21 Ocak 2015 Çarşamba

Kış Okuma Şenliği Şah-Rû’nun (Neslihan) 1. Ay Raporu

18. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): Bir Türk, bir yabancı yazardan birer öykü kitabı.
İlk akla gelmeyenlerden bulmaya çalışırken bir benden bir arkadaştan kotardığım bir kategori oldu.
Ömer Seyfettin – Mahçupluk İmtihanı
İnkilab ve Aka Kitabevleri, 229 Sayfa

Okunan Tarih: 21/22 Aralık 2014
Yorum: Yazarın en bilinen eserlerinden biri olan Perili Köşk'ün de içinde bulunduğu 15 hikayesinin derlendiği kitap akıcı diliyle dikkat çekiyor. Dönemin çoğu yazarlarının aksine ülkenin her köşesinden ve toplumun her sınıfından insanı ele almayı tercih eden yazar dilini de konuşma dili seviyesinde tutarak halka en rahat şekilde ulaşmak hatta halkı kitapları vasıtasıyla aydınlatmak amacı taşımış. Batıyı örnek gösterirken ironiyi de elden bırakmazken, köhne düşüncelere ise tahammülsüz yaklaşmış.

Ferdinand von Schirach – Suç / Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler
NTV Yayınları, 200 Sayfa

Okunan Tarih: 23/24 Aralık 2014
Yorum: Bir ceza avukatının almış olduğu ilginç davaları kısa hikayeler şeklinde sunduğu bu eser, her şeyden önce net yazı diliyle dikkat çekiyor. Yani ebedi açıdan pek bir tarza sahip değil, daha ziyade polis raporu tadında. Ama böylesi gerçek öykülere daha çok yakışmış sanki. Bununla birlikte her bir öykü yetenekli bir yazarın elinde ayrı birer roman olabilirdi görüşüne de katılıyorum.

Hikayelerdeki vakalar oldukça çarpıcı. Çünkü büyük davalardan çok insan doğasına ilişkin olaylar seçilmiş. Sade hatta yer yer düz aktarımına rağmen empati kurdurabiliyor. Akıcı, ilgi çekici ve Alman Hukuk Sistemi'ne iç çektiren bir kitap.

17. Kategori (10 puan): Size veya aynı evde yaşadığınız kişilere ait olmayan bir kitap.
Benim için çoğu kategori bu durumda oluyor zaten. J
Ahmet Ümit - Patasana
Everest Yayınları, 520 Sayfa (Cep Boy)

Okunan Tarih: 25/29 Aralık 2014
Yorum: Ahmet Ümit’in, Agahta Christie tarzı kurgusunun daha ağır bastığı eserlerinden. Yani bir köşke değil de bir kazı alanına toplanmış şüpheliler mevcut. Katilin dışarıdan biri mi yoksa içlerinden biri mi olduğu sorunsalı belli bir noktaya kadar başarıyla korunmuş. Sanırım yazarın öykücülüğü de bu romanla başlamış. Yani öykücülükten kastım polisiye ile harmanlayışı. Yazıttan aktarılan kısımlar gerçekten güzeldi. Yer yer tarihi bir yazıttan aktarılıyor olmasına karşın günümüzde kullanılan tabirler göze çarpmıyor değil. Fakat bu yerli, yabancı hatta hatırı sayılır üne sahip bir çok yazarın düşebileceği bir hata. Bununla birlikte gayet iyi kotarılmış masalsı bir anlatım var. Yazıt ve bölümlerin son cümlesinde geçen kelimelerin diğerini başlatan cümleler içinde de geçmesi hoş bir detay.  Yazıtın öyküsü çok trajik ve ne yazık ki insanlık hakkındaki tespitler sonuna kadar doğru. Ana olaydaki kurgu ise yer yer tekrara düşmekle birlikte özellikle Yüzbaşı Eşref’in anıları gayet çarpıcı. Final ise oldukça cesur bir fikir. Desteklemem mümkün değil ama sadece bir kurgu adına bu çıkışı beğendiğimi belirtebilirim.

12. Kategori (10 puan): İlkokulu bitirdiğiniz yıl ilk baskısını yapmış bir kitap.
Benim için 1995 oluyor. Aynı arkadaş (kod adı Uzakdoğu J ) ile beyin fırtınası yaparken önce yazarın başka bir eserini daha sonra o eserden hareketle annemin kitapları arasında hem de adına imzalı bir kitabını yakaladım.
Sara Gül Turan – Öyle Bir Roman Ki (1. Baskı Ocak 1995)
Utku Yayınları, 159 Sayfa

Okunan Tarih: 30 Aralık 2014
Yorum: Toplumsal kuralların sınırını ölçen türde bir eser. Özgürlük kavramını sorgulayan, sorgularken de sanıyorum döneminin sansasyonel isimlerine atıfta bulunan yazar tabu kabul edilen konulara oldukça cesurca yaklaşmış. Hikaye örgüsü basit olmakla birlikte insan doğasına dair merak uyandıran bir çekiciliğe de sahip. Yazım dili olarak son derece sade ve akıcı bir kitap.

16. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Bu kategorinin bana bu kadar güzel sürprizler getireceğini tahmin etmezdim. Artık kategori benim için eziyet olmaktan çıktı. Zulada bulduğum beyaz diziler başta olmak üzere birbirinden güzel tarihi kitapları seve seve okuyacağıma eminim.  İlk olarak annemin göz ağrılarından, benim gözümde de “gerçek” aşk romanlarından birini ağırlıyorum.

Barbara Cartland – Sahte Gelin
Altın Kitaplar, 329 Sayfa

Okunan Tarih: 31 Aralık 2014/2 Ocak 2015
Yorum: Cilt içerisinde iki eser bulunmakta. Sahte Gelin tam bir Cartland klasiği olarak lordlar leydiler döneminde geçmekte. İki birbirinden zor ve doğal olarak birbirinden inatçı karakterin bir cepte duran iki taş gibi birbirlerine sürte sürte ortak bir şekil aldıkları sevimli bir macera. Fırtınalı Gönüller ise nispeten daha bilindik zamanlarda, basının altın yıllarını yaşadığı dönemlerde geçmekte. Oldukça zor ve de haşin bir erkek karakter ile yine bir klasik olarak dikbaşlı bir genç kadın arasındaki fırtınalı ilişkiyi ele almakta. Naifliklerinden ve okuyucuya “hayalgücü” payı bırakmalarından ötürü klişe demeye dilimin varmadığı bu eserler en azından saygı barındırıyorlar.

3. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Bu kategoride oldukça ilginç bir misafirim var. Altın Kitaplar’ın hediyesi ve aslında çocuk kitabı olan, fakat Jetgiller tadında bir ortam ve klonlama üzerine kurulu konusu ile hem fantastik hem de bilim kurgu bir eser.

M.E.Castle – Popüler Kopyam
Altın Kitaplar, 255 Sayfa

Okunan Tarih: 3/4 Ocak 2015
Yorum: Acaba benim çocukluğuma gelen dönemlerde de bu tarzda yazılmış eserler olsaydı bilime olan ilgim merakın üstünde olur muydu? Aslında bilimkurgu çok sevdiğim bir tür sayılmaz. Fakat kendini ortaçağ soylularından biri olarak kabul ettiğinden son derece saygın bir “ekmek kızartma makinesi” ile evcil hayvan olarak uçan bir kuzunun beslendiği böyle bir evde yaşamak da kulağa fena gelmiyor hani.:) Nobel ödüllü bir ailenin çocuğu olan ve kendisi de kendi çapında bir dahi olan 12 yaşındaki Fisher Bas’ın bu bol bilimsel biraz da fantastik macerası bir çocuk kitabı olmasına karşın kendini merakla ve ilgiyle okutturuyor. Anlaşılan genç bir tiyatro aktörü olan yazar çocuklara bilimi sevdirmenin en güzel yolunu bulmuş.

5. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
Okul zamanlarımdan kalma bir eseri ağırlıyorum.
Yahya Kemal – Kendi Gök Kubbemiz
Milli Eğitim Basımevi, 166 Sayfa

Okunan Tarih: 5 Ocak 2015
Yorum: Üç bölüme ayrılan eserin ilk bölümü olan Kendi Gök Kubbemiz, Türk tarihi ağırlıklı lirik şiirleri ile dikkat çekiyor. Bir mısrası ile esere ismini veren Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiri ile başlayan bölümde ister istemez Münir Nurettin Selçuk’un nefis sesinin eşlik ettiği Bir Başka Tepeden ve büyük ihtimal bir çoğumuzun ödev konusu olan Akıncı gibi coşku dolu şiirler yer almakta.

2. bölüm olan Yol Düşüncesi ise şairin çok sevdiği annesinin erken ölümünün etkilerini taşıyan melankolik ölüm ve ahiret konulu şiirlerinden oluşmakta. En bilinenlerden olan Sessiz Gemi, kişisel olarak çok sevdiğim ve lise zamanında hakkında inceleme hazırladığım Rindlerin Akşamı,  Geçiş ve Gece Bestesi öne çıkan şiirler.

Son bölüm olan Vuslat ise aşk temalı şiirlere ayrılmış. Bölüme adını veren Vuslat, Geçmiş Yaz, Eski Mektup, Özleyen ve Endülüs’te Raks en bilinenlerden.

Tüm şiirlerin aruz vezni ile yazılmış olmasından başka ağırlıklı bir ortak noktaları da yoğun İstanbul sevgisi olsa gerek. Hemen her semtine ayrıca şiir yazmış olan şair en umulmadık şiirde bile bir mısrada İstanbul’un bir semtini anmadan duramamış. Dolayısıyla eserin en güzel yanlarından biri de İstanbul’u Yahya Kemal’in gördüğü gibi görebilme şansı vermesi. O canlı anlatımla, o coşkuyla o dönemlere götürüp baktırabilmesi.

13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Zula patlatma operasyonu ile birlikte giriştiğim bir diğer eylem de kütüphane düzenleme operasyonuydu :) Okunmayı bekleyen, çokça ihmal edilen, tekrar okumak istenenler vs. derken iyice bir elden geçirdim kütüphanelerimi. Sonuçta sanki yeterince okunmayı bekleyen kitabım yokmuş gibi bir çok kitap daha eklendi listeye. Bir tanesini hemen bu kategoride değerlendireyim dedim.

Yılmaz Karakoyunlu – Salkım Hanımın Taneleri
Doğan Kitap, 159 Sayfa

Okunan Tarih: 6/7 Ocak 2015
Yorum: Filminden daha az bilinen kitaplardan biri daha. Gerçi kitap da biraz senaryo havasında yazılmış hissi vermiyor değil. Misal ağır bir akıcılığı olmasına karşın karakter geçişleri çok ani.

Varlık Vergisi üzerine kurulmuş çarpıcı bir hikaye. Görecede 2. Dünya Savaşı'nın getirdiği zor koşulları fırsata çevirenleri cezalandırmak amacıyla getirilen verginin esasında azınlıkların tepesine nasıl bir balyoz gibi indiği üzerine kurulu bir eser. Anlatımı ağır olmasına karşın özellikle -tarihte gerçekten yer alanlar dışında- kanlı canlı karakterleri ile dikkat çekiyor.

11. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap.
Kategoriler için kütüphanemi karıştırırken genelde öncelik okumadıklarımda oluyor. Fakat okumamın üzerinden çok zaman geçtiği için yetişkin bir gözle tekrar okumak istediğim eserlerin de sayısı hiç az değil. Etkinlik vesilesi ile bu kitaplarımın da gönlünü almış olayım dedim ve bu sefer daha önce okuduğum ve çok çok beğendiğimi hatırladığım ama yeniden okumak istediğim bir eseri seçtim.
Leon Sciaky – Elveda Selanik –Bir masal dünyasından geriye kalan anılar-
Varlık Yayınları, 263 Sayfa

Okunan Tarih: 8/10 ocak 2015
Yorum: Masal gibi bir çocukluğun gerisinde bir kentin gayriresmi tarihi. Sefarad Yahudilerinden olan yazarın Osmanlı’nın muhtemelen en aydın şehri olan Selanik’te geçen çocukluk ve ilk gençlik anıları, bilinen tarihin gerisinde o tarihi yaşayan insanların hayatına dair capcanlı bir resim çiziyor. Bir çok etnik kökenin bir arada saygıyla ve sevgiyle yaşadığı günlerden içten içe kaynayan Balkan sorununa, Sabetaycılık’ın doğuşundan bir imparatorluğun dağılışına, aslında çok kısa bir sürede gerçekleşen çok büyük olaylara tanık olmuş bir yaşam. Yazarın çocukluk zamanlarındaki safiyetiyle tüm dünyası evi ve sokağından ibaretken, büyüdükçe anılarına görüşlerinin de eklenmesi eseri bir günlük havasından çıkarıp samimi bir dertleşme adeta karşılıklı iki dostun anıları yadetmesi tadı vermiş. Fotoğraflarla da desteklenen anıların da etkisiyle kafamdaki Selanik hep Leon’un çocukluğundaki o ütopya tadındaki şehir olarak kalacak.

4. Kategori (10 puan): Adında bir akrabalık ilişkisi geçen bir kitap.
Malum zula patlatma operasyonunda keşfettiğim bir kitabı hemen burada değerlendirmek istedim.

Muazzez Tahsin Berkant – Kızım ve Aşkım
İnkılap ve Aka Kitabevleri, 288 Sayfa

Okunan Tarih: 11/13 Ocak 2015
Yorum: Zuladan çıkması ve isminden de hareketle sadece aşk kitabı olduğunu düşünüyordum. Fakat tam bir psikolojik eser çıktı. O dönemler için bir genç kadının iç dünyasını böylesine incelikle ve cesurca yansıtılabilmesi çok mühim. Gençlik, annelik ve aşk arasında kendi benliğini korumaya, kalbinin sesini dinlemeye çalışan bir kadının hazin öyküsü son derece zarif bir yazım dili ile işlenmiş. İnsan kendini yer yer Perihan yer yer Belma karakterlerinin yerine koyduğu gibi, kızmak, hak vermek, acımak veya desteklemek gibi bir çok duyguyu da yaşıyor.

8. Kategori (10 puan): İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların karda kışta geçtiği bir kitap.
Yazarından anlaşılacağı üzere bu kategoriyi Uzakdoğu Sponsorum karşıladı.
Yasunari Kavabata – Karlar Ülkesi
Cem Yayınevi, 144 sayfa

Okunan Tarih: 14 Ocak 2015
Yorum: Eserde bir zaman karmaşası var. Geçmiş dönemden bahsedilen kısımlar günümüzde gibi geçiyor. Çeviriyle mi ilgili yoksa yazarın tercihi mi bilemedim. Kentli bir erkek ile bir geyşanın ilişkisini gayet masumane ve sade bir şekilde aktarırken, geyşalık kültürüne dair fazla detaylı olmasa da ilgi çekici bilgiler verilmiş. Evli olan erkeğin bir geyşa ile ilişki yaşaması dahası geyşanın aynı evi paylaştığı kıza da ayrıca ilgi duyması etiksel bir sorun olmasına karşın oldukça yalın ve yargılamaktan çok uzak bir şekle nakledilmiş. Ama kitabın asıl etkileyici yanı muazzam kış tasvirleri.

1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi'nden bir kitap.
Yazarları arasında Stephen King’i bulundurmasından ötürü daima gönlümde ayrı bir yeri olan Altın Kitaplar Yayınevi eserleri kütüphanemde fark edilir bir çoğunluğa sahip. Tabi bu çoğunlukta yayınevinin bu denli köklü olmasının da etkisi büyük. Misal aşk kategorisi yüzünden dellenip annemin zulasını (beyaz dizilerini gözü gibi sakladığı kolisini) patlatınca 1950/60 aralığı  basımlı, şahane ciltli bir çok Altın Kitaplar eseri buldum. Hepsini sırayla değerlendireceğim. Ama öncelik her fırsatta kayırdığım gerilim türünde tabi ki J
Dan Brown – İhanet Noktası
Altın Kitaplar, 544 Sayfa (Cep Boy)

Okunan Tarih: 15/19 Ocak 2015
Yorum: Brown aksiyona acımamış. Nefes aldırmayacak kadar yoğun ve temposu hiç düşmeyen bir aksiyon var. İki dakİka durun da şu bilimselliği bir sindireyim dedirtiyor. Gerçekten bilimsel olarak hem bu kadar ileride hem de bu kadar geride olmayı nasıl başarıyoruz acaba. Cins gezegeniz vesselam. Kitabın isminin hakkını verecek kadar sağlam bir ihanet var. Yani bir ihanet noktası var gerçekten, aşil topuğu tadında. Yalnız ana karakterlerin firesiz kurtulması gibi klişeler artık can sıkıyor. Bu konuda cesur bir hamle bekliyorum. Ne bileyim bir romanda da hiç kurtulan olmasın mesela.:)

İlk Ay Okunan Kitap Sayısı 12 = 120 Puan
İlk Ay Okunan Sayfa Sayısı 3256 = 32 Puan
18. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 20 Puan
Toplam 172 Puan

Pınar Hanım'a ve Eral Ablam'a kucak dolusu teşekkür ve sevgilerimle.

7 yorum:

  1. Sizinki de muhteşem olmuş... gözünüze sağlık...Kavabata'yı okumalıyım kış anlatımlarını çok severim... birde yanlış hatırlamıyorsam Kavabata'da gelinine aşık olma (platonik) halinin yer altığı iki tane kitabı olması lazım o nedenle geyşaya aşık olma durumu daha normal kalıyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Yazarın Bin Beyaz Turna'sını da okumuştum. Genel olarak toplumsal değerler konusunda hemen tüm Japon yazarlar gibi cesur bir yaklaşımı var.

      Sil
  2. Neslihancığım Sahte Gelin'i belki okumuşumdur ama hatırlayamadım. Kızım ve Aşkımı yıllar yıllar önce okumuştum. Diğer kitapları okumadım. Okumuş olduğun kitaplardan özellikle Elveda Selanik ve Karlar Ülkesini merak ettim. Gül gibi bende kar anlatımlarını severim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elveda Selanik ilk okuduğumda da çok sevdiğim bir eserdi. Tekrar hafızamı tazelemek istedim. Çevirmenlerinden biri de Mahir Ünsal Eriş'tir ayrıca. Karlar Ülkesi Japonların incelenmelik bir toplum olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmayanlara sıkıcı gelebilir :)

      Sil
  3. Tebrikler 12 kitap .Kavabata'nın Kiraz Çiçekleri'ni okumuştum,pek sarmamıştı beni,keyif alamadım.Başka bir kitabını okumak istemedim."Elveda Selanik" D&R indiriminden aldığım bir kitap.Okunacaklar sırasında...Salkım Hanım'ın Taneleri de anlatım kopuk kopuk gelmişti bana da.Önemli bir tarihi konuyu ele alması bakımından okunur.Tarihçiliğini,araştırmacılığı güzel Karakoyunlu'nun anlatımı vasat geldi bana.Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kavabata'nın ''Dağın Sesi'' güzeldir... ben de Karakoyunlu'dan hoşlanamadım nedense, Güz Sancısı ve Serçe Kuşun Sonbaharı'nı okudum, aslında kitaplar akıcı, güzel ama bir türlü sevemedim ve bu yazarı bıraktım bazen tutmuyor:))

      Sil
    2. Teşekkürler, aşağı yukarı rutin bir okuma tempom var. Güz Okuma Şenliği ile hemen aynı performansı göstermişim :) Japon Edebiyatı'nın pek kolay bir edebiyat olmadığını kabul ediyorum. Zorlayıcı, kışkırtıcı yer yer rahatsız edici bir yanı var. Ama Murakami candır :)

      Sil