21 Şubat 2015 Cumartesi

Kış Okuma Şenliği Şah-Rû’nun (Neslihan) 2. Ay Raporu

9. Kategori (10 puan): Bir yazarın tavsiye ettiği bir kitap. (Yaratıcı önerisi için Neslihan'a çok teşekkürler)
Kategoriyi tavsiye ederken sevdiğim yazarları düşünüyordum. Bu sebeple çokça tavsiye edilen bir eseri, favori yazarlarımdan birinin tavsiyesi olarak  kanıtıyla birlikte referans almayı tercih ettim J

https://www.idefix.com/kitap/ahmet-umit/yazaronerikitap.asp?yid=1066

Henri Beyle Stendhal - Kırmızı ve Siyah
Sentez Yayınları, 287 Sayfa
Okunan Tarih: 20/22 Ocak 2015
Yorum: Zorlayıcı bir eser. Napolyon'un sürgünü esnasında dönemin Fransa’sını ve Katolik Kilisesi’nin gücünü gözler önüne sererken hemen her tür siyasi görüşü de karakterleri aracılığı ile aktaran yazar, bunu insan ruhunun neredeyse çıkılamayacak kadar derinine inerek yaptığı için kitap oldukça zor akıyor. Kendi dönemi için cesur bir çıkış olarak klasik olmuş olsa da konu bütünlüğü bakımından çok savruk olduğunu da kabul etmek gerekir. Karakterleri ise incelikle katmanlarına ayrıldığından çok gerçekçi. Bunun da etkisiyle Julien, son ana kadar bitmeyen hırsı ve ikiyüzlülüğü ile nefret ettiğim karakterlerde üst sıraya yerleşti diyebilirim.



20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplam 70 puan): Pulitzer veya Man Booker veya Goncourt veya Nebula veya Hugo ödülü kazanmış veya bu ödüller için finalist olmuş üç kitap. 
Bu kategori beni ve destekçi arkadaşlarımı bayağı bir uğraştırdı. Hatta bu beş ödülden üçünün kriterlerini ciddi olarak sorguladım bile diyebilirim. J

Ursula K.Le Guin – Mülksüzler
Metis Yayınları, 335 Sayfa
1975 Hugo ve Nebula Ödülleri
Okunan Tarih: 23/25 Ocak 2015
Yorum: Yazarın kendi tabiriyle ikircikli ütopya bu türü anlatmak için en iyi tabir sanırım. Görünen o ki ütopya insanoğlu ile mümkün değil. Belki başka bir yaşam formu başarır.:) Aslında Anarres ne kadar göreceli ütopya ise Urras da o kadar göreceli distopya denilebilir. Çorak toprakların anarşizmine karşı verimli toprakların kapitalizmi.
Yazım dili olarak, yer yer fizik ve mühendislik dilinin fazlalığı yüzünden kitabın ağırlaştığı bölümler mevcut. Ama genele bakıldığında anlaşılabilir bir dile sahip. Bilimkurgusunun makul seviyede olması da bir artı. Ve bence de kitabı en güzel özetleyen cümle; "Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir."

 Amin Maalouf – Tanios Kayası
Yapı Kredi Yayınları, 249 Sayfa
1993 Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü
Okunan Tarih: 26/27 Ocak 2015
Yorum: Yazarın geleneksel tarzı üzerine gerçek yaşam öyküleri üzerinden kurgulanmış bu sefer kurgusu biraz daha fazla olan masalsı bir eser. Psikolojisiyle de dikkat çeken roman Fransız İhtilali sırasında Mısır'daki şeyhlik düzeni döneminde geçiyor. Güzelliği kitaptan adeta taşan talihsiz Lamia'nın ve onun daha da talihsiz oğlunun öyküleri tarih ile iç içe geçerek son derece akıcı bir şekilde ilerliyor.

Ernest Hemingway – Yaşlı Adam ve Deniz
Bilgi Yayınevi, 136 Sayfa
1953 Pulitzer Ödülü
Okunan Tarih: 28 Ocak 2015
Yorum: Yoğun bir dini sembolizme sahip olmasına rağmen bunu çok bastırmadan yapması kitabı ağırlıktan kurtarıyor. Oldukça yalın bir yazım dili olan eser yol hikayesi tadında. Yani varmanın değil yola çıkmanın/başarmanın değil kendin için yapmanın değerini ortaya koyuyor. Yaşlı adamın deniz ile mücadelesinde aslında hayat mücadelesine dair çıkartılacak çok ders var. Ve bence de kitabın en etkili cümlesi budur: "Yenilmedim aslında. Belki biraz fazla açıldım, o kadar..."


21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Dünya edebiyatından dört kitap. Kitapların biri Latin Amerika, biri Afrika, biri Asya ve biri Avrupa edebiyatından olmalı. Türk edebiyatı kapsam dışı.
Farklı ülke edebiyatlarına mümkün olduğu kadar fırsat vermeye çalıştığım için çok zorlamadı bu kategori. Bu arada en çok Afrika Edebiyatı’nı ihmal ettiğimi fark ettim. Etkinliğin bir getirisi daha.:)

Paulho Coelho – Simyacı (Brezilya/Latin Amerika)
Can Yayınları, 166 Sayfa
Okunan Tarih: 29 Ocak 2015
Yorum: Uzun süredir tekrar okumak istediğim eserler arasındaydı. Gerçekten bazı eserler hayatın belli dönemlerinde tekrar okunmalı düşüncesindeyim. Zira alınan her yaşın getirdiği deneyim çok fark ettiriyor. Misal bu  eserin aşağı yukarı felsefesini hatırlamakla birlikte içerik olarak neredeyse unutmuşum.  Aklımda kalan fikir, insanın aradığı şeye aslında sahip olduğuydu. Fakat o arayışın insana neler katabileceğini, o keşfin insan ruhunun nasıl besleyeceğini yeterince algılayamamışım.  Demek ki iyi bir kitap tekrar tekrar okunduğunda bile insana yeni bir şeyler katabiliyor. Demek ki bir insan “arayışı” boyunca aynı yollardan geçerken bile yeni bir şeyler keşfedebiliyor. (Demek ki Stephen King haklı, Ka hakkaten bir çember J )

Antonio Tabucchi – Damasceno Monteiro’nın Kayıp Başı (Portekiz/Avrupa)
Can Yayınları, 214 Sayfa
Okunan Tarih: 30/31 Ocak 2015
Yorum: Gerek kitaba esin kaynağı olan vaka gerekse bundan hareketle kurgulanan kitap Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü tadında. Fakat polisiye olmasına karşın polisiyesi zayıf hatta derdi zaten polisiye değilmiş gibi. Medyanın hallerine de dokunduran ama en çok da Porto sokaklarını hissettiren bir eser.

Chinua Achebe – Parçalanma (Nijerya/Afrika)
İthaki Yayınları, 191 Sayfa
Okunan Tarih: 1/2 Şubat 2015
Yorum:  Toprağın çocukları tabirini en çok Afrika kıtasında yaşayanlar hak ediyor sanırım. Çok ihmal ettiğim bir ülke edebiyatıydı Afrika. Aslında sadece benim ihmalim değil,  genel olarak dünya edebiyatında çok ihmal edilmiş. Öyle ki konu edinen yazar sayısı bile oldukça az. Afrika kültürünü nispeten işleyenlerden aklıma gelen tek isim Rodezya doğumlu İngiliz yazar Wilbur Smith. Fakat özellikle ilk üç kitabını beğenerek okuduğum Mısır Serisi başta olmak üzere romanlarının çoğunda Afrika’yı işlemesine karşın gerçek Afrika’yı, “beyaz adam”ın mahvettiği o toprakları anlatmakta ne kadar yetersiz ve yüzeysel kaldığını çok daha iyi idrak etmiş oldum. Achebe insanı adeta bir zaman yolculuğuna çıkartıp o bakir toprakların ortasına bırakıveriyor.  İnanılmaz gelen gelenekleri, düzenleri, toplumsal kuralları ve yaşamlarıyla “medeniyete!!” direnemeyip gittikçe parçalanan klanları öylesine yalın bir dille aktarmış ki adeta Okonkwo’nun kulübesinde onun ağzından hayatını dinliyormuş hissi veriyor. Bir toprağın dilini en iyi o toprağın ekmeğini yiyen anlıyor gerçekten.

Takashi Matsuoka – Serçe Bulutu (Japonya/Asya)
İthaki Yayınları, 544 Sayfa
Okunan Tarih: 3/7 Şubat 2015
Yorum: Efsanevi samuraylar döneminin sonu, modern Japonya'nın az öncesi. Masal gibi bir dönem. Bir yanda intiharın bile seromonisini yapan bir ırk diğer yanda inancını yaymak uğruna dilini dahil bilmediği topraklara savunmasızca giden insanlar. Lord Genji'ye göre diğer ülkeler her alanda kendini geliştirirken gururla oyalanmak hatasına düşen o Japonya'yı okurken, belki de asıl hatayı o ülkeler gibi olmakla yaptı diye düşünmeden duramıyor insan. Zira ilerleme işini çok yanlış anlamış varlıklarız.

Bir ilk roman olarak, gerek anlatım, gerek olay örgüsü, gerekse karakterleriyle gayet başarılı ve akıcı. Yazım tarzı bakımından özellikle de Genji karakteriyle yer yer eğlenceli batılı bir tarz öne çıkarken, ruhsal çözümlemeleri ve felsefesiyle uzakdoğunun dinginliği insanı sarmalıyor. Yani içeriği gibi tekniği de doğu/batı sentezi denilebilir.

10. Kategori (10 puan): Yayınlanmış tek bir romanı olan bir yazarın "o" romanı.

Yine Uzakdoğu Sponsorum namıyla anıp durduğum değerli arkadaşımın kitaplarını şöyle bir gözden geçirip hallettiği bir kategori oldu.

 J. D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar
Yapı Kredi Yayınları, 208 Sayfa
Okunan Tarih: 8/9 Şubat 2015
Yorum: Kitabın henüz başlarında gerek konuşma dili tarzındaki yazım türü gerekse de karakterin kopukluğundan ötürü aklıma ilk gelen, Holden'ın biraz daha büyüyünce Otomatik Portakal'ın Alex'i olmuş olabileceğiydi. Gerçekten esin verdiyse hiç şaşırmam şahsen.
İnsanoğlunun bitmek bilmez arayışına güzel bir örnek. Hepimizin içine var olan o boşluğa lise çağındaki bir veledin gözünden çarpıcı bir bakış atılmış. Bugüne göre yeni bir şey söylemiyor olabilir. Hatta karakterin zengin çocuğu olmasından girilip "rahat batıyor"a kadar gidilebilir. Ama bu tür eserleri yazıldıkları dönem şartları dahilinde değerlendirmeyi unutmamak gerek. Dolayısıyla bir klasik değerinde olmayabilir ama 50'lerin tutucu Amerikası için cesur bir çıkış.

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Komik bir şekilde kategorinin yabancı yazar kısmında şimdiye kadar sadece ismen duyduğum iki yazarın cinsiyetlerini fena halde karıştırmış olduğumu fark ettim.:) Ayrıca yine bu kısımda taaa Ankaralardan gelen çok değerli bir misafirim var :)

Sidney Sheldon – Bana Düşlerini Anlat
Altın Kitaplar, 299 Sayfa
Okunan Tarih: 10/11 Şubat 2015
Yorum: Dikkat çekici bir psikolojik gerilim. İlk başlarda olayın temeli bir gizem olarak sunulduğu için açık vermeden yorumlamak zor. Hukuksal açıdan çok çetrefilli bir konusu var. Ayrıca hem tıbbi hem etiksel açıdan da halen tartışmalı bir durum. Düşünüyorum da romandaki ilgili kişi için ben gönül rahatlığı ile suçsuz diyemezdim sanırım. İnsanı ikilemde bırakan türden bir eser. Fakat olay kurgusu biraz basit. Yazım dili olarak ise akıcı.

Kevser Ruhi – Saçları Deli Çoruh
Gürer Yayınları, 173 Sayfa
Okunan Tarih: 12 Şubat 2015
Yorum: Hatıradan başlayıp masala dönüşen, gerçekten çıkıp hayale bürünen öykülerden oluşan kitap akıcı ve şiirsel yazım diliyle dikkat çekiyor. Öykülerin ortak yanları hayalleri. Hayal edilen bazen bir sınırın öte yanı bazen özlenen biri bazense beklenen ve hatta belki de hiç tanınmayan biri. Hayal etmenin, özlemenin, beklemenin öyküleri. Ne kadarı gerçek sorusunu aratmayan illa soracak olanlara da şu çarpıcı paragrafla cevap veren bir eser.

"Yazar yalanlar söyler. Gerçeği alır, sizin gerçeğiniz olmaktan çıkartır, paramparça eder, parçaları kafasına göre birleştirir, kendi gerçeğini yaratır. İnandırır. inanmadığı sözler de söyleyebilir ama onları yazdıktan sonra hem kendi inanır hem sizi inandırır. Bu yorgun fotoğraf içinde, olsa olsa kuru fasulyeli kektir yazar. Evet. Öyledir, fasulyedendir, siz onun kestaneli pasta olduğuna inanırsınız."


Küçük İskender – Flu’es
Parantez Yayıncılık, 296 Sayfa
Okunan Tarih: 13/14 Şubat 2015
Yorum: Oldukça cüretkar bir iş, sert bir roman. Gerçi roman diyorum ama edebi tür olarak oldukça karışık. Şiir, roman, öykü karışımı hatta çizim ve fotoğraf desteği de mevcut. Arada altı çizilesi cümleler olmakla birlikte içerik olarak fazlasıyla rahatsız edici unsurlar var. Konu olarak da tam bir bütünsellik taşımıyor ancak yine de meraktan olsa gerek bir şekilde kendini okutturuyor.


V.C.Andrews – Ruby / Çatıdaki Kvılcım
Altın Kitaplar, 382 Sayfa
Okunan Tarih: 15/17 Şubat 2015
Yorum: Nadir olarak bir serinin ilk kitabına denk gelmiş olsam da pek devamını okuma gibi bir hissiyat uyandırmadı bende. Cajun gibi farklı bir etnik kökeni ele alan, kördüğüme dönmüş sırlar üzerine kurulu bir aileyi anlatan sıradan bir roman. Ruby karakterinin salaklığa varan saflığı da ilgimi büyük ölçüde azalttı diyebilirim. Yazım dili olarak akıcı, kurgu olarak da pek sıkıntısı yok. Fakat kişisel olarak beni çekemedi bir türlü.


15. Kategori (10 puan):Goodreads'in "Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap" listesinden bir kitap.
Şu an için listede 27. sırada bulunan bir eseri seçtim.

Charles Dickens – Büyük Umutlar
Boyut Kitapları, 332 Sayfa
Okunan Tarih: 18/20 Şubat 2015
Yorum: Miss Havisham gibi orijinal bir karaktere sahip, namını hak eden bir klasik. Birer birer boşa çıkan "büyük umutlar" okuyucuya kasvet verse de diğer yandan çıkartılacak dersler de umut aşılamayı sürdürüyor. Ayrıca Victoria Dönemi'nin toplumsal yaşamı, gündelik hayatın zorluğu ve halkın değer yargılarındaki çelişkilerin de altını çiziyor. Karakterlerinin canlılığı ile dikkat çeken romanda özellikle merkezinden kırsalına kadar İngiltere atmosferi büyük bir başarıyla verilmiş.



2. Ay Okunan Kitap Sayısı 14 = 140 Puan

2. Ay Okunan Sayfa Sayısı 3812 = 38 Puan

19. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 30 Puan

20. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 40 Puan

21. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 30 Puan

2. Ay Toplamı 278

Genel Toplam 450 Puan



Pınar Hanım'a ve desteğini kmlerce öteden yetiştiren Eral Ablam'a teşekkürlerimle.

10 yorum:

  1. Güzel okumalar olmuş kutlarım... Stendal'ı okumayı düşünüyordum ama yorumunuzdan sonra okumayacağım sanırım... Le Guin'den 11 tane kitap okudum bir tane de okunmayı bekleyenler arasında var ama bu kitaba denk gelmedim nedense :) aynı şekilde Coelho'nun başka kitaplarını okumama rağmen Simyacı kaldı... Mülksüzleri okuyabilirim ama Coelho'dan bir daha okumak istediğimi sanmıyorum... Serçe Bulutu'nu çok sevmiştim yeniden okuyabilirim keza Tanios Kayası'nı da öyle...Çavdar Tarlasındaki Çocuklar konusunda ise ortada kalmıştım...abartıldığı kadar güzel bulmamıştım... zaten ''mutlaka okunması''gerekenler bana pek uymuyor :)) daha nice okumalara....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Coelho zirvede bıraksaymış iyi olacakmış :) Serçe Bulutu sevilmeyecek gibi değil. Benim de bestseller/çok satanlara karşı bir alerjim var, önyargılı olmamaya çalışıyorum ama medyanın gücüyle şişirilmiş kitapların sayısı hiç de az değil maalesef. Umarım nice nice :))

      Sil
  2. Merhaba! Seni en sevdiğim bloglardan birine sahip olduğun için blogumdaki kitap etiketine mimledim, soruları cevaplarsan çok sevinirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam, sanırım bu davet Eral Ablam'a. Yine de hemen blogunuza baktım tabi. Sorular çok keyifli. Ben de cevapları merakla bekliyorum :)

      Sil
  3. Tembel Mehtap yazamadı rapor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Ciddi vakit alıyor doğrusu. Merakla bekliyoruz efendim.

      Sil
  4. Ne güzel oluyor bu şenlikler, hem insan çok farklı kitaplar keşfediyor hem de bilmece gibi insanı araştırmaya sevk ediyor, keyifli okumalar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Okuması ayrı, araştırması ayrı, kim ne okumuş bakalım diye kurcalaması ayrı keyifli. Teşekkürler, her zaman tüm kitapseverlere...

      Sil
  5. Vaaaaaaaww muhteşem bir performans. Tebrikler canım.
    Kırmızı ve Siyah'ı Can Yayınevinden okudum. Zorlayıcı bir eser ama çok güzel. Mutlaka okunması gerekiyor diye düşünüyorum.Mülksüzler,Tanios Kayası okuma listemde. Simyacıyı hiç sevmemiştim.Serçe Bulutu nu çok merak ediyorum. Eser evde okunmayı bekliyor. İnşallah kısa zamanda elime alabilirim. Çavdar Tarlasında Çocuklar ını ben sevmiştim. Bana Düşlerini Anlat neydi:))) Hatırlamaya çalışıyorum:))) Biliyorsun ben bu eseri sevmiştim.Küçük İskender hiç okumadım. Büyük Umutlar da okuyacak kitaplarım arasında.
    İşte böyle canım. Bir ayı daha devirdik. Darısı bu ayımızın başına.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ablacım. İş yoğunluğundan farkedemedim ama iyi okumuşum hani :) Kırmızı ve Siyah nasıl desem önemli bir eser tabi ama yaşasın Rus Edebiyatı demek istiyorum :)) Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı ben de sevdim. Büyük Umutlar'ı mutlaka tavsiye ediyorum. Evet aylar peşpeşe devriliyor yalnız, nasıl da akıyor zaman. İnşallah daha nice ayların hatta.

      Sil