27 Kasım 2014 Perşembe

Güz Okuma Şenliği 2. Ay Raporu

9. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Hayvan Çiftliği - George Orwell
Can Yayınları
152 sayfa

*Wikipedi'den alıntıdır
1945 tarihli fabl tarzındaki siyasi roman Stalin'i ve ülkesini hicvediyordu. Bunu dikkate alan ABD ve İngiltere 2. Dünya Savaşı sırasındaki müttefikleri Stalin'i gücendirmemek için savaşın en kritik döneminde kitabı basmamayı tercih ettiler. Afrika'da yozlaşmış bazı liderler kitapta anlatılanları üzerlerine alındığı için 1991'de Kenya'da da yasaklandı.

16. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Bana Düşlerini Anlat - Sidney Sheldon
ALTIN KİTAPLAR
300 sayfa
Psikolojik, polisiye, gerilim kitabı

17. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Sana İhtiyacım Var - Tracie Peterson
KALİPSO YAYINLARI 
335 sayfa

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Ölü Erkek Kuşlar - İnci Aral
Özgür yayın Dağıtım
429 sayfa

2. ay okuduğum kitap sayısı 4=40 puan
Sayfa sayım 1216 sayfa=12 puan
40+12=52 puan

24 Kasım 2014 Pazartesi

Neslihan'ın (Şah-Rû) Güz Okuma Şenliği 2. Ay Raporu

11. Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir kitap.
Bu önemli kategoriye bu sefer farklı bir açıdan bakarak biyografinin dışına çıkmak istedim. Önderimizin hayatına dair bir çok eser var ve fakat neredeyse tamamı askeri hayatına dair. Peki gündelik yaşamda nasıl biriydi? İlgi alanları nelerdi? En önemlisi de bir kitapsever olarak çok merak ettiğim üzere ne tür kitaplar severdi? Çok kitap okuduğunu bilmekle birlikte daha çok hangi konulara yöneldiğini hep merak etmişimdir. Bu yüzden bu sefer Atatürk’e dair, ilgi gösterdiği bir konu ile ilgili incelemeyi tercih ettim.

Sinan Meydan – Atatürk ve Kayıp Kıta Mu
Truva Yayınları, 252 Sayfa

Okunan Tarih: 22/23 Ekim 2014
Yorum: İlgi çekici ve iddialı bir inceleme. Belki 21. yy insanını ikna etmez ama dünyamızda açıklanamayan bir çok şey olduğu da inkar edilemez. Ben eseri okurken bu gizemli kıta ve insanlığa bıraktığı izlerden çok Atatürk’ün ülkesine olan sevgisine hayran kaldım. Gerek Türk Tarih Tezi gerekse Güneş Dil Teorisi çalışmaları başta olmak üzere batılı devletlerin barbarlıkla eşdeğer tuttuğu Türklük kavramı üzerine verdiği mücadele inanılmaz. Bu eserde Atatürk’ün askerlik hayatına hemen hiç değinilmeden devlet adamlığı vurgulanmış. Ayrıca günlük hayatta özellikle tarih kitaplarını okumayı çok seven ve kafaya taktığı bir konuyu incelemek için 2-3 gün uyumadan okuyabilen biri olduğunu da öğrenmiş olduk. Gerçekten çok çok farklı bir insanmış. İlgili konu ise yeni bir incelemeden ziyade Meksika’ya incelemeler yapmak üzere gönderilen diplomat Hasan Tahsin Mayatepek’in raporları ve bu raporların büyük kaynağını oluşturan James Churchward’ın kitaplarının bir derlemesi olmuş. Kanıtlar ve dipnotlar okuyucuları ne kadar ikna eder bilemiyorum. Ben kendi adıma neden olmasın diyorum. Daha piramitleri kimin yaptığı konusunda bile uzlaşamamış bir gezegeniz neticede.:) Ben yine son noktayı kitaptan altı çizilesi bir bölümle koymak isterim.

Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken Devlet Başkanı’nın kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum:
“Paşam… Tarihle uğraşıp kafanı yorma… Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?”
Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi:
“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.”
(Cemil Sönmez, Atatürk ve Okuma Sevgisi, 2 bs. Ankara, 1994, s.99)

6. Kategori (10 puan): İngiliz edebiyatından bir kitap.
İngiliz Edebiyatı denildiği zaman akla direk klasikler geliyor doğal olarak. Hele benim gibi bir tiyatro sever söz konusu olunca. Ama kategorilerde kolaya kaçmayıp saksıyı çalıştırmayı hedeflediğimden yakın dönemi tercih ettim. Bir de İngiliz Korku Edebiyatı’nın haklı bir ünü olduğu için fırsatı değerlendireyim dedim.:)

James Herbert – Dolunay
Arion Yayınevi, 298 Sayfa

Okunan Tarih: 24/26 Ekim 2014
Yorum: Sahip olduğum baskıda gerçekten yoğun bir çeviri ve düzenleme hatası var. Orijinalde de bölümlere ayrılmadan bütün olarak mı ilerliyor bilmiyorum ama en azından bir boşluk verilmiştir diye düşünüyorum.

İçerik olarak ise mistik bir gerilime sahip. Bu açıdan finali tatmin etmeyebilir. Şahsen ben de en sonunda yine de mantıkla açıklanabilecek olgular çıksın istedim. Fakat İngiliz Korku Edebiyatı'nın hatırı sayılır yazarlarından olan Herbert'ın genel tarzı biraz daha mistik sanırım. Korku unsurları başarılı, özellikle vahşet ile dehşet arasında iyi bir denge kurulmuş. Betimlemeler kuvvetli ve merak uyandırıcı. Yazım dili ise sade ve oldukça akıcı.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplam 50 puan): Aynı yazardan 3 kitap ama dikkat! Aynı seriye ait kitaplar kapsam dışı. Aynı yazarın üç farklı serisinden birer kitap olur tabii.
Benim için seçmesi kolay kategorilerden biri oldu. Polisiyeyi kayırma fırsatını kaçıramazdım.:)

Agatha Christie - Ölüm Saatleri 
Altın Kitaplar, 256 Sayfa

Okunan Tarih: 27/28 Ekim 2014
Yorum: Eserin neredeyse yarısına kadar Poirot'yu göremeyince herhalde yazarın farklı konu denemelerinden biri diye düşünmüştüm. Olay akışı diğer eserlerine göre daha yavaş ilerliyor. Bir de iç içe geçen iki vakadan casusluğa uzananı pek sarmadı doğrusu. Esas olay ise her zamanki gibi ilgi çekici ve okuyucuyu da hevesle olayı çözmeye sevk eden türden.

Agahta Christie - Köşkteki Esrar 
Altın Kitaplar, 288 Sayfa

Okunan Tarih: 29/30 Ekim 2014
Yorum: Sanki biraz Poirot olmadan pek de işe yaramadığı izlenimi veren Scotland Yard'ın gönlünü almak istercesine yazılmış gibi.:) Yazarın bu tarz köşklerde ve o asiller dünyasında geçen eserlerini daha çok seviyorum. Teknolojinin nimetlerinden faydalanamayan zamanlarda, tamamen gözlem ve araştırmayla olayların çözülmesi bana dedektiflik mesleğinin asıl o zamanlarda hakkının verildiğini düşündürüyor. Karakterlerin soğuk alaycılığı ve başka bir kurgu olan Sherlock Holmes'e olan atıflar dikkatten kaçmıyor. Olay örgüsünde tahmin edilebilir noktalar var ama finalde açığa çıkan o büyük sürpriz beni de şaşırttı doğrusu.

Agahta Christie – Güvercinler Arasında Bir Kedi
Altın Kitaplar, 301 Sayfa

Okunan Tarih: 31 Ekim/ 2 Kasım 2014
Yorum: Poirot'nun son dakika golü attığı maceralardan. Hatta baya bir son dakika öyle ki neredeyse son yüz sayfaya gelinceye kadar teşrif etmiyor. Tabi o zamana kadar Scotland Yard da hemen hiç ilerleme kaydedemiyor. Christie eserlerinde genellikle dönemin İngilteresinin siyasi ilişkilerine dair bir çok fikir edinilebiliyor. Bu eserde de özellikle Ortadoğu ve Arap ülkelerine dair yürütülen politika ile ilgili varsayımlar ilgi çekici. Bölümde yer alan olay ise gerçekten karmaşık ve şüpheleri belirli olarak birinin üzerinde yoğunlaştırma dışında okuyucuya bir ipucu verilmiyor.

12. Kategori (10 puan): 12. Hayatının herhangi bir döneminde öğretmenlik yapmış bir yazardan bir kitap.
Bu kategoride sevgili Pınar Hanım’ın verdiği örnekten kopya çektim.:) Oradan hareketle aklıma hemen arkadaşımla yaz sonunda gezdiğimiz sahaflardan almış olduğu bir kitap geldi. Ayrıca bu vesile ile şimdiden tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutlayayım.

Ahmed Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Dergah Yayınları, 395 Sayfa

Okunan Tarih: 3/6 Kasım 2014
Yorum: Tanpınar bu eserinde simgesel tarzını sonuna kadar konuşturmuş. Hayatı Tanzimat Döneminde başlayıp Cumhuriyet ile devam eden Hayri İrdal karakteri gerisinde sıkı bir doğu-batı çekişmesi yer alıyor. Yazarın keskin eleştirilerinden "doğu kafası" kadar batılılaşma hevesi de aynı derecede nasibini almış. Teknik olarak günlük şeklinde yazılması sebebiyle yer yer biraz karışık bir anlatıma sahip olmakla birlikte yazım dili açısından beklediğimden çok daha sade geldi doğrusu. Ağdalı anlatımdan kaçınan yazar satırlarını ironiyle süslemeyi tercih etmiş.

2008/2009 sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda izlediğim oyunun özet tadında olduğunu düşünmüştüm. Şimdi eseri okuduktan sonra baya özet geçildiğini iyice anlamış oldum. Fakat Atilla Şendil, Hayri İrdal olabilecek tek isimmiş gerçekten ve kafamda onunla bütünleşmiş adeta.

3. Kategori (10 puan): Bir deneme veya inceleme veya gezi kitabı.
Aslında geziye niyetliydim ama arkadaşımın kütüphanesini talan ederken tarihi bir incelemeye rastlayınca dayanamadım.:)

Emre Kongar – Tarihimizle Yüzleşmek 
Remzi Kitabevi, 246 Sayfa

Okunan Tarih: 7/8 Kasım 2014
Yorum: Başarı grafiği çok inişli çıkışlı bir eser. Misal tarihle biraz olsun ilgili olan, araştıran ya da en azından önüne sunulan her şeye gözü kapalı inanmayıp sorular soranlara göre zayıf bir kitap. Zira bu açıdan yeni bir şey söylemiyor. Fakat fazla araştırmayan ya da imkanları kısıtlı olanlar için biraz ders kitabı havasında olsa da sıkmadan işin doğrusunu gösterir bir yanı var. Bununla birlikte kısıtlı kaynaklardan yararlanması bir başka zayıf yönü. Ama aynı zamanda özellikle tarihi olayların ve kişilerin kendi dönemlerinin şartlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereğini vurgulaması gibi çok isabetli yanları da var. Derin bir inceleme eserinden çok yorum ağırlıklı bir derleme diyebiliriz.

13. Kategori (10 puan): Türkiye'de herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap. 
Bu kategoride özellikle tercihimi kadın yazarlarımızdan birinden yana kullanmak istediğimden ödülleri ve kazananları araştırırken buna dikkat ettim.

İnci Aral – Mor
Epsilon Yayınevi, 333 Sayfa
2004 Orhan Kemal Roman Ödülü

Okunan Tarih: 9/11 Kasım 2014
Yorum: İlk bakışta alttan alta gelişen, gerçekleşmesi beklenen bir gerilim var. Genel kurgu da bunun çevresinde dönüyormuş gibi. Fakat daha derin bir eser. Bir karakteri sabit alarak onunla bağlantısı olan insanların o gerilim noktasına kadar yaşadıkları hayatlara detaylıca değiniliyor. Fakat hayattan hayata geçişler sıkmadan gayet akıcı bir şekilde gerçekleşiyor öyle ki beklenen gerilimi de tırmandırırken hadi artık olan olsun dedirtmiyor.

Söz konusu hayatlar gerek kan bağı gerek evlilik ve birliktelikler vasıtasıyla yolu temel alınan İlhan karakteriyle kesişen insanların birbirinden farklı hayatları. Her birinin kendi iç dünyası, savunmaları, saldırıları var. Bu açıdan herkes kendine göre bir karakterle empati kurabilir zira karakterler iki boyutlu değil son derece insancıl.

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Yarı kendi yarı arkadaş kütüphanesinden ortaklaşa tamamladığım bir kategori oldu. Bu sefer yazarlar kadar türlerin de birbirinden farklı olmasına çalıştım.

Christian Jacq – Kara Firavun
Arion Yayınevi, 350 Sayfa

Okunan Tarih: 12/14 Kasım 2014
Yorum: Edebi eserler için daima ilgi çekici bir konu olan Mısır tarihini benzer eserlere göre biraz basitçe ele almış bir kitap. O kültüre dair doyurucu bilgiler vermiyor. Birkaç detay çıkartılsa söz konusu savaş pekala tarihteki herhangi bir uygarlıkta geçmiş olabilirdi. Basit ve akıcı bir dile sahip fakat derinliği yok.

Yang Gui Ca - Uzak ve Güzel Mahalle 
Delta Yayınları, 302 Sayfa

Okunan Tarih: 15/16 Kasım 2014
Yorum: Son zamanlarda iki ülke arasında tekrar bir yakınlık doğmasını sağlayan eğlenceli k-dramaların bir çoğunun aksine Güney Kore menşeili sinema filmleri gibi daha gerçekçi ve yalın hayatı anlatan bir eser. En ilgi çekici yanı ise alt gelir sınıf yaşamının benzerliği. Büyükşehir Seul'de yaşam savaşı, işsizlik, bakımsız mahalleler, işportacılar, küf kokulu bodrum katları, mahalle bakkalı çekişmeleri, çamurlu yollar...

Öykü olmasına rağmen yazar bir mahalleyi temel alarak burada yaşayan insanların hayatlarını zincirleme tarzda ele aldığı için bütünlüklü ilerleyen bir eser. Anlatım olarak biraz ağır olmasına karşın yazım dili gayet sade.

Seray Şahiner – Antabus
Can Yayınları, 107 Sayfa

Okunan Tarih: 17 Kasım 2014
Yorum: Kesinlikle çarpıcı bir iş. Tamamiyle kendine özgü bir dili ve keskin bir mizahı var. Aslında bu keskin mizah karakteri biraz gerçeküstü hale getirmiyor değil. Ama itiraf etmek gerekir, gazetede kısaca göz atıp sayfayı çevirirken böyle yazılınca su gibi okumuyor muyuz?

Eser, birinci ağızdan yazılması sayesinde artık ne yazık ki kanıksadığımız üçüncü sayfa haberlerinden birinin içine düşmemizle başlıyor. Olur ya beğenmezsek diye bize alternatif de sunarken lafını sakınmadan önce yalın bir sertlikle sonra baya baya şiddetli bir sertlikle seyrediyor. Okuyup geçtiğimiz, yorumda bulunup eylemde bulunmadığımız nice olaya içeriden bir bakış atıyor. Belki yeni bir şey söylemiyor. Bir çıkış yolu da sunmuyor. Sadece bir bakmamızı bir de buradan yakmamızı istiyor. Sonunda mı? Şimdi sayfayı çevirebilirsiniz....

Ahmet Güntan – Tam O Sırada
Edebi Şeyler, 106 sayfa

Okunan Tarih: 17/18 Kasım 2014
Yorum: Kapakta da dediği üzere "hikayenin ortasından diyaloglar". Senaryo tadında baştan sona diyaloglar halinde ilerleyen bir eser. Yatılı okulda bir gece. Ne öncesi ne sonrası var. Sadece o gece, bütün hesaplaşmalar, muhasebeler, itiraflar... Renkli karakterler, cesur bir yaklaşım, ilginç bir tarz.

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Favori kategorilerimden biri daha. İsim bazlı kategorileri araştırması çok eğlenceli oluyor.

Jerzy Kosinski – Bir Yerde
E Yayınları, 115 Sayfa

Okunan Tarih: 18 Kasım 2014
Yorum: Genel olarak toplumsal özel olarak Amerikan toplumuna sağlam bir eleştiri. Hayattan hemen hiç haberi olmayan, dünyayı sadece bahçesinden ve sürekli izlediği televizyondan tanıyan birinin, sessizliğini ve tepkilerini koruyarak ve sadece karşısındakilerin fikirlerini onaylayıp çoğu zaman da tekrar ederek nerelere kadar gelebileceğini (belki de başkanlığa kadar) trajikomik bir şekilde ortaya koyuyor. Hem dayatılan sistemin hem de kolayca yönlendirilebilir medya dünyasının saçmalığını gösteren son derece akıcı ve düşündürücü bir eser.

Ayşe Kulin – Bir Varmış Bir Yokmuş
Everest Yayınları, 286 Sayfa

Okunan Tarih: 19/20 Kasım 2014
Yorum: Ortama bir öykü kitabı. Farklı tasarımı ve hikayelerin birbirine göre aynanın aksi gibi oluşu hoş bir fikir. Gerçek hayat türü hikayeler daha ayakları yere basan türden. Yarı hayali kurgu türü olanlar ise hikayeye giriş ve ani kesiliş şekilleriyle hazırlıksız ve özensiz yazılmış hissi uyandırıyor.

Richard Bach – Bir Çift Kanat 
Arkadaş Yayınları, 359 Sayfa

Okunan Tarih: 21/22 Kasım 2014
Yorum: John Sebatian Bach'ın torununun torunu olan yazarın otobiyografi ile anı karışımı olan bu eseri "uçmaya" çok başka bir gözle bakmayı sağlıyor. Eğer uçaklara ve pilotluğa ilginiz varsa kitap sizi hayli hayli saracaktır. Ama ilgisi olmayanlara bile o tutkuyu çok güzel anlatabilmiş bir eser. Bir açıdan da sanki hiç yaşanmamış ütopik bir zamanda geçiyormuş hissi uyandırıyor. Otomobil alır gibi kişisel uçak alan insanlar, sırf macerasına çıkılan yolculuklar, aynı tutkuyu paylaşanlar arasında gelişen kardeşlik bağı... İki savaş arasında olmasına rağmen güzel zamanlarmış doğrusu.

2. Ay Okunan Kitap Sayısı 15 = 150 Puan
2. Ay Okunan Sayfa Sayısı 3994 = 39 Puan
20. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
21. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
22. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 40 Puan
2. Ay Toplamı = 269 Puan 
Genel Toplam 440 Puan

Pınar Hanım’a ve Eral Ablam’a teşekkürlerimle.

23 Kasım 2014 Pazar

LEYLA ATÇEKEN GÜZ ŞENLİĞİ OKUMA LİSTESİ 2. AY DURUM RAPORU


325 puan
1.Kategori (10 puan): İsminde sonbahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güzün geçtiği bir kitap:
Kuşlar Öterken-Evie WYLD-Yabancı Yayınları/283 sayfa

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Meyhane-Emile ZOLA-Remzi Kitabevi/478 sayfa

3. Kategori (10 puan): Bir deneme veya inceleme veya gezi kitabı.
Aşka Veda CAN DÜNDAR -Can Yayınları/208 Sayfa

5. Kategori (10 puan): Nobel ödüllü bir yazardan bir kitap.
Açlık-Knut Hamsun-Varlık Yayınları-1920 Nobel Edebiyat Ödülü /160 Sayfa

6. Kategori (10 puan): İngiliz edebiyatından bir kitap.
İKNA-Jane AUSTEN-TURKUVAZ KİTAP/240 sayfa

7. Kategori (10 puan): Türk bir yazardan bir öykü kitabı.
Ayşe KULİN-Güneşe Dön Yüzünü-Everest Yayınları/82 sayfa

11. Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir kitap.
Mustafa Kemal’e Aşklanmak-Halil BEZMEN-Müptela Yayınları/312 sayfa

15. Kategori (10 puan):Artık aramızda olmayan bir yazardan bir kitap.
Çalıkuşu-Reşat Nuri Güntekin - -İnkılap Kitabevi/448 sayfa
Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.

16. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap. 
Tavşan Uykusu -Osman AYSU- -Martı Yayınları/355 sayfa

17. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
İTALYAN DÜĞÜNÜ-Nicky PELLEGRİNO- -Doğan Kitap/338 sayfa

18. Kategori (10 puan): 2014 yılında çıkmış bir kitap (Yabancı kitaplar için Türkiye’de ilk baskısını 2014’te yapması da kabulümüzdür).
Beni Bulun-Michelle KNİGHT-Michelle Burford Martı Yayınları/288 sayfa

19. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): İsminde bir şehir/ülke adı geçen bir kitap ve buna ek olarak o şehrin yer aldığı ülke edebiyatından bir kitap.
İstanbul Kırmızısı-Ferzan Özpetek-Can YAYINLARI/144 sayfa
Aşkın Secdesi-Ahmet Turgut-381sayfa

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplam 50 puan): Aynı yazardan 3 kitap ama dikkat! Aynı seriye ait kitaplar kapsam dışı. Aynı yazarın üç farklı serisinden birer kitap olur tabii. 
Alemdağ’da Var Bir Yılan- Sait Faik Abasıyanık- T.İŞBANKASI Kültür Yayınları /125 sayfa
Semaver- Sait Faik Abasıyanık- T.İŞBANKASI KültürYayınları /138 sayfa
Son Kuşlar- Sait Faik Abasıyanık- T.İŞBANKASI Kültür Yayınları/134 sayfa

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Romanovların Son Evi-John BOYNE - -Doğan Kitap/440 sayfa
ÖLÜM İLANI YAZARI-ANN HOOD- -Can Yayınları/270 sayfa
Yumi-İstanbul’da Bir Geyşa)-Erdal Güven-Doğan Kitap-312 sayfa
Kıbrıs’ta Denizi Göremeden-Zehra Eliçin-Cinius Yayınları-211 sayfa

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır.Ahmet Şerif İZGÖREN-Elma YAYINEVİ-230 sayfa

Toplamda 21 kitap okudum.
21x10=210
19.kategori için + 20 puan
20.kategori için +20 puan
21.kategori tüm kitapları okuduğum için +20
5577 sayfa okuduğum için 55 puan
210+20+20+20+55=325 puan

21 Kasım 2014 Cuma

Bana yaşama sevincini tekrardan yaşatan güzel insan





Annemi kaybettiğim için derin acılar içindeyim. En kötü ayrılık ölüm ayrılığı, içimde asla yeri doldurulamayacak bir boşluk var. Annemin özlemi çığ gibi içimde büyürken birden acının yaşandığı bir anda mutluluk yaşadım. Daha doğrusu bana bir mutluluk yaşatıldı. Bu mutluluğu bana yaşatan ise yüzünü hiç görmediğim kardeşim Neslihan (Şah-Rû).

Güzel insanlarla birlikte olmak insanın yaşamını değiştirir, hayatına renk katar, anlam yükler. Yanınızda değilken bile varlığını hissedersiniz.

Üşenmeden kartpostal alıp içerisine sevgi sözcükleri yazmışsın, kendi elinle bana çok güzel ayraçlar yapmışsın ve bana o iki güzel eseri -"Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde" ve " Olduğu Kadar Güzeldik"- almışsın. İçimi ısıtan, bana güven veren, tatlı, zarif hediyeleri benim için anlatılmayacak kadar değerlidir. Bu günlerimde bundan daha fazla sevinemezdim. Sana çok teşekkür ediyorum kardeşim.

Onun yüzünü hiç görmedim. Sesini sürekli duyuyorum ve her duyuşumda içim ısınıyor. Bu zor günlerimde bana göstermiş olduğu dostluk için sana minnettarım. Hayatıma giren çok değerli insan, kocaman kalpli canım kardeşim hayatımda hep yerin olacak. Seninle tanımış olmaktan mutluluk duyuyorum.

16 Kasım 2014 Pazar

Neslihan'ın (Şah-Rû) Güz Okuma Şenliği İlk Ay Raporu

7. Kategori (10 puan): Türk bir yazardan bir öykü kitabı.
Türk, yazar ve öykü kelimeleri bir araya gelince benim için Sait Faik oluyorlar.:) En sevdiğim yazarlardan biri olan ustayı birazcık kayırabilirim sanırım.

Sait Faik Abasıyanık – Son Kuşlar
İş Bankası Kültür Yayınları, 134 Sayfa

Okunan Tarih: 24 Eylül 2014
Yorum: Yazarın iyiden iyiye yalnızlığa çekildiği fakat henüz Alemdağ'da Var Bir Yılan kadar tepesinin atmadığı bir dönemin eseri olarak, ilk dikkat çeken yanı kuvvetli gözlemciliği. Buram buram deniz kokusu gelen satırlarla Burgazada’daki yaşamından kesitler sunduğu öykülerinde özellikle balıkçılık maceraları gülümsetiyor. Yine "sıradan" hayatları ve geçim derdindekileri odak almakla birlikte bu sefer o eski umudu yitirmiş görünüyor. Sürekli bir uyum sağlayamama, kendini diğer insanlardan soyutlama hali de gözden kaçmayacak kadar belirgin. Yer yer kabullenmiş çoğunlukla umursamaz tavırlarının altında geleceğin büyük kırgınlığının seslerinin duyulmaya başladığı bu öykülerde, en çok da yazarın samimiyeti kendini sevdiriyor.

1. Kategori (10 puan): İsminde sonbahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güzün geçtiği bir kitap. 
Genelde isim bazlı kategorilerde kütüphanemden pek verim alamazdım ama bu sefer hangisini seçsem durumu yaşayarak ben de şaşırdım.:) Sanırım en sevdiğim mevsimi içten içe kayırmışım. Şaka bir yana nicelikten çok niteliğe önem verdiğim için isim bazlı kategoriler beni olumlu manada uğraştırıyor. Ve ararken gerek ben gerekse kütüphaneleriyle bana sponsor olan değerli kitapsever arkadaşlarım çok eğleniyoruz.

Wilbur Smith – Fırtına
Altın Kitaplar, 366 Sayfa

Okunan Tarih: 25/27 Eylül 2014
Yorum: Bir seriye daha ilk kitabından başlamayarak geleneğimi sürdürüyorum.:) İlk kitaptan bağımsız da okunabiliyor ama geçmişe yönelik cevap bulmayan bazı sorular için doğru düzgün sırasıyla okumakta fayda var. Fakat benim açımdan ilk kitabı okumaya yönelik hiçbir istek yok doğrusu. Gerek yazılı gerek görsel edebiyatta eğer baş karakteri sevmezseniz o eser takipçisini oldukça zorlar ya işte bu kitapta bunu yaşadım. Sean Cortney ciddi ciddi uyuz olduğum roman karakterleri arasında kesinlikle üst sıralara oynar. Çevresindekilerin hayatını fırtına gibi altüst etmekte üzerine olmayan bu karakter ne yapsa beni irrite etti. Tabi bu kişisel bir görüş. Sean'ı ve onun dev egosuyla ölçüsüz bencilliğini bir kenara koyduğumda ise bu sefer kara talihli kıta Afrika'ya dair kısımları oldukça yavan buldum. Belki devam romanı olduğu için savaşın gerekçeleri önceki kitapta kalmıştır. Ama bu haliyle de Afrika'nın gerçek zorlukları fazla es geçilmiş. Şartları zorlaştıranın ne olduğu, savaşın niye çıktığı ya da niye bittiği Sean karakterinin maskülenlikleri gerisinde kaynamış gitmiş. Bana kalırsa yazar bu konuyu Ballantyne Serisi'nde daha iyi işlemişti.

Bununla birlikte yine de objektif olmaya çalışarak aile odaklı bir eser olarak temiz ilerleyen bir kurguya ve akıcı bir dile sahip olduğunu belirtmeliyim.

8. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Bu kategoride çok özel bir misafirimi ağırlıyorum. Kütüphanemin ilk yabancı bir yazardan imzalı olan kitabı. Pınar Hanım’ın bu güzel etkinliği sayesinde kazandığım kitapların en havalısı…:)

Mike Lancaster – İnsan Sürümü 0.4
Altın Kitaplar, 223 Sayfa

Okunan Tarih: 28/29 Eylül 2014
Yorum: Güzel ve etkileyici bir fikre sahip yalın bir bilimkurgu. Yalınlığı özellikle vurguluyorum zira bir çok bilimkurguda rastlanan Hollywood'a yakışır yüksek prodüksiyonlu maceralardan değil. Bu açıdan okuru ikiye bölebilir. Fantastik ağırlıklı bilimkurgu severlere basit gelebilir. Distopik havalı bilimkurgu severlere ise mantıklı gelecektir. Ben ikinci gruba girdiğim için keyif aldım. Person of Interest dizisinin de bu sezon değindiği üzere tam da analog/dijital çakışması yaşadığımız bu çağa göre oldukça güncel ve neden olmasın dedirten bir konuya ve gayet akıcı bir dile sahip. Özellikle bilgilendirme notları hem eğlenceli hem çarpıcı. Yalnız Kitabın kapağı büyük spoiler olmuş onu diyeyim.:)

18. Kategori (10 puan): 2014 yılında çıkmış bir kitap (Yabancı kitaplar için Türkiye’de ilk baskısını 2014’te yapması da kabulümüzdür).
Bu kategoriyi Sümüklü Papatya nickli sevgili arkadaşımın sponsorluğunda kolayca hallettim. Hatta yaz etkinliğinde getirip vermişti kitabı, yeni çıkanlar kategorisinde lazım olur diye. Şu sıralar Karagül dizisinde Sibel karakterini başarıyla canlandıran oyuncu/yazar Ebru Ojen’in bu ilk eserini ben de merak ediyorum.

Ebru Ojen – Aşı
Edebi Şeyler, 159 Sayfa

Okunan Tarih: 30 Eylül 2014
Yorum: Bir ilk kitap olarak fabrikasyondan uzak kendine özgü bir dile ve anlatıma sahip olması dikkat çekici. Cesur bir konuya ve masalcı bir dile sahip. Bir çok soru yerini bulsa da bazı yerlerde de kör gözüm parmağına hissi uyandırmıyor değil. Yine de finaline kadar özgünlüğünü koruyabilmiş bir eser.

4. Kategori (10 puan): Adında bir meslek geçen bir kitap.
Sonbahar temalı kategoride de belirttiğim üzere bu etkinlikteki isim bazlı kategoriler beni şaşırttı. Kesin yoktur diye düşünüyordum fakat biraz kurcalayınca kütüphane sakinlerimden okunmak için sabırla sırasını bekleyen bir başkasına rastladım.:)

Kunal Basu – Minyatürcü
Literatür Yayıncılık, 323 Sayfa

Okunan Tarih: 1/3 Ekim 2014
Yorum: İranlı minyatür ustası Kemaleddin Behzad'ın adını taşıyan kurgu bir karakter olan Küçük Üstad Behzad ile Ekber Şah'ın, Hint-Moğol İmparatorluğu'nun en güçlü döneminden zayıflayışına kadar olan süreçte paralel giden hayatlarını masalsı bir dille anlatan bir eser. Yalnız bu masalsı dilin yer yer zorlaştığını da belirtmeliyim. Tam emin olamamakla birlikte çeviriden kaynaklıymış gibi geldi. Yine de genel seyri çok sekteye uğratmıyor. İçerik olarak ise özellikle minyatürcülüğün genel disiplini hakkında verilen bilgiler ilgi çekici. Dikkate değer bir başka nokta da söz konusu dönemde sanatçıların gördüğü yüksek değer.

17. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
En hoşnutsuz olduğum kategori.:) Edebiyatta romantizmden hoşlanmadığım için şu etkinliğin yüzü suyu hürmetine okuduğum bir tür diyebilirim.

Pamela Mingle – Shakespeare’i Öpmek
Altın Kitaplar, 333 Sayfa

Okunan Tarih: 4/6 Ekim 2014 
Yorum: Basit kurgulu romantik eserlerden. Fazla basit kurgulu hatta. Oldukça acemilik seziliyor. Yine de içerik olarak derli toplu denilebilir. En azından yeni furya aşk romanı olduğunu iddia eden bir çok pornografik kişisel fantezi kitabına göre usturuplu ve makul duruyor. Biraz daha eski, hani annelerimizin beyaz dizilerini anımsatan tarzda bedensel değil romantik aşk kitaplarından.

5. Kategori (10 puan): Nobel ödüllü bir yazardan bir kitap.
Bu yıl tekrar düzenlenmeye başlayan CNR İstanbul Kitap Fuarı’ndan uzun süredir listemde olan iki Saramago eserini almıştım. Her ikisi de Nobel Ödüllü Yazar kategorisine uydukları için son iki etkinliğin gediklisi oldular.:)

Jose Saramago – Bütün İsimler
Kırmızı Kedi Yayınevi, 256 Sayfa

Okunan Tarih: 7/9 Ekim 2014
Yorum: Yazarın genel tarzı olduğu üzere, düz metin halinde ilerleyen yazım tarzından ötürü biraz ağır akan bir roman. İçerik olarak ise Lizbon'a Gece Treni'ne esin kaynağı olmuş hissi uyandırıyor. Ya da Portekizliler gerçekten "maceraya" meraklı ki başka ülke yazarının bile ele alışı benzer olabiliyor.:)

En sıradan görünen hayatların bile hiç de sıradan olmayabileceğini anlatırken bürokrasiyi de bol bol iğneleyen bir kitap. Ağdalı diline rağmen Don José karakterinin giriştiği işin sonucunu merakla okutuyor. Yalnızlığı oldukça yalın ve acı bir netlikle irdeleyen yazar yine okuyucuyla sohbet etmeyi ihmal etmemiş. Final bana göre başarılı çünkü bence hayatına renk katmak isteyen ve bürokrasiye başkaldıran tek kişi Don José değildi.

16. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Yine favori kategorilerimden biri olarak ve özellikle son zamanlarda Türk polisiye ve gerilim yazarlarını keşfetmek istediğim için kitap karşılamakta hiç sıkıntı çekmediğim bir konu.

Hasan Öztoprak – Hakikatin Ölümü
Dharma Yayınları, 213 Sayfa

Okunan Tarih: 10/11 Ekim 2014
Yorum: Gerçek bir olaydan yola çıkılmış izlenimi veren kurgusuyla merak unsurunu sonuna kadar koruyan bir eser. Tür olarak polisiye ve gerilimin yanında yoğun bir psikoloji de göze çarpıyor. Birinci ağızdan ve sade yazım diliyle son derece akıcı. Yazar gerçeğin göreceliğini vurgularken Türkiye'nin tartışmalı yakın tarihini de hikayeye zorlamadan yedirmiş.

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Yaz Okuma Şenliği’nin “İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap” kategorisinde Olduğu Kadar Güzeldik isimli eserini okuduğum MahirÜnsal Eriş, sevmek ne kelime adeta benimsediğim bir yazar oldu. Tabi makul olan ilk kez okunan bir yazarın ilk kitabından başlamak olurdu ama gizli sırabükücü olduğum için seri ve sürekliliği olan eserleri bile sondan ya da ortadan başlayarak okumak gibi bir özelliğim var. Şimdi bu kategori vesilesiyle okuduğum ilk kitabıyla favori yazarlarım arasına giren Mahir Ünsal Eriş’in bu ilk eserini okuyarak açığımı kapatmayı ve bundan sonra yazacağı tüm eserleri bir şekilde kategorilere uydurmayı planlıyorum.:)

Mahir Ünsal Eriş – Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
İletişim Yayınları, 152 Sayfa

Okunan Tarih: 12 Ekim 2014
Yorum: Ben yine tersten giderek önce Olduğu Kadar Güzeldik'i okuduğum için yazarın kaleminin gelişimini de tersten takip etmiş oldum. Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde özellikle aynı kuşağın çocuklarına yine çok tanıdık ve samimi gelecektir. Fakat mizahı daha geri planda, hüznü ise çok daha derin. Her bir öykünün altında hemen hemen bir travma beklemekte. Bununla birlikte Kemalettin Tuğcu tespitine kadar söz konusu yaşamlar o kadar tanıdık ki sanırım gerçekten de bir nesil topluca Oğuz Atay karakterleri gibi gezmekteyiz. Ve en isabetli kitap isimlerinde kesinlikle üst sıralara oynar. Tıpkı güftesinde ne acılar ne isyanlar geçtiğine dikkat edilmeden müziğinin oynaklığına eşlik edilen türküler gibi...

19. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): İsminde bir şehir/ülke adı geçen bir kitap ve buna ek olarak o şehrin yer aldığı ülke edebiyatından bir kitap.
Bu kategoriyi içeriğindeki ince zekadan ötürü şimdiye kadar katıldığım etkinliklerin en karizmatik kategorisi seçtim.: ) Ve özellikle Uzakdoğu edebiyatında bir nevi sponsorum olan çok sevgili arkadaşımın müthiş tavsiyesiyle oldukça nokta atışı bir seçim yaparak kütüphaneme iki çok değerli sakin eklemiş oldum.

James Joyce – Dublinliler
İletişim Yayınları, 231 Sayfa

Okunan Tarih: 13/14 Ekim 2014
Yorum: Bir öykü kitabı olmasına karşın Murat Belge'nin önsözde belirttiği üzere bütünlük taşıyan bir eser. Bu arada hikayelerin sonunu baştan öğrenmemek için bu önsöz kısmını sonra okumakta fayda var. İrlanda yaşamını sade ve gözlemci bir dille aktaran yazar sade yazım diline karşın kuvvetli betimlemeleriyle Dublin'in havasını solutuyor adeta. O yoksulluğu, gündelik yaşamı, dik başlı ve gururlu İrlandalıları bolca yeriyor gibi görünse de her gözde aradığı "yeşil" ile ülkesine olan sevgisini de ortaya koymuş.

Bram Stoker – Dracula
İthaki Yayınları, 423 Sayfa

Okunan Tarih: 15/18 Ekim 2014
Yorum: Bu muazzam eseri değerlendirirken yazıldığı tarihi göz önünde bulundurmak şart. Bu ayrıntıya bakmadan da yeterince etkileyici ve başarılı ama gerek günlük şeklindeki yazım dili gerekse korku öğelerinin aktarımındaki şiirsellikle çağının en önemli eseri gerçekten. Ayrıca vampir temasını roman olarak işleyen ilk eserlerden biri olarak da tarihte haklı bir yere sahip.

Genelde sinemaya uyarlanan eserlerde önce kitabı okumaktan yanayımdır. Fakat bir çoğunda bu sıralamaya uyamıyorum maalesef. Bu eserde de yaklaşık 13 yıllık bir farka imza atmış oldum. Bu vesile ile benim gibi önce filmi izlemiş olanlar için bir değerlendirme yapacak olursam, 1992 yapımlı Coppola uyarlamasının bazı detaylarda kitaba oldukça sadık kalmakla birlikte genel bakıldığında bayağı farklı yorumlandığını en önemlisi de kitaba göre fazla romantik kaldığını söyleyebilirim. Tabi bu filmin güzelliğini değiştirmiyor bence. Yalnızca kitabın olması gerektiği gibi çok daha karanlık olduğunu belirtmemde fayda var.

15. Kategori (10 puan):Artık aramızda olmayan bir yazardan bir kitap.
Bu kategoride Türk Edebiyatı’nın çınarlarından birini okumak ve yad etmek istedim.

Peyami Safa – Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Ötüken Neşriyat, 304 Sayfa

Okunan Tarih: 19/21 Ekim 2014 
Yorum: Yazarın bu eseri biraz kendi sorgulamalarını yansıtıyormuş hissi uyandırıyor. Bu açıdan genelde yorumlarda belirtildiği üzere tezsel bir roman sayılabilir. Kitabın ilk yarısı merak uyandırıcı bir psikolojik gerilim. Fakat alttan alta sezdirilen mistizm ikinci yarıda dümene geçip de sonuçta faşizme varabilecek bir toplum modelinde karar kılınması kitabın etkileyiciliğini düşürüyor. Yine de Türk Edebiyatında bilinç akışı tekniğinin ilk örneklerinden olması gibi gözden kaçırılmaması gereken yanları da var.

İlk Ay Okunan Kitap Sayısı 12 = 120 Puan
İlk Ay Okunan Sayfa Sayısı 3117 = 31 Puan
19. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
Toplam 171 Puan

Bu cin fikirli etkinlik için Pınar Hanım'a ne kadar teşekkür etsem az.:) Çok belirtiyorum ama bir kez daha altını çizmek istiyorum ki kitap okumayı günlük bir alışkanlık haline getirmiş olan ben bile bir çok türü ne kadar ihmal ettiğimi farkettim. Ayrıca desteği için Eral Ablam'a da kocaman teşekkürlerimle.

13 Kasım 2014 Perşembe

Teşekkür ediyorum

Bugün canım annemin ölümünün üzerinden yedi gün geçti. 
Annemin aramızdan ayrıldığı saatten itibaren bizzat bize gelen, telefonla ve mesajlarla bizim acılarımızı paylaşan, bizlere derin üzüntülerini bildiren akrabalarımıza, dostlarımıza, sevenlerimize sonsuz teşekkür ediyorum.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Annemi kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyim


Canım annem 6 Kasım'da kollarımda ebedi yolculuğuna çıktı. Nurlar içinde yat, mekanın cennet olsun ANNEM.