğru bir noktaya parmak basmış. Ancak bir "kişisel gelişim" eseri olarak daha yol gösterici bir içeriğe sahip olmalıydı diye düşünüyorum. Bu eserle insan kendisinin de yaptığı bir çok hatayı fark edebilir ve aydınlanabilir, fakat bunu düzeltmek ve kendini yenilemek istediğinde tam olarak hangi yolu izlemesi gerektiğini göremez. Bu kişisel gelişim kitaplarında beni caydıran husus da bu işte, çoğunlukla yazarlar bu işi mesleğe dönüştürenlerden olduğu için eserlerini bir reklam tabelası olarak kullanıp sorununuzu tespit ettiğimize göre asıl çözüm için bize gelin izlenimi uyandırıyorlar. Özellikle terapilerden bol bol örnek verilmesi ve sorunun tespitinden çözüme kadar olan aşamalardan bahsetmek yerine direk elde edilen başarıdan söz edilmesi bu duyguyu güçlendiriyor. Yine de benzer eserlere göre daha az reklam kokan hareketlere sahip diyebilirim. En azından kendine değer vermek konusundaki nasihatleri gerçekten yaşam düsturu edinilmeli.

26. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 15 puan, toplamda 45 puan): 3 kitaplık bir seri veya aynı seriden 3 kitap.
Çoktandır Eral Ablam başta olmak üzere değerlendirmelerine güvendiğim birkaç arkadaş tarafından da ısrarla tavsiye edildiğinden okumak için fırsat kolladığım bir seriyi tercih ettim.

Suzanne Collins – Açlık Oyunları
Pegasus Yayınları, 384 Sayfa

Okunan Tarih: 14/15 Ağustos 2014
Yorum: Ben bu seriyi nedense vampir furyasından sandığımdan ciddiye almıyordum. Bu da önyargının ne kötü bir şey olduğuna örnek olsun. Daha sonra gerek okuma tercihimi iyi bilenler tarafından ısrarla tavsiye edilir olmasından gerekse de distopik eserler arasında isminin geçmeye başlamasından ötürü dikkatimi çeker oldu. Yarı distopik/bilimkurgu/macera şeklinde adlandırılabilecek bir türe sahip. Distopya ve bilimkurgu tabanı, Atsuko Asano’nun mangaya ve oldukça başarılı bir şekilde animeye uyarlanan No.6 serisinden esinlenilmiş izlenimi veren bir eser. Oyunların başladığı andan itibaren ağırlığa binen macera kısmında ise Truman Show tadı alınıyor. Tabi oradan buradan apartılmış demek istemiyorum. Her iki eser de gerçekten feyz alınmayacak gibi değil. Sonuçta güzel kaynaklardan beslenmiş ve çokça vurgulandığı gibi müthiş akıcı bir iş çıkmış ortaya. Özellikle de seri başlangıcı olarak çok iyi bir giriş. Karakterlerle ilk andan itibaren empati kurmak mümkün. İnsanı içine çeken bir kitap. Devamını görelim bakalım.

Suzanne Collins – Ateşi Yakalamak
Pegasus Yayınları, 407 Sayfa

Okunan Tarih: 16/17 Ağustos 2014
Yorum: Serinin ikinci kitabında distopya ortamı daha bir hissediliyor. Artan baskı, içten içe kaynayan mıntıkaların taşmaya başlaması, ittifaklar, 13. Mıntıka’nın akıbeti vs. Bununla birlikte romantizm de bir o kadar baskın. Bu durum, eserin Katniss karakterinin gözünden yazılmasından kaynaklanıyor. Ne de olsa 16 yaşında bir genç kız. Ama içten içe üçüncü ağızdan yazılsaydı daha mı ağırlığı olurdu diye düşünmeden edemedim. Ayrıca maceranın bu kısmından bir Vampire Knight tadı aldım sanki. Geldikleri nokta, her şeyin Yuuki’yi korumak için yapılmış olması ve Kaname&Yuuki&Zero üçgenini anımsattı. Yazarın mangalara fazlaca ilgi duyuyor olması mümkün mü acaba? Benim açımdan hava gayet hoş.:) Yazım tarzı olarak da oldukça sade ve akıcı bir dile sahip olduğu kadar, yine sürükleyiciliği ve merak unsuru son satıra kadar korunmuş. Dolayısıyla şimdilik “devam kitabı lanetine” uğramamış görünüyor.

Suzanne Collins – Alaycı Kuş
Pegasus Yayınları, 416 Sayfa

Okunan Tarih: 18/21 Ağustos 2014
Yorum: Serinin son kitabı fikir olarak iyi ama işlenme şekli olarak ilk iki kitaba göre daha zayıf kalmış. Savaş sahneleri gibi beklenenin altında kalan ve aceleyle geçiştirilmiş hissi veren kısımlar çoğunlukta. Bununla birlikte finalin geldiği noktada verilmek istenen fikir ve kayıplar konusu daha cesur ve derinlikli işlenmiş. Gelgelelim bu inişli çıkışlı tempo akıcılığı çok aksatmış.

Genele bakıldığında ise güzel ve çarpıcı bir fikre, merak uyandırıcı bir konuya sahip. Özellikle ilk iki kitabın temposu ve sürükleyiciliği oldukça yüksek. Finali içerik olarak zayıf kalsa da verilmek istenen mesaj oraya kadar çoktan alınmış olduğundan totalde başarılı bir seri diyebilirim. Bir de yazarı lüzumundan fazla uzatmadığı için tebrik etmek gerek.

Toplam Kitap Sayısı: 15 (150 Puan)
Toplam Sayfa Sayısı : 4950 (49 Puan)
26. kategori tamamlandığı için + 15 Puan
27. kategori tamamlandığı için + 30 Puan
28. kategori tamamlandığı için + 30 Puan
Toplam 274 Puan

Çok istikrarlı gördüm kendimi, okuma tempom sabitmiş demek.:) Pınar Hanım’a her aşamasıyla böylesine incelikle uğraştığı bu güzel etkinlik için ne kadar teşekkür etsem az. Ve tüm koşturmacasının ve üzüntüsünün arasında bir de beni düşünüp üstüne etkinlik için yardımlarını esirgemeyecek kadar zarif bir insan olan Eral Ablam’ın, artık teşekkürden öte hakkını nasıl öderim bilmiyorum.

Yaz Okuma Şenliği 2. Ay Durum Raporum

24 Temmuz 2013 yılında babam yoğun bakıma yatmıştı. Tam 29 gün babam ölümle yaşam arasında gidip gidip geldi ve nihayetinde 23 Ağustos 2013 tarihinde yaşam mücadelesinde yenik düştü. O günden sonra annem bir daha kendisini toparlayamadı. Sık sık hastaneye yattı. Her yatışında en az 15 gün tedavisi oldu. Her hastane çıkışında durumu giderek kötüleşti. 8 Ağustos 2014 tarihinde annemi yine hastaneye yatırdık. 10 Ağustos'ta annem tam ölüm eşiğinde yoğun bakıma kaldırıldı. Doktorlar "Hiç ümit yok, görmek isteyen kim varsa gelsin görsün. Yoğun bakım da olsa hastanızı görmenize izin veriyoruz" dediler. Babamı kaybedişimin üzerinden daha bir yıl geçmeden, annem de yoğun bakımda yatmakta ... Benim ümidim var. İnşallah evine çıkaracağız.
Annemi hastaneye yatırdığımızdan beri neredeyse hiç kitap okumadım. 8 Ağustos'a kadar okuduklarım listesi ise şöyle:

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
YATAK ÖĞRETMENİ Bağımsız Toprağın Adsız Çiçeği 
Yazarı: Sujata Massey
Yurt Kitap Yayın
552 sayfa

Bu kategorimi bu kitapla tamamlamış oldum. 10+30=40 puan

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.
MİNO'NUN SİYAH GÜLÜ 
Yazarı: Hüsnü Arkan
Kırmızı Kedi Yayınları
253 Sayfa

13. Kategori (10 puan): Aynı zamanda çevirmenlik de yapan bir yazar tarafından yazılan bir kitap.
İNCELDİĞİ YERDEN
Yazarı: Aslı Biçen
Metis Yayınları
320 sayfa

25. Kategori (10 puan): Orjinal dilinde okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap.
Sevgili Pınar, hatırlıyorsan bizde sizlere Rus yazarlardan Dostoyevski ve Tolstoy'un eserlerini orjinal dillerinde okumayı çok isterdim demiştim.
NETOÇKA NEZVANOVA 
Yazarı: Dostoyevski
Varlık Yayınları
180 sayfa

4x100=40    40+30=70 puan

1305 sayfa sayısı
13+70=83 puan