20 Aralık 2014 Cumartesi

Neslihan'ın (Şah-Rû) Güz Okuma Şenliği 3. Ay Raporu

10. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Hatırı sayılır bir kitap kurdu ve uzakdoğu sponsorum olan çok sevgili arkadaşımın “o iş bende” diyerek hallettiği bir kategori oldu.  Benim için de sürpriz olacak yani. Etkinliğin faydaları arasında kategorileri arkadaşlarla hazırlamanın güzelliğini de eklemeliyiz.
Truman Capote – Tiffany’de Kahvaltı
Bilgi Yayınevi, 109 Sayfa
Okunan Tarih: 23 Kasım 2014
Yorum: Biri fırtına diğeri durgun deniz misali iki kaybedenin hayatının kesişmesini temel alan, Hollywood tarafından çok yanlış anlaşılmış novella. Gerçekten filmi daha önce izleyenlerden biri olarak ya filmde ya kitapta bir yanlışlık var dedirtecek kadar şaşırdım şahsen. Böyle bir kitaptan o romantik komediyi nasıl çıkartmışlar hayret. Kitap ne kadar kasvetliyse film o kadar "renkli", kitap ne kadar derinse film o kadar sığ. Çoğu replikte kitaba sadık kalınırken hikayenin gidişatı bambaşka bir kapıya çıkmış. Şöyle de bir durum var ki film kitaptan bağımsız olarak düşününce çok güzel. Ama kitabı okuduktan sonra çok yetersiz geliyor. Kesinlikle kitaptaki sonuna kadar hesapsız Holly'yi tercih ederim. Keza finali de.


14. Kategori (10 puan): 700 sayfadan uzun bir kitap.
Bu da bir diğer arkadaşımın “o kolay ya Binbir Gece Masalları var bende” diyerek hallettiği bir kategori oldu.:)
Binbir Gece Masalları
Elips Kitapları, 963 sayfa
Okunan Tarih: 24 Kasım/10 Aralık 2014
Yorum: Eserin hakkını vermek için 1001 gecede olmasa bile baya geniş zamana yayarak sadece yatmadan önce okuduğum için daha bir keyifli geldi bana. Ayrı ayrı bildiğimiz bir çok masalı da içeren eserdeki hikayeler ağırlıkla İran'da geçiyor. Okumadan önce daha çok Hint etkisi taşıdığını sanıyordum. Ama tam bir Arap Edebiyatı eseri. Bir yerden sonra içerikleri oldukça benzer hikayeler tekrar ediyor. Bazıları ibretlik bazıları da tam Ortadoğu kafası dedirtecek cinsten öyküler var. Ama Ortaçağ dönemindeki Ortadoğu hakkında fazlasıyla fikir vermesi ve özellikle fantastik unsurlu hikayelerinin sürükleyiciliği ile ününü hak eden bir klasik.


9. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bu kesinlikle desteklediğim bir kategori. Çoktandır aklımda olan bir eseri bu vesile ile okumak istedim.
Adolf Hitler – Kavgam
Toker Yayınları, 727 Sayfa
Kitap günümüzde bir çok Avrupa ülkesinde yasaklıdır. Ayrıca yayın haklarını elinde bulunduran Alman Hükümeti tarafından açılan mahkeme sonucu 2007 yılında Türkiye'de basılması ve satılması yasaklanmıştır.
Okunan Tarih: 11/18 Aralık 2014
Yorum: Derdi neymiş acaba diye çoktandır okumak istediğim bir eserdi. Fakat görünüşe göre derdini tam olarak anlamak için otobiyografisini değil mümkün olduğu kadar tarafsız biri tarafından detaylıca araştırılarak yazılmış bir biyografisini okumak gerekiyor. Zira bu Yahudi düşmanlığının kaynağı belirsiz. Başka konulardan bahsederken bile konuyu Yahudilere getirip kendini kaybetmişçesine saydırmak nasıl bir nefrettir? Zaten durumun kabullenilecek bir yanı yok fakat gerekçeleri de çok zayıf ve ikna etmekten uzak. Hatta alttan alta bir çekememezlik de sezilmiyor değil.
Bunun dışında döneme dair verilen kimi bilgilerde de tutarsızlık göze çarpıyor. Siyasi hayata girişi ve partinin gelişimi nispeten ilgi çekici kısımlar. Eğitim konusunda yabancı dil öğrenme sorunu ile ilgili çok isabetli bir tespiti var. Fakat onu da bir şekilde ırkçılığa bağlamayı başarmış. Şu var ki "davasına" son derece inanmış ve gaza getirme konusunda belirgin bir başarısı var. Yine de bütüne bakıldığında kitap başlı başına bir propaganda aracı gibi.

3. Ay Okunan Kitap Sayısı 3 = 30 Puan

3. Ay Okunan Sayfa Sayısı 1799 = 17 Puan

3. Ay Toplamı = 47 Puan

Genel Toplam 487 Puan

Bir etkinliğin daha sonuna eriştik, ne mutlu. Birlikte paylaşılan, yeni eserler keşfettiren, “saksıyı” çalıştıran nice etkinliklere. Şimdiden herkesin yeni yılı kutlar,  Pınar Hanım’a ve Eral Ablam’a teşekkürlerimi sunarım.

6 yorum:

  1. Tebrikler canım. Her zaman olduğu gibi yine çok iyi bir performans çıkardın.
    "Kavgam"ı da okudun ya helal sana diyorum. O kitap için çok sıkıcı deniliyor. Bu nedenle sanıyorum o eseri ancak ıssız bir adaya düşersem, yanımda hiç kitap yoksa ve adaya da birisi bu kitabı bırakırsa o zaman okurum:))) Çok mu büyük konuştum:))

    "Derdi neymiş acaba diye çoktandır okumak istediğim bir eserdi." Bu cümleni çok sevdim. 10 numara bir cümle olmuş. Ülkemizde Hitler'in derdinde olan insan var maalesef:((

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Ablacım, harala gürele bir şenlik oldu benim için. Yine de sonuna getirebilmekten memnunum.

    Az bile söyledin desem :) Gerçekten kitabın oldukça büyük bir kısmı çok sıkıcı. Çünkü bir fikir öne sürüp altını sağlam ya da mantıklı gerekçelerle doldurmak yerine saldırı halinde ikna etmeye uğraşır bir tarz var. Fikrine katılmak mümkün olmasa bile en azından kendini iyi ifade edebiliyor denebilirdi ama inanılmaz bir nefret ve sağlıklı bir kafadan çıkamayacak görüşler söz konusu. Kafa yapısını bir kenara bırakırsak ilgili dönem hakkında fikir edinmek için de sağlam bir kaynak değil kesinlikle. Çarpıtılmış ya da farklı yansıtılmış bilgiler var. Ve evet ne yazık ki aynı "dertte" olan kafalar var dünyada.

    YanıtlaSil
  3. Soykırımla ilgili denk geldiğim tüm yazıları okuyorum. Hatta çoğu Yahudi taraflı yazılar oluyor. Yine de Hitler'i %100 suçlayamıyorum. 1. Dünya Savaşı yenilgisini hazmedememiş, kim bilir hangi milletler yüzünden ne tür kayıplar vermiş bir ülkenin adamı Hitler. Bu pencereden, aşırı milliyetçi biri olarak düşünülürse, farklı ırklara karşı olan kininin temeli anlaşılabilir. Hem, hepsi bir yana, Müslümanlara zulm edenler de aynı Yahudiler değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihte Müslümanlar dahil bir diğer ırka/dini mensuba/ülkeye zulm etmemiş hiçbir topluluk yok maalesef. Dünyanın kanunu mu desem dünyayı getirdiğimiz hal mi desem bilemiyorum. Benim gözümde hiçbir gerekçe böyle bir vahşeti haklı çıkartmaz. Bu empati kurabileceğim bir durum değil. Ancak yorumumda belirttiğim üzere okuma sebebim "derdi neymiş acaba" idi. Neye dayandığını, nasıl bir gerekçe öne sürdüğünü merak ediyordum. İşte eser tam da bu açıdan sağlıksız. Çünkü gerekçeleri mantıktan uzak, çıkış noktası belirsiz, Önyargıya sahip olmadığını iddia ettiği dönemleri anlatırken bile adeta kaleminden ateş fışkırmış. Milliyetçi biri olarak düşünülürse demişsiniz ama sorun tam da burada, milliyetçi olarak düşünemeyiz zira bu milliyetçilik değil. Savaşın kaybına gerekçe olarak "yeterince ırkçı olmamayı" gösteren biri var karşımızda. Bakın milliyetçi değil kendi kullandığı kelime ile "ırkçı". Bu kavramı (ırkçılık) biz getirdik diye övünen biri. Dolayısı ile fırsat bulsaydı sadece Yahudileri değil yine kendi kelimeleri ile ırksal yapıyı bozan her türlü insanı ortadan kaldırmayı hak olarak gören birinin derdini sadece savaş yenilgisi ile açıklamak mümkün değil.

      Sil
  4. Açıkçası benim de hiç aklıma gelmez Kavgam'ı okumak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelmemesinde hiçbir sakınca yok :) Ben yine de okumuş olmaktan memnunum. Sadece bir biyografi okusaydım ne kadar iyi araştırılmış olsa da kafamda bir acaba, belki de düşüncesi farklıydı gibi bir soru işareti kalırdı. Ama bizzat kendi kaleminden okuyunca artık üzerine söylenecek bir söz kalmadı gözümde.

      Sil