28 Aralık 2014 Pazar

Şah-Rû'un (Neslihan) Zula Operasyonu :)

Son 1,5 yıldır hayatıma çok hoş bir renk daha girdi. Kitaplar sayesinde ne mutlu ki yolumun kesiştiği canım Eral Ablam sayesinde sevgili Pınar Hanım'ın (pinnucia'nın kitapları) özenle, her aşaması ile ince ince uğraşarak düzenlediği şahane bir etkinliğe dahil oldum. Okuma Şenlikleri 4 mevsime dağılan, mümkün olduğu kadar çok türde esere şans vermeyi hedef edinen, okuma kadar araştırma zevkini de yaşatan bir etkinlik. Çeşitli kategorilerde eserler bulmaya çalışırken en az okumak kadar keyif alıyorum hatta alıyoruz demeliyim zira bir kaç arkadaşım ciddi destek oluyorlar. Bazı kategoriler çetrefilli çıkıyor üzerinde dikkatle düşündürüyorken, bazıları da kütüphanemde her zaman yeri olan eserlerle karşılanabiliyor. Tabi artık gelenek haline gelen bu etkinliğin gediklisi sayılabileceğim için zaman zaman naçizane tavsiyelerde bulunduğum kadar kendimce favorim olan ya da "seni hiç sevmedim süt oğlan" tadında olan kategoriler belirledim. İşte bu yazının ana konusunu bu "süt oğlan" ya da etkinlikteki adıyla "bir aşk romanı" kategorisi vesilesiyle giriştiğim bir olaya dayanıyor. 

Ben edebiyatta romantizmden pek hoşlaşmayan biriyim. Özellikle de şu son zamanların bitmek bilmeyen furyası, sözde aşk romanı başlığı altında ucuza fantezi eserlerinden ciddi gına gelmiş vaziyette. Dolayısıyla etkinlikteki bu "bir aşk romanı" kategorisi ile aram hiç hoş değil. Kış Okuma Şenliği'nde de bu kategori ile karşılaşınca benim şalterler attı :) Eral Ablam'a şakayla karışık "yetti gari, gidip annemin beyaz dizilerinden birini okuyacağım dedim. Sonra bu konu üzerinde ciddi olarak düşünmeye başladım. Annemin gözü gibi sakladığı bir koli kitabı vardı. İçinde birkaç tane Barbara Cartland olduğunu hatırlıyordum. Peki acaba başka ne cevherler vardı? Nihayetinde annemin zulasını patlatma operasyonunu başlattım :) Ve sonunda beyaz dizilerden klasiklere tam bir hazine ile karşılaştım.

Öncelikle beni en çok şaşırtan ve sevindiren favori yayınevlerimden olan Altın Kitaplar Yayınevi'nin 1950/60 arası şahane ciltli baskıları ile karşılaşmak oldu. Şunların güzelliğine bakar mısınız? Altın Kitaplar Yayınevi iftiharla takdim eder...


Biraz zamana ve sandık lekesine yenilmiş olsalar da eksiksiz sayfalı, kalın kendinden desenli harika ciltleri ve iç kapaklarıyla her biri birer koleksiyon eseri değerinde. 
 
A.J. Cronin - Mağlup Olmayacaksın (Ocak 1959)

Sloan Wilson - Aşkta Aldanmamalı (Şubat 1960)

A.J.Cronin - Karanfilli Kadın (Mart 1957)

Samuel Edwards - Çıplak Maya (Ocak 1960)


Bu mutlu keşif burada bitmedi tabi. Zamanının en ses getiren eserleri ve bir kaç klasik de günün sürprizlerinden oldu. Şu kapaklara ne demeli?



Veee anne kütüphanelerinin olmazsa olmazı Beyaz Diziler de hazine sandığının dibinden çıktı :) Bir bu kadar daha var ama özellikle kapaklarını çok beğendiklerimden bir kuple sunmak istedim.


Bu süt oğlan yaklaşımıyla okuduğum kategorinin bana böyle sürprizler getireceğini hiç tahmin etmiyordum. Sırf bu bile etkinliğin ne kadar çok açıdan yararlı olduğunun kanıtı olsa gerek. Ne diyeyim kütüphane can, anne kütüphaneleri canandır :) 

12 yorum:

  1. Ya yaa. Bir daha aşk romanlarına laf söyler misin sen:))))) Bir hışımla anneciğin kolisini açman nelere sebep oldu bak. Valla bunlar hazine değerindeler. Gerçekten gömü buldun.
    En sevmediğin kategori bile senin için hayırlı oldu. Bu etkinliğin en güzel tarafı bu olsa gerek.

    Neslihancığım yazını çok sevdim canım. Ne keyifli bir yazı olmuş. Anneler gerçekten canan, sende cansın bir tanem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Töbeee söylemem :)) Ne güzelliklere vesile oldu. Ama yeni nesil "sözde" aşk romanlarına atış serbest onu diyim :)

      Çok teşekkürler Ablacım. Şükür ki kitapların değerinin bilindiği bir evde büyüdüm. Zamanında gazetelerin verdiği klasikler ve ansiklopediler dahil kitap namına ne varsa özenle sakladık hep. Birkaç yıl önce bu tür eğitim yayınları ile Türk ve dünya Klasiklerinden çocuklara göre derlenmiş olanları özel bir kargo firmasının sosyal sorumluluk kampanyası ile doğudaki okullara yolladım. Yine de kütüphane dolup taştığı için evin umulmadık bir köşesinden böyle hiç beklenmedik kitaplar çıkabiliyor :))

      Sil
    2. Kitaplara ve okumaya verdiğin önemi çok iyi biliyorum. Ne güzel böyle bir kampanyaya kitap göndermiş olman. Çok duyarlısın canım.

      Sil
    3. Allah'ın işi bu. Bak hiç ummadığın yerden gönderdiğin kadar kitap hediye etti:)

      Sil
  2. Süper bir yazı olmuş, elinize sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Benim için eğlenceli bir macera oldu. Etkinliğin faydalarından biri olarak paylaşmak istedim. Okuyan gözlerinize sağlık.

      Sil
  3. Ne feminen ne de romantik sayılırım. Çocukluğumdan beri böyledir. Ancak paydos zili çalar çalmaz okuldan fırlayıp gazeteci Yaşar Ağabey' e " Beyaz Dizi" geldi mi diye koşuşmadığımız bir Pazartesi olmadı mesela. Bir de fotoroman tabii.. Önce İtalyanların siyah beyaz romanlarına ardından da Türklerin yaptığı bir kaç fotoromanları yalayıp yutmuşluğumuz vardır.

    Aşk romanları içinde en sevdiğim ve yeri özel olan The Rosary (Ayrılık Şarkısı) dır. Altın Kitaplardan Nihal Yeğinobalı' nın Türkçesi ile okunmasını tavsiye ederim.

    Ayrılık Şarkısı; İngiliz sosyetesinde herkesin çok sevip saygı duyduğu ve hayranlık beslediği, 30 yaşındaki Jane Champion ile onun bir vesile seslendirdiği "Tespih" şarkısını dinleyen 27 yaşında, genç, heyecanlı ve çok yakışıklı bir ressam Garth Dalmain' in, Jane' in içinde saklı tuttuğu ruhunun güzelliğine aşık olma hikayesidir.

    Belki bu kitap daha önce burada değinilmiş bir kitaptır. O nedenle uzatmayayım....

    Bu vesile başta Eral Hanım ve Ailesi olmak üzere, buraya yolu düşen herkese "Sağlıklı, huzurlu, bereketli ve başarı dolu bir yıl" dilerim.


    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurdan Hanım merhabalar.
      Sizin ve tüm ailenizin yeni yılını bende kutlarım. Herkese selam ve sevgilerimi iletiniz lütfen.
      Beyaz Dizileri bende çok severdim. Bir de Barbara Cartland tabii:)
      "Ayrılık Şarkısı"nı belki okumuşumdur ama şimdi hatırlayamadım, notumu aldım. Sahaf gezilerimde bakacağım. Bulamazsam sizde de o eser mevcutsa eğer Zeliha'lar dan gelen olursa okuyup geri göndermem şartıyla rica edebilirim.

      Sil
    2. Benim niyeyse edebiyatta romantizmle aram hiç iyi olmadı. Ama -zamanında merakla kurcaladığım :) - annemin gözü gibi baktığı beyaz dizilerine ayrı bir saygım vardır. Her şeyden önce onları saklayışındaki özen, okumak için birine verdiğinde sıkı sıkı tembihlemesi, teyzemle kitaplarının karışmaması için isimlerini yazmaları (evet aynı okuldaki gibi :) ) bile gözümdeki değerini yükseltiyor. Annemin, teyzemin, annelerimizin, teyzelerimizin, halalarımızın vesair aile büyüğü hanımların da zamanında birer genç kadın olduklarının hatırası, hayallerinin, gönül kırıklıklarının, heyecanlarının emaneti onlar.

      Bahsettiğiniz eseri doğal olarak okumadım. Fakat zuladan çıkan çoğu eser Nihal Yeğinobalı ve Meral Gaspıralı çevirmenliğinde. Hatta Nihal Yeğinobalı'nın Vincent Ewing takma adıyla yayınladığı Genç Kızlar isimli eseri de hazine sandığından çıkanlar arasında :)

      Güzel dileklerinize yürekten katılıyorum.
      Teşekkürlerimle.

      Sil
    3. Genç Kızlar çok güzeldir... mutlaka okuyun...

      Sil
  4. ne kadar güzel bir etkinlik,harika keşfiler olmuş bunlar, bayıldım, keyifli okumalar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gerçekten de şenlik bahane okumak şahane :) Bence de harika bir keşif oldu. Teşekkürler.

      Sil