24 Kasım 2014 Pazartesi

Neslihan'ın (Şah-Rû) Güz Okuma Şenliği 2. Ay Raporu

11. Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir kitap.
Bu önemli kategoriye bu sefer farklı bir açıdan bakarak biyografinin dışına çıkmak istedim. Önderimizin hayatına dair bir çok eser var ve fakat neredeyse tamamı askeri hayatına dair. Peki gündelik yaşamda nasıl biriydi? İlgi alanları nelerdi? En önemlisi de bir kitapsever olarak çok merak ettiğim üzere ne tür kitaplar severdi? Çok kitap okuduğunu bilmekle birlikte daha çok hangi konulara yöneldiğini hep merak etmişimdir. Bu yüzden bu sefer Atatürk’e dair, ilgi gösterdiği bir konu ile ilgili incelemeyi tercih ettim.

Sinan Meydan – Atatürk ve Kayıp Kıta Mu
Truva Yayınları, 252 Sayfa

Okunan Tarih: 22/23 Ekim 2014
Yorum: İlgi çekici ve iddialı bir inceleme. Belki 21. yy insanını ikna etmez ama dünyamızda açıklanamayan bir çok şey olduğu da inkar edilemez. Ben eseri okurken bu gizemli kıta ve insanlığa bıraktığı izlerden çok Atatürk’ün ülkesine olan sevgisine hayran kaldım. Gerek Türk Tarih Tezi gerekse Güneş Dil Teorisi çalışmaları başta olmak üzere batılı devletlerin barbarlıkla eşdeğer tuttuğu Türklük kavramı üzerine verdiği mücadele inanılmaz. Bu eserde Atatürk’ün askerlik hayatına hemen hiç değinilmeden devlet adamlığı vurgulanmış. Ayrıca günlük hayatta özellikle tarih kitaplarını okumayı çok seven ve kafaya taktığı bir konuyu incelemek için 2-3 gün uyumadan okuyabilen biri olduğunu da öğrenmiş olduk. Gerçekten çok çok farklı bir insanmış. İlgili konu ise yeni bir incelemeden ziyade Meksika’ya incelemeler yapmak üzere gönderilen diplomat Hasan Tahsin Mayatepek’in raporları ve bu raporların büyük kaynağını oluşturan James Churchward’ın kitaplarının bir derlemesi olmuş. Kanıtlar ve dipnotlar okuyucuları ne kadar ikna eder bilemiyorum. Ben kendi adıma neden olmasın diyorum. Daha piramitleri kimin yaptığı konusunda bile uzlaşamamış bir gezegeniz neticede.:) Ben yine son noktayı kitaptan altı çizilesi bir bölümle koymak isterim.

Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken Devlet Başkanı’nın kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum:
“Paşam… Tarihle uğraşıp kafanı yorma… Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?”
Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi:
“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.”
(Cemil Sönmez, Atatürk ve Okuma Sevgisi, 2 bs. Ankara, 1994, s.99)

6. Kategori (10 puan): İngiliz edebiyatından bir kitap.
İngiliz Edebiyatı denildiği zaman akla direk klasikler geliyor doğal olarak. Hele benim gibi bir tiyatro sever söz konusu olunca. Ama kategorilerde kolaya kaçmayıp saksıyı çalıştırmayı hedeflediğimden yakın dönemi tercih ettim. Bir de İngiliz Korku Edebiyatı’nın haklı bir ünü olduğu için fırsatı değerlendireyim dedim.:)

James Herbert – Dolunay
Arion Yayınevi, 298 Sayfa

Okunan Tarih: 24/26 Ekim 2014
Yorum: Sahip olduğum baskıda gerçekten yoğun bir çeviri ve düzenleme hatası var. Orijinalde de bölümlere ayrılmadan bütün olarak mı ilerliyor bilmiyorum ama en azından bir boşluk verilmiştir diye düşünüyorum.

İçerik olarak ise mistik bir gerilime sahip. Bu açıdan finali tatmin etmeyebilir. Şahsen ben de en sonunda yine de mantıkla açıklanabilecek olgular çıksın istedim. Fakat İngiliz Korku Edebiyatı'nın hatırı sayılır yazarlarından olan Herbert'ın genel tarzı biraz daha mistik sanırım. Korku unsurları başarılı, özellikle vahşet ile dehşet arasında iyi bir denge kurulmuş. Betimlemeler kuvvetli ve merak uyandırıcı. Yazım dili ise sade ve oldukça akıcı.

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplam 50 puan): Aynı yazardan 3 kitap ama dikkat! Aynı seriye ait kitaplar kapsam dışı. Aynı yazarın üç farklı serisinden birer kitap olur tabii.
Benim için seçmesi kolay kategorilerden biri oldu. Polisiyeyi kayırma fırsatını kaçıramazdım.:)

Agatha Christie - Ölüm Saatleri 
Altın Kitaplar, 256 Sayfa

Okunan Tarih: 27/28 Ekim 2014
Yorum: Eserin neredeyse yarısına kadar Poirot'yu göremeyince herhalde yazarın farklı konu denemelerinden biri diye düşünmüştüm. Olay akışı diğer eserlerine göre daha yavaş ilerliyor. Bir de iç içe geçen iki vakadan casusluğa uzananı pek sarmadı doğrusu. Esas olay ise her zamanki gibi ilgi çekici ve okuyucuyu da hevesle olayı çözmeye sevk eden türden.

Agahta Christie - Köşkteki Esrar 
Altın Kitaplar, 288 Sayfa

Okunan Tarih: 29/30 Ekim 2014
Yorum: Sanki biraz Poirot olmadan pek de işe yaramadığı izlenimi veren Scotland Yard'ın gönlünü almak istercesine yazılmış gibi.:) Yazarın bu tarz köşklerde ve o asiller dünyasında geçen eserlerini daha çok seviyorum. Teknolojinin nimetlerinden faydalanamayan zamanlarda, tamamen gözlem ve araştırmayla olayların çözülmesi bana dedektiflik mesleğinin asıl o zamanlarda hakkının verildiğini düşündürüyor. Karakterlerin soğuk alaycılığı ve başka bir kurgu olan Sherlock Holmes'e olan atıflar dikkatten kaçmıyor. Olay örgüsünde tahmin edilebilir noktalar var ama finalde açığa çıkan o büyük sürpriz beni de şaşırttı doğrusu.

Agahta Christie – Güvercinler Arasında Bir Kedi
Altın Kitaplar, 301 Sayfa

Okunan Tarih: 31 Ekim/ 2 Kasım 2014
Yorum: Poirot'nun son dakika golü attığı maceralardan. Hatta baya bir son dakika öyle ki neredeyse son yüz sayfaya gelinceye kadar teşrif etmiyor. Tabi o zamana kadar Scotland Yard da hemen hiç ilerleme kaydedemiyor. Christie eserlerinde genellikle dönemin İngilteresinin siyasi ilişkilerine dair bir çok fikir edinilebiliyor. Bu eserde de özellikle Ortadoğu ve Arap ülkelerine dair yürütülen politika ile ilgili varsayımlar ilgi çekici. Bölümde yer alan olay ise gerçekten karmaşık ve şüpheleri belirli olarak birinin üzerinde yoğunlaştırma dışında okuyucuya bir ipucu verilmiyor.

12. Kategori (10 puan): 12. Hayatının herhangi bir döneminde öğretmenlik yapmış bir yazardan bir kitap.
Bu kategoride sevgili Pınar Hanım’ın verdiği örnekten kopya çektim.:) Oradan hareketle aklıma hemen arkadaşımla yaz sonunda gezdiğimiz sahaflardan almış olduğu bir kitap geldi. Ayrıca bu vesile ile şimdiden tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutlayayım.

Ahmed Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Dergah Yayınları, 395 Sayfa

Okunan Tarih: 3/6 Kasım 2014
Yorum: Tanpınar bu eserinde simgesel tarzını sonuna kadar konuşturmuş. Hayatı Tanzimat Döneminde başlayıp Cumhuriyet ile devam eden Hayri İrdal karakteri gerisinde sıkı bir doğu-batı çekişmesi yer alıyor. Yazarın keskin eleştirilerinden "doğu kafası" kadar batılılaşma hevesi de aynı derecede nasibini almış. Teknik olarak günlük şeklinde yazılması sebebiyle yer yer biraz karışık bir anlatıma sahip olmakla birlikte yazım dili açısından beklediğimden çok daha sade geldi doğrusu. Ağdalı anlatımdan kaçınan yazar satırlarını ironiyle süslemeyi tercih etmiş.

2008/2009 sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda izlediğim oyunun özet tadında olduğunu düşünmüştüm. Şimdi eseri okuduktan sonra baya özet geçildiğini iyice anlamış oldum. Fakat Atilla Şendil, Hayri İrdal olabilecek tek isimmiş gerçekten ve kafamda onunla bütünleşmiş adeta.

3. Kategori (10 puan): Bir deneme veya inceleme veya gezi kitabı.
Aslında geziye niyetliydim ama arkadaşımın kütüphanesini talan ederken tarihi bir incelemeye rastlayınca dayanamadım.:)

Emre Kongar – Tarihimizle Yüzleşmek 
Remzi Kitabevi, 246 Sayfa

Okunan Tarih: 7/8 Kasım 2014
Yorum: Başarı grafiği çok inişli çıkışlı bir eser. Misal tarihle biraz olsun ilgili olan, araştıran ya da en azından önüne sunulan her şeye gözü kapalı inanmayıp sorular soranlara göre zayıf bir kitap. Zira bu açıdan yeni bir şey söylemiyor. Fakat fazla araştırmayan ya da imkanları kısıtlı olanlar için biraz ders kitabı havasında olsa da sıkmadan işin doğrusunu gösterir bir yanı var. Bununla birlikte kısıtlı kaynaklardan yararlanması bir başka zayıf yönü. Ama aynı zamanda özellikle tarihi olayların ve kişilerin kendi dönemlerinin şartlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereğini vurgulaması gibi çok isabetli yanları da var. Derin bir inceleme eserinden çok yorum ağırlıklı bir derleme diyebiliriz.

13. Kategori (10 puan): Türkiye'de herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap. 
Bu kategoride özellikle tercihimi kadın yazarlarımızdan birinden yana kullanmak istediğimden ödülleri ve kazananları araştırırken buna dikkat ettim.

İnci Aral – Mor
Epsilon Yayınevi, 333 Sayfa
2004 Orhan Kemal Roman Ödülü

Okunan Tarih: 9/11 Kasım 2014
Yorum: İlk bakışta alttan alta gelişen, gerçekleşmesi beklenen bir gerilim var. Genel kurgu da bunun çevresinde dönüyormuş gibi. Fakat daha derin bir eser. Bir karakteri sabit alarak onunla bağlantısı olan insanların o gerilim noktasına kadar yaşadıkları hayatlara detaylıca değiniliyor. Fakat hayattan hayata geçişler sıkmadan gayet akıcı bir şekilde gerçekleşiyor öyle ki beklenen gerilimi de tırmandırırken hadi artık olan olsun dedirtmiyor.

Söz konusu hayatlar gerek kan bağı gerek evlilik ve birliktelikler vasıtasıyla yolu temel alınan İlhan karakteriyle kesişen insanların birbirinden farklı hayatları. Her birinin kendi iç dünyası, savunmaları, saldırıları var. Bu açıdan herkes kendine göre bir karakterle empati kurabilir zira karakterler iki boyutlu değil son derece insancıl.

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Yarı kendi yarı arkadaş kütüphanesinden ortaklaşa tamamladığım bir kategori oldu. Bu sefer yazarlar kadar türlerin de birbirinden farklı olmasına çalıştım.

Christian Jacq – Kara Firavun
Arion Yayınevi, 350 Sayfa

Okunan Tarih: 12/14 Kasım 2014
Yorum: Edebi eserler için daima ilgi çekici bir konu olan Mısır tarihini benzer eserlere göre biraz basitçe ele almış bir kitap. O kültüre dair doyurucu bilgiler vermiyor. Birkaç detay çıkartılsa söz konusu savaş pekala tarihteki herhangi bir uygarlıkta geçmiş olabilirdi. Basit ve akıcı bir dile sahip fakat derinliği yok.

Yang Gui Ca - Uzak ve Güzel Mahalle 
Delta Yayınları, 302 Sayfa

Okunan Tarih: 15/16 Kasım 2014
Yorum: Son zamanlarda iki ülke arasında tekrar bir yakınlık doğmasını sağlayan eğlenceli k-dramaların bir çoğunun aksine Güney Kore menşeili sinema filmleri gibi daha gerçekçi ve yalın hayatı anlatan bir eser. En ilgi çekici yanı ise alt gelir sınıf yaşamının benzerliği. Büyükşehir Seul'de yaşam savaşı, işsizlik, bakımsız mahalleler, işportacılar, küf kokulu bodrum katları, mahalle bakkalı çekişmeleri, çamurlu yollar...

Öykü olmasına rağmen yazar bir mahalleyi temel alarak burada yaşayan insanların hayatlarını zincirleme tarzda ele aldığı için bütünlüklü ilerleyen bir eser. Anlatım olarak biraz ağır olmasına karşın yazım dili gayet sade.

Seray Şahiner – Antabus
Can Yayınları, 107 Sayfa

Okunan Tarih: 17 Kasım 2014
Yorum: Kesinlikle çarpıcı bir iş. Tamamiyle kendine özgü bir dili ve keskin bir mizahı var. Aslında bu keskin mizah karakteri biraz gerçeküstü hale getirmiyor değil. Ama itiraf etmek gerekir, gazetede kısaca göz atıp sayfayı çevirirken böyle yazılınca su gibi okumuyor muyuz?

Eser, birinci ağızdan yazılması sayesinde artık ne yazık ki kanıksadığımız üçüncü sayfa haberlerinden birinin içine düşmemizle başlıyor. Olur ya beğenmezsek diye bize alternatif de sunarken lafını sakınmadan önce yalın bir sertlikle sonra baya baya şiddetli bir sertlikle seyrediyor. Okuyup geçtiğimiz, yorumda bulunup eylemde bulunmadığımız nice olaya içeriden bir bakış atıyor. Belki yeni bir şey söylemiyor. Bir çıkış yolu da sunmuyor. Sadece bir bakmamızı bir de buradan yakmamızı istiyor. Sonunda mı? Şimdi sayfayı çevirebilirsiniz....

Ahmet Güntan – Tam O Sırada
Edebi Şeyler, 106 sayfa

Okunan Tarih: 17/18 Kasım 2014
Yorum: Kapakta da dediği üzere "hikayenin ortasından diyaloglar". Senaryo tadında baştan sona diyaloglar halinde ilerleyen bir eser. Yatılı okulda bir gece. Ne öncesi ne sonrası var. Sadece o gece, bütün hesaplaşmalar, muhasebeler, itiraflar... Renkli karakterler, cesur bir yaklaşım, ilginç bir tarz.

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Favori kategorilerimden biri daha. İsim bazlı kategorileri araştırması çok eğlenceli oluyor.

Jerzy Kosinski – Bir Yerde
E Yayınları, 115 Sayfa

Okunan Tarih: 18 Kasım 2014
Yorum: Genel olarak toplumsal özel olarak Amerikan toplumuna sağlam bir eleştiri. Hayattan hemen hiç haberi olmayan, dünyayı sadece bahçesinden ve sürekli izlediği televizyondan tanıyan birinin, sessizliğini ve tepkilerini koruyarak ve sadece karşısındakilerin fikirlerini onaylayıp çoğu zaman da tekrar ederek nerelere kadar gelebileceğini (belki de başkanlığa kadar) trajikomik bir şekilde ortaya koyuyor. Hem dayatılan sistemin hem de kolayca yönlendirilebilir medya dünyasının saçmalığını gösteren son derece akıcı ve düşündürücü bir eser.

Ayşe Kulin – Bir Varmış Bir Yokmuş
Everest Yayınları, 286 Sayfa

Okunan Tarih: 19/20 Kasım 2014
Yorum: Ortama bir öykü kitabı. Farklı tasarımı ve hikayelerin birbirine göre aynanın aksi gibi oluşu hoş bir fikir. Gerçek hayat türü hikayeler daha ayakları yere basan türden. Yarı hayali kurgu türü olanlar ise hikayeye giriş ve ani kesiliş şekilleriyle hazırlıksız ve özensiz yazılmış hissi uyandırıyor.

Richard Bach – Bir Çift Kanat 
Arkadaş Yayınları, 359 Sayfa

Okunan Tarih: 21/22 Kasım 2014
Yorum: John Sebatian Bach'ın torununun torunu olan yazarın otobiyografi ile anı karışımı olan bu eseri "uçmaya" çok başka bir gözle bakmayı sağlıyor. Eğer uçaklara ve pilotluğa ilginiz varsa kitap sizi hayli hayli saracaktır. Ama ilgisi olmayanlara bile o tutkuyu çok güzel anlatabilmiş bir eser. Bir açıdan da sanki hiç yaşanmamış ütopik bir zamanda geçiyormuş hissi uyandırıyor. Otomobil alır gibi kişisel uçak alan insanlar, sırf macerasına çıkılan yolculuklar, aynı tutkuyu paylaşanlar arasında gelişen kardeşlik bağı... İki savaş arasında olmasına rağmen güzel zamanlarmış doğrusu.

2. Ay Okunan Kitap Sayısı 15 = 150 Puan
2. Ay Okunan Sayfa Sayısı 3994 = 39 Puan
20. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
21. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
22. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 40 Puan
2. Ay Toplamı = 269 Puan 
Genel Toplam 440 Puan

Pınar Hanım’a ve Eral Ablam’a teşekkürlerimle.

14 yorum:

  1. 15 kitap vaaaaaaaw. Süper bir performans olmuş canım. Üstelik çalışırken. Çok tebrik ediyorum.
    Jerzy Kosinski – Bir Yerde ilgimi çok çekti. Okuma listeme eledim bile:)) İnci Aral hiç okumamıştım. Bu etkinlikte bir eserini okudum. Fena bir yazar değil. Değişik bir anlatımı vardı. Onun her kitabını okuyan Nazan ve Bahar arkadaşlarım yazarın ilk çıkan eserlerinin çok daha iyi olduğunu söylüyorlar.
    Saatleri Ayarlama Enstitüsü ise benim de okuma listemde ama dili ağır denildiği için okumayı geciktiriyorum:(( Emre Kongar – Tarihimizle Yüzleşmek ı okumuştum. Senin de belirttiğin gibi derin bir tarih kitabı değil. Benim gibi çok tarihimizi bilmeyen okurlar için doğru bir eser olduğunu düşünmüştüm.
    Agahta Christie yi ben de aslında seri ya da aynı yazardan 3-4 kitap kategorilerine koyabilirdim. Artık bir daha ki şenliğimize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de listeyi toparlarken fark ettim, ne ara o kadar okumuşum diye :) Yeri gelmişken bu performansta "büyük emeği geçen" İstanbul trafiğine de sevgilerimi ileteyim.

      Bir Yerde gerçekten çarpıcı bir eser, gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. İnci Aral'ın tarzını seviyorum ben. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün çok daha ağdalı bir dili olacağını düşünmüştüm. Aksine gayet yalın ama içerik olarak ağır denilebilir.

      Sil
  2. Merhaba, mesleğinizi bilmiyorum ama hakikaten çok zor çalışırken bu kadar çok okumak, iyi performans ben de kutluyorum...
    ''Mor'' kitabını sevmiştim Aral'dan başka bir kitap okumadım... Tanpınar'dan da ''Huzur'' bana yetti başka bir kitabını okuyabileceğimi sanmıyorum... Seray Şahiner'de dikkat çekici genç bir yazar ama çoğunluk öykü yazdığı için ben ''Gelin Başı''ndan sonra devam edemedim..
    size sonraki şenlikleriniz de kolay gelsin...sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Mesleğim sayılarla boğuşmak :) Gerçekten iş hayatı ve günlük yaşam koşturmacaları kendimize ayırmak istediğimiz vakitten fazlasıyla çalıyor. Düzenli okuma alışkanlığına sahip olmak bile yetmiyor bazen. Etkinlik sayesinde kendi performansımı da ölçme şansım oldu. Belli bir okuma tempom varmış meğer :)

      Benden de sevgiler. Nice etkinliklere...

      Sil
  3. Maşallah tebrik ediyoruum çok verimli geçmiş bu ayınızda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Oldukça verimli geçmiş evet, ben de ay sona erdiğinde fark ettim. Etkinliği yarış gibi düşünmediğimden gelişine okuyorum diyebilirim. :)

      Sil
  4. İki yayını da keyifle okudum. Okumanın değerini bile, paylaşan ve böylece daha fazla ve kaliteli okumaya teşvik eden herkese teşekkür ederim.

    Sevgilerimle♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurdan Hanım merhabalar. Okumanın değerini bildiğimiz için iyi okurun ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyoruz. Sizde çok iyi okursunuz. Sizin gibi çok ülke görmek, oralarda çalışmak ve de yaşamak birde bunların üzerine sürekli okumak ne muhteşem bir şey. Sizi takdir ve tebrik ediyorum. Artık daha çok blogunuza girebiliyorum ve gezip gördüğünüz yerleri hayranlıkla inceleme fırsatı bulabiliyorum. Namide teyzemin ve amcamın ellerinden hürmetle öpüyorum. Çok selamlarımı iletiniz.
      Sevgilerimle.

      Sil
    2. Nurdan Hanımın çok güzel bir blogu var. Onun bloguna girince kendimi kaybediyorum. Linkini vereyim. İncelemek hoşunuza gidecektir.

      http://nurdanishere.blogspot.com.tr/

      Sil
    3. Ben teşekkür ederim zarif düşünceleriniz için. Ne güzel böyle okuma sevgisini paylaşan insanların arada hiç mesafe yokmuşçasına birbirlerini çekip bulmaları. Bu arada blogunuz da çok güzelmiş :)

      Sil
    4. Nurdan Hanım'ın sitesi çok değişikmiş... özellikle etaminlere bayıldım gençliğimde yapmışlığım var ama artık sabrım yetmiyor:)) çok hoş bloglar öğreniyorum buradan teşekkürler Eral :)

      Sil
    5. Gül, bende eskiden etamin işlerdim. Etamin işlemeyi de çok severdim. Nurdan hanımın yaptıklarını gördükçe yine heveslendim. Onunla bir görüşüp tekrardan etamine başlamayı düşünüyorum.
      Ben teşekkür ederim canım:)

      Sil
    6. Daha çok küçük yaşlarda (okula gitmeden çok önceleri) babamız uyumamız için kitap okurdu bize. Henüz, 3-4 yaşlarımızda başta 1001 Gece Masalları olmak üzere, masal kitaplarının yanı sıra, çocuk klasikleri hatta uygun gördüğü Nobel ödüllü romanları da okudu bize. Hayal gücünü geliştirmeyi, sözcüklerde şekillenen dünyaların gerçeklerini arama isteğini onun okuma seanslarına borçluyuz. Başka başka dünyaları keşfetme, başka kültürleri anlama ve yaşama isteğimizi de... Demem o ki sağlam bir altyapı, bilinçli ebeveynlerle başlıyor. Sağlam yetişmiş bireylerin dünyayı okuması da onların seçici okumaları ile başlıyor.

      Bu açıdan buradaki paylaşımları, geleceğe yapılan olumlu katkılar açısından çok değerli bulmuş ve teşekkür etmek istemiştim. Ayrıca; benim için önceleri bir nevi "meditasyon" olarak değerlendirdiğim, daha sonrasında yaratıcı enerjileri açığa çıkaran; kendimi başka türlü ve yeniden keşfetme serüvenine vesile olan kanaviçelerim için yazılan güzel cümlelere de teşekkür ederim.
      Kanaviçe dünyada özellikle batıda sadece kadınlar değil erkekler arasında da çok yaygın ve çok büyük bir pazar. Ülkemizde de geleneksel olarak çeyiz sandıklarında yer alan kanaviçelere rağmen, tasarım açısından son derece çorak bir ülkeyiz. Başlangıçta dış dünyadan kaçıp, kendimle baş başa kalmak, sabır katsayımı yükseltmek ve renklerle ruhumu dinlendirmek için yaparken, bir adım öteye taşıdım kanaviçeyi; elimden geldiğince tasarım yapmaya ve adım attığım bu yolda kendimi geliştirmeye gayret ediyorum. Blog açmamın asıl amacı da bu serüveni ilgilileri ile paylaşmak aslında. Her tasarıma mümkün olduğunca bir hikaye ekliyorum ve kumaş üzerinde beliren şekilleri karakterize etmeye de çalışıyorum. Bu çerçevede yazdıklarınız ve görüşleriniz çok değerli benim için.

      Sevgilerimle

      Sil
    7. Nurdan Hanım, okuma le ilgili yazdıklarınız ne kadar doğru. Okuma alışkanlığını aile çocuğa aşılar. Bilinçli okur da sorgulayan insan demektir.

      Kanaviçelerin dünyadaki yerini sizin blogunuzu görene kadar bilmiyordum. Sizin blogunuzu inceleyince farkettim ki kanaviçe ve çok çeşitli el işleri bir çok ülkede ülkemizde olduğundan çok daha önemli. İnşallah sizin gibi insanlar sayesinde elişlerimiz ülkemizde de daha iyi yere gelebilir. Yazılarınız için çok teşekkür ederim. Çok açıklayıcı, aydınlatıcı bilgiler verdiniz.
      Sevgilerimle.

      Sil