13 Kasım 2015 Cuma

Güz Okuma Şenliği 2015 Neslihan’ın (Şah-Rû) İlk Yarı Raporu

Hayatımın baya yoğun bir tempoya girdiği bu dönemde okuma hızım önceki dönemlere göre oldukça düştü. Bununla birlikte ola ki şenlik boyunca tek bir kitap okusam bile onu da gider bir kategoriye uydurur tek kitapla da olsa bu harika etkinliğe katılırdım.:)

9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).
Baya düşeş geldi bu kategori.:)

Yaşar Kemal – Tanyeri Horozları/Bir Ada Hikayesi 3
Yapı Kredi Yayınları, 441 Sayfa

Okunan Tarih: 23/29 Eylül 2015
Yorum: Serinin üçüncü kitabında mevsim yazdan güze, güzden kışa dönüşürken Karınca Ada iyice doluyor, insanlar savaşın yaralarını az da olsa sarmayı başarıyor. Savaşın ve mübadelenin geride bıraktığı yıkımı incelikle ele alan usta aynı zamanda Karınca Adası üzerinde bir araya getirdiği her kökenden her kültürden insanla da bir toplum örneği sunuyor. Özellikle öyle pembe gözlüklerle bakıp “ve hep birlikte mutlu yaşadılar” masalıyla değil geleneklerin, göreneklerin, savaşın ve yokluğun yorduğu karakterlerin ve hatta acıların, yaraların nasıl çakışabileceğini ortaya koymasıyla değerini bir kez daha kanıtlıyor. Görünen o ki tüm çabalara rağmen Karınca Ada gibi bir cennet parçasında bile ideal düzen kurulamıyor. Kitabın sonunda Kaçak Hasan’ın anlattığı daha doğrusu moda tabirle yardırdığı Adem ile Havva’nın hikayesine bakacak olursak zaten insanoğlunun olduğu yerde kusursuz düzenin olması namümkün. Yine de belki o hayale en yakın yer tanyerinde horozların öttüğü bir adadır…  

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.
Eral Ablam’ın tavsiye etmekle kalmayıp bir de taa Ankaralardan bana ulaştırdığı Yalçın Tosun’un iki kitabından Peruk Gibi Hüzünlü isimli öykü kitabını Yaz Okuma Şenliğinde okumuştum. Bu yazarın okuduğum ilk eseriydi. Madem kategori de sıradaki kitabı işaret ediyor, okumayayım mı yani.:)

Yalçın Tosun – Dokunma Dersleri
Yapı Kredi Yayınları, 121 Sayfa

Okunan Tarih: 30 Eylül / 1 Ekim 2015
Yorum: Yazar, Peruk Gibi Hüzünlü'ye göre biraz daha ilerlemiş, daha çeşitli ve toplumca bal gibi bilinip de bilinmezden gelen konulara daha derin değinmiş. Özellikle bu içgüdülere/duygulara/eğilimlere/yaşamlara sahip insanların birer canavar olmadığı vurgusu çok yerinde. Kaldı ki bir çoğumuz da benzer hisler yaşadığımız gibi kimi öykülerde baştan sona olmasa bile bir an için aynaya bakmış kadar oluyor insan. Hikayelerde yine en çok hissedilen baskın his hüzün. Öykülerin her biri düşündürüyor ama son öykü, Herkes Kendi Gemisinde, fon olarak kullanılan ve oldukça sert bir film olan Gemide ile hikayenin naifliğinin tezatlığındaki başarı ile bir adım öne çıkıyor.

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap.
Bir ara o kadar alıntısına denk gelmiştim ki herhalde okumayan bir ben kaldım diyerek almıştım. Ve halen okumadığıma göre kesin bir ben kaldım.:)

Ahmet Altan – İçimizde Bir Yer
Alkım Yayınevi, 158 Sayfa

Okunan Tarih: 2/4 Ekim 2015
Yorum: Sanırım Amet Altan’ın Aktüel’deki denemelerinin bir derlemesi. Dergiyi okumayanlar için iyi ama düzenli okurları için pek hoş bir tekrar olmamıştır muhtemelen. Yanız bir derleme olarak pek başarılı değil çünkü konu bağlantıları sıkıntılı. Belki konudan konuya geçiş daha alaka düzeyine göre yapılabilirdi. Dünya edebiyatının büyük isimlerinin hayatlarından örneklerle bilincimizi eşeleyen yazılarda hak verdiren bir çok tespit mevcut. Bununla birlikte yeni ya da mucizevi bir şeyler söylemiyor. Tabi sıktığı da söylenemez. Düz bir kitap.

15. Kategori (10 puan): Biyografi/otobiyografi/anı türünde bir kitap.
Anne kütüphanesine müracaat.:)

Anna Pasternak – Prensesin Aşkı / Bir Tahtı Sarsan Skandal
AD Yayıncılık, 159 Sayfa

Okunan Tarih: 5/7 Ekim 2015
Yorum: “Halkın Prensesi” Diana ve mutsuz evliğinde kalbini kaptırdığı Yüzbaşı James Hewitt’in yaşadığı fırtınalı aşkı yüzbaşının bakış açısından ele alan eser, her ikisinin de hayatları hakkında bolca bilgi vermekle birlikte ayrıntılı olarak ilişkilerine ayrılmış olduğundan yarı biyografik sayılır. Hüzünlü prensesin kraliyet ailesinde bir türlü kabul görmemesi, dışarıdan oldukça parlak görünen evliliğinin tam bir facia oluşu, uğraştığı sağlık sorunları gibi zamanında basına açıkça yansımayan, hep söylentilerden ibaret kalan bir çok acı gerçek bu eserle ortaya dökülmüş. Hewitt’in anlatmasında ilişkilerinin bitişinin getirdiği bir öfke var mıydı bilinmez ama belki o da yalnızca sevdiği kadın gibi dile getirilmeyen tüm gerçeklerin ortaya çıkmasını, bu yolla biraz olsun özgürleşmesini istemiştir.


8. Kategori (10 puan): Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (Bu kategoride tavsiyelerine güvendiğiniz ve tanıdığınız birine gidip ne okuyacağınızı sorabilirsiniz veya bir yakınınızdan kütüphanenizden okumanız için rastgele kitap seçmesini isteyebilirsiniz. Kendi kendine karar vermek yok).
Sevgili iş arkadaşımın mutlaka okumanızı isterdim diyerek bahsettiği ve bir sabah masama bırakarak güzel bir iş gününe başlamamı sağlamış olan kitabı bu kategori için biçilmiş kaftan oldu. Şenliği sayemde bilmekle birlikte kategorileri bilmiyordu. Yani bilmeden de olsa kendi kendini kategorize etmiş oldu.:) Ayrıca insanın en az kendi kadar kitap ve tiyatrosever bir iş arkadaşı olması da güzel bir şey.

İlhan İrem – Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları
Ka Kitap, 128 Sayfa

Okunan Tarih: 8/9 Ekim 2015
Yorum: Sanatçı kelimesinin gerçekten hakkını veren değerli sanatçı İlhan İrem, Cumhuriyet Gazetesi ve Oda Tv yazılarndan oluşan politik kitabında son dönemin Türkiyesinin halini lafını esirgemeden ortaya koyuyor. Bestelerinin insanı saran yumuşaklığının aksine kelimeleri bir tokat sertliğinde seçen usta, en azından birilerini sarsmak ve uyandırmak istercesine sakınmadan korkmadan her bir satırda hissedilen cumhuriyete olan bağlılığı ve ülkesine olan sevgisiyle yazmış. Özellikle en yakın tarihimizden örneklerle duyarlılığını ve bilinçliliğini gözler önüne sererken, toplum olarak ne kadar balık hafızalı olduğumuzun da altını çiziyor. Bazı “tabirlere” hüzünle gülerek katıldım, cuk olmuş doğrusu. Güneş ülkesinin ışığı üzerinden, üzerimizden eksik olmasın…      

2. Kategori (10 puan): İsminde güz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güz mevsiminde geçtiği bir kitap.
Klasik bir seçim olacak ama uzun zamandır tekrar okumak istediğim bir eserdi. Fırsat bu fırsat diyerek kategoriyi değerlendirdim. Şahsen bazı eserlerin çeşitli olgunluk dönemlerinde tekrar okunması taraftarıyım.

Mehmet Rauf – Eylül
Karınca Kitabevi, 285 Sayfa

Okunan Tarih: 10/16 Ekim 2015
Yorum: Lise yıllarında okuduğum için bir süredir tekrar okumak ve eserden bu sefer nasıl bir anlam çıkardığımı gözlemlemek istiyordum. İlk olarak çıkardığım sonuç şu ki o zamanlar eserin zor aktığını düşünmüştüm şimdiyse tam aksine ağır bir dile sahip olmakla birlikte akıp gittiğini fark ettim. Sanırım hayatı daha tanımış olmak ve duyguları daha olgunlukla karşılıyor olmak bakış açısını da bir hayli değiştiriyor. Türk Edebiyatı'nın ilk psikolojik eseri olarak fazlasıyla haklı bir öneme sahip. Tabi burada psikolojiyi sadece karakterlerin düşüncelerine yer vermek olarak anlamamak gerek. Ruh hallerinin içeriği çok dikkat çekici. Gerek kitabın yazıldığı gerekse eserin içerdiği dönemde toplumsal hayatta pek de yeri olmayan ya da en azından söz hakkı bulunmayan diyelim, kadının ilk kez içinde bulunduğu evliliği sorgulaması, kendi duygularının sesini dinlemesi, aslında genel olarak neredeyse ilk kez hayatı algılıyor olması gibi çağına göre çok cesur bir psikolojiye sahip. Diğer karakterler de bir hayli detaylı fakat Suat karakteri kitabı sadece çıkmaz bir aşk hikayesi olmaktan çok öteye taşıyor. Aynı zamanda bugünün şartlarıyla bakacak olduğumuzda iletişimsizliğin hemen her sorunun temelinde olduğu fark ediliyor. Diğer yandan her şeyi hızla tükettiğimiz bu çağda elleri bile temas etmeden böylesine ince duygular böylesine derin hezeyanlar yaşayabilmeleri de masalsı geliyor. Hakikatten büyüdükçe kirleniyor dünya.

5. Kategori (10 puan): Esas mesleği öğretmenlik olan bir yazardan bir kitap.
Acaba hayatının bir döneminde öğretmenlik yapmış olan bir yazarı kabul olur mu diye düşünürken kütüphanemde kategoriyi birebir karşılayan ustayla gözgöze geldim.

Rıfat Ilgaz – Hoca Nasrettin ve Çömezleri
Çınar Yayınları, 142 Sayfa

Okunan Tarih: 17/18 Ekim 2015
Yorum: Hiciv ustası Rıfat Ilgaz'dan bir Nasrettin Hoca güzellemesi. Nasrettin Hoca fıkralarını taşı gediğine koyan türden bir romana dönüştüren usta zamansız bir esere imza atmış. Ne yazık ki romanda karşılaştığımız ve bir kısmını fıkralardan tanıdığımız "her devrin adamları" her devir varolmaya devam edecekler. Halk da görünen o ki aynı aymazlıkla yaşayıp gitmeye. Arada olan Hammat'lara olacak. Devran, bizler ders almadıkça böyle dönüp gidecek.



13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Çifte keyifli kategori...

Franz Kafka – Şato
Alter Yayıncılık, 343 Sayfa

Okunan Tarih: 19/25 Ekim 2015
Yorum: Daha önce Dava'yı okumuş biri olarak onu ne kadar somut algıladıysam Şato'yu da o kadar soyut algıladım. Galiba Dava'nın aksine sürekli bir umut barındırmasından ve K'nın hedefine körlemesine kilitlenmesinden olsa gerek bana bürokrasinin çarklarından çok inanç sistemlerini anımsattı. Şato'nun belirsiz bir kavram oluşu, tam olarak ne içine girebilen ne de doğru düzgün bilgisi olan birileri olmadığı halde korkuyla karışık saygı duyulması, memurlara sorgusuz sualsiz adeta tapılması, bir nevi cemaatimsi yaşam tarzı ve bu tarzın dışına çıkanın dışlanması gibi detaylar bu fikrimi güçlendiriyor. Bununla birlikte aynı sebepler birebir sistem eleştirisi olarak da görülebilir. Ama şahsen bu duyguyu Dava'da daha çok hissetmiştim. Sanırım benim için en önemli ayrımı yaratan "umut" vurgusu.

Yine tamamlanamamış bir eser olarak Kafka'nın geleneksel tarzı üzere yine çoğunluğa karşı yabancılaşma, bireyselliğini savunma ve olmazsa olmaz klostrofobik mekanlar hatta klostrofobik insanlar mevcut.

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
İnanılması güç ama kült eserlerin başında gelen bu kitap bile yasaklanmış. Hadi Rusya’nın gerici bularak yasaklamasını sebepsel olarak anlayabiliyorum da Polonya’nın yasak gerekçesi olarak eseri çok kötümser bulmasına ne demeli bilemedim.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Suç ve Ceza
Alkım Yayınları, 384 Sayfa

Okunan Tarih: 26 Ekim/4 Kasım 2015
Yorum: Lise yıllarında okuduğumdan aklımda kalan “bunu en az bir 10 sene sonra tekrar okumalıyım” fikrinin ne kadar isabetli olduğunu anlamış bulunuyorum. Ciddi derecede hatırlamadığım kısımlar oldu. Haniyse ilk kez okuyora yakın bir hevesle okumuş oldum. Farkına vardığım ilk değişik bakış açısı, o zamanlar Porfiri’yi anlamaya daha yatkın oluşum. Sonra biz büyüdük ve kirlendi dünya ve Raskolnikov’un yanıbaşında buldum kendimi. Öğrenciyken insan ruhunun katmanları henüz açılmamış oluyor, bu açıdan da eserin pek hakkını verememişim. Yazar adeta Petersburg sokaklarında değil insan beyninin kıvrımlarında dolaşmış. Gerçekten edebiyat tarihinin en önemli, en insanı olduğu gibi ortaya koyan eserlerinden biri.

İlk Yarı Okunan Kitap Sayısı 9 = 90 Puan
İlk Yarı Okunan Sayfa Sayısı 2161 = 21 Puan
Toplam 111 Puan

4 yorum:

  1. Canım çok iyi okumuşsun. Okuduğun kitap sayın diğer şenliklere göre az gibi olabilir ama hemen hepsi çok ağır eserler. bir çırpıda okunacak eser göremedim. Hem okul, hem iş üstüne bu kadar baba kitaplar. Süper performans. Tebrik ederim. Neslim her zaman kitap yorumlamanı beğenirim bilirsin ama bu seferki yorumlarınla kendini aşmışsın. Acaba Türk Dili Edebiyatı okumaya başlamanın buna etkisi oldu mu diye düşündüm doğrusu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahsen ben de nicelik değil nitelik diyorum :) Yarışmıyoruz neticede, mümkün olduğu kadar okuma keyfimizi çeşnilendiriyoruz. Sen bahsedince farkettim gerçekten ağır eserler üst üste gelmiş bu sefer. Ama klasikleri zaman zaman tekrar okumanın gerekliliğine ciddi derecede ikna oldum. Aldığım lezzet o kadar farketti ki. Ayy o ne güzel övgü. Bunca yıl sonra kaşındım resmen ama öğrenci olmayı özlemişim doğrusu. Teşekkürler Ablacım.

      Sil
    2. Kesinlikle. Nicelik değil nitelik önemlidir.
      Klasikleri dönemsel okuma gerekiyor. İnşalalh bende tekrardan okuyacağım. Suç ve ceza, Karamazov Kardeşler gibi eserleri 2 bile yetmez 3 kez okusam olur diyorum:)

      Sil
  2. Ben de kitaplığımda çok uzun zamandır bekleyen Eylül'ü artık okusam diye düşündüm :) hakikaten çok iyi okumalar olmuş, kutlarım... sevgiler :)

    YanıtlaSil