23 Mart 2015 Pazartesi

Kış Okuma Şenliği Şah-Rû’nun (Neslihan) 3. Ay Raporu

2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya foto roman.
Kategoriyi gördüğüm andan itibaren aklımda mutlaka bir manga okumak vardı. Kıskandırmak gibi olmasın ama tam yılbaşı üstü fırtınanın içinden çıkıp işyerimin kapısında beliren vefakar ve cefakar bir arkadaşım, şirin mi şirin bir kutunun içine bizzat kalıplara döküp şekillendirdiği çikolatalar ve yine bizzat elleriyle yapmış olduğu chocolate chip cookies doldurduğu minik paketçiklerin altına benim için hazine değerinde olan bu eseri saklamış. Son zamanların en başarılı mangalarından biri olan Death Note’un bu özel bölümü hem de böylesine özel koşullarla gelmişken şimdi tam da burada okunmaz mı yani? :)

Yazar; Tsugumi Ooba, Çizer; Takeshi Obata  – Death Note Cilt 13
Akılçelen Kitaplar, 288 Sayfa
Okunan Tarih: 21/22 Şubat 2015
Yorum: Tam koleksiyonluk bir eser olmuş. Karakter tanıtımları, hazırlık ve oluşum aşamaları, tüyolar, bilgiler, en etkileyici bölümlerden kareler... Yazar ve çizer Ooba ile Obata üstadların röportajları ve keyifli sohbetleri de cabası. Fikirleri uyuşsa da kişilik olarak birbirlerinden o kadar farklılar ki L ve Kira'yı anımsatmıyor değiller hani.:) Yalnız ne kadar zor işmiş manga çizmek ve sürekli yayın hazırlamak. Önce yazar tarafından hikaye oluşturulup taslak olarak hazırlanıyor daha sonra çizere gönderilerek mangalaştırılıyormuş. Kare bölünmeleri ve kadrajlama çizerin sorumluluğuymuş. Ben hep birlikte çalışıp karar verdiklerini düşünüyordum. Oysa neredeyse hiç bir araya gelmemişler.

Ek olarak sonlara doğru kısa eğlenceli hikayelerden oluşan bir bölümle yine kısa fakat seriden bağımsız bir macera daha yer alıyor.


7. Kategori (10 puan): Tarihi kurgu türünde bir roman.
Bu kategori için aklıma ilk gelen klasiklere başvurmak oldu. Fakat kütüphane sakinlerim arasında farklı bir kitap buldum. Hawaii’nin günümüzden 100 yıl önceki halini yani çok az bilinen cüzzam kolonisinin sürgün yeri olduğu zamanları anlatan, bazı karakterleri gerçek kişilerden esinlenerek yazılmış ilgi çekici bir eser.
Alan Brennert – Moloka’i / Bir Düşten İbaret
Martı Yayıncılık, 530 Sayfa
Okunan Tarih: 23/26 Şubat 2015
Yorum: Günümüzün turizm cenneti Hawai'nin pek bilinmeyen geçmişine dair destansı bir roman. "Koparan hastalık", çocukları ailelerinden aileleri sevdiklerinden koparan cüzzamın, yüksek derecede bulaşıcı kabul edildiği zamanların sürgün adası. Dünyadan soyut bir halde bırakılan, dışlanan, kendi toplumlarını oluşturmaya zorlanan insanların hikayesi. Gerçi hikaye deyip geçmek pek doğru olmaz zira gerek yaşanan olaylar, gerekse gerçek insanlardan kurgulanmış veya kayıtlarda geçen isimleri değiştirilerek yer almış karakterleriyle aslında bir nevi bir toplumun yaşam öyküsü denilebilir. Bu gerçeklik, birebir kendileri olmasa bile bunları yaşayan insanların olduğunu bilmek etkiyi çok daha artırıyor. Öyle ki yer yer gözyaşlarımı zapt edemedim. Eserin bir ilgi çekici yanı daha var ki o da dünyanın nasıl değiştiğini görmek. 1891 yılından 1970 yılına kadar geçen süreçte, sinemanın icadından Pearl Harbor'a, atom bombasından, troleybüse kadar iz bırakmış bir çok tarihi gelişme de yer alıyor. Kurgu olarak oldukça akıcı ve sürükleyici olmakla birlikte baskısı pek başarılı değil maalesef. Çok yerde harf hatta kelime hatası mevcut. Bir de keşke Hawaiice kelimelerin Türkçe karşılıkları dipnot düşülseymiş.

14. Kategori (10 puan): 20. yüzyılda Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazardan bir kitap.
Bu kategoriyi çoktandır almak istediğim bir kitabı İdefix Sanal Kitap Fuarından “düşürmek” :) suretiyle tamamladım.
William Golding – Sineklerin Tanrısı
İş Bankası Kültür Yayınları, 261 Sayfa
1983 Nobel Edebiyat Ödülü
Okunan Tarih: 27 Şubat - 1 Mart 2015
Yorum: Aslında temelde alegorik falan olmayan bir eser. Zira insanı yine insanla anlatmıştır. Evet hem dünya siyasetinin, hem dinlerin, hem insanlık tarihinin eleştirisi olarak da incelenebilir. Ki hepsine birden uyarlanabilmesi büyük başarıdır. Fakat hepsinin özünün insan olduğunu da düşünürsek bu alegori değil, yaşı kaç olursa olsun özünde ne kadar korkunç varlıklar olduğumuzun külçe gibi önümüze konmasıdır. Çağının okurlarını dehşete sürüklemesine şaşmamalı. En masum olan çocuklardır ya hep, kazın ayağı öyle değil işte. İnsan her yerde insan. Peki kurtuluş nerede? Cehenneme dönen adada mı yoksa adanın dışındaki cehennemi savaşta mı? Kaya gibi sert, cesur, rahatsız edici, düşündürücü, girdap gibi içine çeken bir eser.

Esere dair iki tavsiyem var.
1- Mümkünse, çokça değinildiği üzere Mina Urgan çevirisi ile okuyunuz.
2- Halen dünyaya pembe gözlüklerle bakanlardansanız okurken umudu kaldırıp rafa koyunuz.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bu önemli ve daima desteklediğim kategoride, müthiş değerli bir eseri büyük bir mutluluk ile okuyacağım. Sevgili Eral Ablam, verdiği destekler yetmiyormuş gibi bir de bana bu şahane hediyeyi yolladı. Aslında hediyeler demeliyim çünkü daha ne güzellikler çıktı o paketin içinden. Bu kategoriyi aramızda kilometreler yokmuş gibi eşzamanlarda beraber okuyacağımız için de ayrıca mutluyum.

Miguel de Cervantes Saavedra – Don Quijote
Yapı Kredi Yayınları (2 Cilt), 906 Sayfa

17. yüzyılda İspanyol Engizisyonu tarafından hayırseverliğin değersiz kılındığı gerekçesiyle önce tamamen yasaklanmış, daha sonra sansürlü olarak basılmasına izin verilmiştir.  Eser ancak 19. yüzyıldan itibaren eksiksiz olarak basılabilmiştir.

1. Cilt
Okunan Tarih: 2/6 Mart 2015
Yorum: Bir nevi batının Binbir Gece Masalları tadındaki bu eser, roman tarzının öncüsü olduğu için hakkıyla taşıdığı bir tarihi öneme sahip. Muhtemelen postmodernizmin de -üstelik henüz oluşmamış bir kavramken- ilk örneklerinden olan roman, kurgusuyla da dikkat çekiyor. İnebahtı Savaşı'nda Osmanlı'ya esir düşen Cervantes'in, İspanya'ya yönelik duygularını simgesel olarak bolca kullandığı eseri, hicivdeki cesaretiyle de Engizisyon'dan bolca nasibini almış. Bu dolu dolu macerada beni şaşırtan bir olgu da kendi dönemi için şaşılacak derecede keskin mizah içermesi oldu.

2. Cilt
Okunan Tarih: 6/10 Mart 2015
Yorum: Eserin ilk yarısına göre daha gerçekçi. İlk bölümdeki sınırsız ve hatta fütursuz hayalgücü biraz geriye çekilmiş, karakterler daha mantığa yaklaşmış. Ama bu kesinlikle maceraların güzelliğini ve eserin eğlencesini etkilememiş. Bununla birlikte ciddi anlamda ibret alınacak kısımlar var ki özellikle de Don Quijote'nin yöneticilik ile ilgili nasihatleri alıp duvara asmalık.

Bütüne bakıldığına ise o hayalgücüne hayran olmamak elde değil. Tamam ilham açısından çok şanslı bir dönem fakat tam da sonelerin, tragedyaların, şiirlerin çağında böyle düz yazıyla bir roman yazmak ve tüm bu maceraları kurgulamak müthiş bir şey. Kesinlikle okunmalık ve hayran olunmalık bir eser. Zira çocukluğumuzdan hatırladığımız çizgi film uyarlamalarından ya da Milli Eğitim’in çocuk baskılarından çok daha fazlası. Ayrıca Yapı Kredi Yayınları çevirisinden kağıt kalitesine kadar harika iş çıkartmış, tebrikler.

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): Türk bir yazardan bir üçleme veya aynı seriye ait üç kitap.
Bu kategoriyi de Uzakdoğu sponsorum karşıladı. Şu listeyi gözden geçirirken bir daha fark ettim ki ne güzel arkadaşlarım var benim yaa :)

Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar Üçlemesi
Ölmeye Yatmak - Dar Zamanlar 1
Everest Yayınları, 400 Sayfa
Okunan Tarih: 11/14 Mart 2015
Yorum: "Cumhuriyet" çocuklarının yaşamına bambaşka bir bakış. Tarihte sancısız geçmiş bir dönem yok, kimileri öyle gözükse de. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının sancılarını da en çok tam bu geçişin ortasında kalanlar çekmiş görünüyor. Ailelerin dayattığı geçmiş ile henüz kendileri de tam aydınlanamamış fakat iyi niyetli öğretmenlerin yönlendirdiği gelecek arasına sıkışmış çocuklar... Her biri bu çabaların ve direnişlerin ortasına bir şekilde yollarını çizen çocuklar...

Karakterleri capcanlı, kesinlikle tek bir renk olmayan eser, baş karakter Aysel'i eksenine oturtarak başarılı bir bilinç akışı tekniği ile ilerlemekte. Bir diğer dikkat çekici nokta ise geriye dönüşlerde kullanılan haberler ve reklamlar gibi o tarihlere ait gerçek bilgilerin başarıyla aralara serpiştirilmesi.

Bir Düğün Gecesi - Dar Zamanlar 2
Everest Yayınları,  380 Sayfa
Okunan Tarih: 15/18 Mart 2015
Yorum: Üçlemenin ortası ve belkemiği sayılabilecek roman tam bir 70'lerin Türkiyesi panaroması. 12 Mart ekseninde ancak bir düğün gecesinde bir araya gelebilecek, ilk kitaptan tanıdığımız ya da geldiklere yerlere bakarsak tanıdığımızı sandığımız karakterlerin derinliğine inen eser iç ses tekniğinin en başarılı örneklerinden biri kesinlikle. Başkarakter Aysel'i geri plana alıp hayatında öne çıkan isimlerin beyinlerinde bir yolculuğa çıkarırken, sıkı bir toplumsal eleştiriden de geri kalmıyor. Yazarın bu eleştiride çizdiği tablo ise oldukça sert, haniyse eyvallahsız.

Hayır - Dar Zamanlar 3
Everest Yayınları, 305 Sayfa
Okunan Tarih: 19/20 Mart 2015
Yorum: Üçlemenin finali, ilk iki kitabın aksine daha soyut bir anlatım içeriyor. Yani ilk kitaptaki bilinç akışı ve ikinci kitaptaki iç ses teknikleriyle birlikte her kitapta farklı bir yazım tarzı kullanılmış. Sırf bu bile eseri farklı bir seviyeye yükseltiyor.

Başlangıç gibi kapanış da başkarakter Aysel ile oluyor. Bu sefer 80'lerin Türkiyesi resmedilirken, yine dönemin siyasi gündemiyle birlikte gözler aydınlara çevrilmiş. "Hayır" demesini bilen ve bilmeyen aydınların seçtikleri yollar Türkiye'nin yakın tarihine çıkıyor.

Bir bütün olarak bakıldığında ise üçleme, içerdiği dönemin portresini oldukça canlı bir şekilde ortaya koyan, lafını esirgemeyen, net bir yazım diline sahip Türk edebiyatının yüz akı eserlerinden biri.

3. Ay Okunan Kitap Sayısı 7 = 70 Puan

3. Ay Okunan Sayfa Sayısı 3070 = 30 Puan

22. Kategori Tamamlandığı İçin Ekstra 40 Puan

3. Ay Toplamı 140

Genel Toplam 590 Puan

Zaman nasıl geçiyor yav. Bir etkinliğin daha sonu gelmiş bile. Pınar Hanım’a ve Eral Ablam’a bu dolu dolu geçen zamana katkılarından ötürü teşekkürlerimle.

13 yorum:

  1. ay bi dakka çaklıt çip kukies ve det not mu. offff mutluluğa bak yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Aynen öyle. Çok esaslı arkadaşlarım var şükürler olsun.

      Sil
  2. Neslihancığım, senle birlikte Don Kişot gibi bir baş yapıtı okumak benim için çok keyifli oldu. Don Kişot'u ben de çok çok beğendim. Tarihteki ilk modern roman sayılan bu eseri senin de belirttiğin gibi YKY dan okumak gerekiyor.
    Sineklerin Tanrısı hala kitaplığımda okunmayı bekliyor:(
    Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar Üçlemesi'nin ikinci eserini aldım. Bunun bir üçlemenin ikinci eseri olduğunu bilmiyordum sen okuyana kadar. öğrendiğim iyi oldu canım. Bahar okuma şenliğinde hangi kitapları okuyacaksın listeni merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aynı kitabı okumak aynı şehirde aynı havayı soluyormuşuz gibi hissettirdi. Kesinlikle başyapıt tanımını hakeden bir eser. Dar Zamanlar Üçlemesi de Türk Edebiyatı'nın çok değerli eserlerinden biriymiş. Okumasaydım böyle bir eserden mahrum kaldığımı bilmeyecektim. Etkinliğin yararlarına bakar mısın? :) Listem akşama, toparladığım kadarıyla hazır olacak inşallah :)

      Sil
    2. "Dar Zamanlar" serisi üçleme değil artık dörtleme :) Dördüncü "Dert Dinleme Uzmanı" imiş Ben de az önce farkettim.Geçen yıl çıkmış.

      Sil
  3. ayrıca, don kişot, gelmiş geçmiş en iyi roman seçildi. doğru, roza hakmen çevirisi olcak, yky kazım taşkent serisinden. dar zamanlar da türk edebiyatında ilk on içinde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deep bunu Neslihan cevaplayacak ama bende lafınızın arasına girmiş gibi olmayayım ama Don Kişot diyence duramadım arkadaşım:)) Senin gibi bir okur bu eseri okumuştur. Bence de yazıldığı zamana bakarak yorumlamak gerekirse eğer Don Kişot gelmiş geçmiş en iyi romandır diyebilirim. Dar Zamanlar Üçlemelerini tamamlayacağım söz:))

      Sil
    2. Roman kavramını başlatan roman olarak hakkıdır doğrusu :) Dar Zamanlar da muazzam bir eser gerçekten.

      Sil
  4. Güzel okumalar olmuş kutlarım:) ben Don Kişot'u okumadım, bugüne kadar da pek ilgimi çekmemişti ama yorumlarınızı okuyunca merak ettim şimdi... Epeydir okumak istediğim ama bir türlü kısmet olmayan Moby Dick'in yanına Don Kişot'u da ekleyeyim o zaman... Dar zamanlara gelince ilk iki kitabı 18-19 yaşlarımda okumuştum güzeldi ama bana çok kasvetli gelmişti sonuncu kitabı 24 yaşımda okudum onu daha çok sevmiştim... eminim üçünü bugün okusam daha çok seveceğim... bahar şenliği için size de kolay gelsin sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yaşta alınan zevk farklı gerçekten. Yaşanmşlık insana çok şey katıyor. Bazı eserler 3-5 yılda bir tekrar okunmalı diye düşünüyorum. Etkinliğin bazı kategorilerinde yapıyorum bunu hatta. O açıdan da yararlı oluyor. Teşekkürler size de :)

      Sil
    2. Ben de önemli klasikleri 2. kez okumaya çalışıyorum ama çok da bu şekilde gitmek istemiyorum çünkü o kadar çok kitap var ki zamanı da tasarruflu kullanmak lazım :) sevgiler...

      Sil
  5. Molakai'yi ben de çok beğendim.Ayşe Kulin'in "Türkan" kitabını okumadıysanız onu da okumanızı öneririm.Dar Zamanlar üçlemesini de okumuştum.Güzel yorumlamışsınız.Sineklerin Tanrısı'nı da öyle..Don Kişot'u da Pınar'ın etkinliklerinde 26 Eylül'de okumaya başlayacağız nasip olursa..Selam ve sevgiler...

    YanıtlaSil